Amerikalı gelin...

loading
27 Eylül, Pazar
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Amerikalı gelin...

Bazı yazılar vardır ki zamana ve zemine sığmaz… Bu aşağıdaki de onlardan biri… Geçen gün, çok değer verdiğim bir arkadaşım, en sevdiği yazılarımı sayarken, bunu da zikretti… Dönüp bir daha okudum… Bugün de cuk oturacağını gördüm… Buyrun…

Geçen akşam bir aile yemeğinde karşılaştık! Meğer bizim ailenin Amerikalı bir gelini varmış! Burdaki üniversitelerden birinde, öğretim görevlisi… Kız, Amerikalı; ama çok ilginçtir, soyunun İngiltere'den oraya göçtüğünü ve ta Fatih William dönemine kadar, ailesinin geçmişini biliyor… Ben bu düzeyde bir sofra arkadaşı bulmaktan çok memnun, keyifle içkimi yudumlarken, o beni soru yağmuruna tuttu…

İlk soru:

"Bu aptal milliyetçiliği nerden bulup icat ettiniz bu küçük adada? Biri yetmezmiş gibi iki tane de üstelik…"

Kızım anladık, öğretim görevlisisin, ama bilgisayarı bile "cızzz" ettirip durduracak bu soruyu nerden buldun da çıkardın? Diyemezsin tabii… Meseleye Fatih William'dan başlamağa kalksam, aslında oraya kadar giderdi ama ben 1796, Filiki Heteria'yı tercih ettim… Tabii bunun için Çar Pedro'dan da biraz geriye gitmek gerekti. Osmanlı'nın Romanya valisinin de her zaman Fenerli bir Rum olması kuralından v.s. Rusya'nın sıcak denizlere inme politikası, Küçük Kaynarca Anlaşması, 1839 Osmanlı İngiliz Ticaret Anlaşması falan da konunun, bir taraflarından zuhur etti. Mesele geldi "Küçük Mehmet" zamanında düğümlendi. Masanın diğer sakinleri, ilk önerilerini patlattılar:

" Kitaplarını İngilizce'ye tercüme edip, Kristin'e imzalayıp hediye etsen de biz şaraba sıradan meseleleri meze etsek? " Öneri güzel ama pratik değil… Üstelik Amerikalı gelin de soruyor:

" Neden burası Amerika'dan daha pahalı? Niçin herkes iş yaparken ABD veya Britanya düzeyinde kâr etmek istiyor ama o kalitede iş üretmiyor? "Buyrun, bizim paketten yakın bakalım! Şimdi "Kıbrıslılar tembel…" diye lâfa başlayıp, kestirme izahat mı üretirsin, yoksa "yahu biz savaşmaktan ve dahi beklemekten, iş öğrenecek zaman bulamadık ki…" den geçen bir savunma mı düzersin? Gene de kem küm ederekten, milletin namusunu kurtarmaya kalktım ki kız içinden çıktı. "Burada konut fiyatları Amerika ile eşit ama kaliteniz yerlerde sürünüyor" diyerekten, zaten sıkıntıda olan bizim emlâk sektörümüze karşı emperyalistçe bir saldırı başlattı… Bilirsiniz ben emperyalizmi sevmem ama zaten dedik ya ta baştan: Amerikalı… Anti emperyalist yanım tuttu, yerel burjuvazimizi, iş dünyamızı, reel sektörümüzü yelelerini kabartan bir aslan gibi savunmaya giriştim. Masanın diğer sakinlerinin ikinci önerisi, işte bu sırada geldi:

" Şimdi sussanız, başka bir gece siz size buluşup, aklınıza eseni konuşsanız…"

Olur mu ben beni savunmazsam, bu nasıl bir insan hakları ihlâli olur bilir misiniz? Diyecem, diyemedim! Çünkü kız yeni soruyu, dayadı: " Siz bütün dünya sizinle mi ilgili sanıyorsunuz? Dünya varlığınızdan bile habersiz?"

Aslında ben bunu milletvekili iken gittiğim birkaç gezide zaten gözümle görmüştüm ama bizim Kıbrıslı cinsinin, kendini dünyanın merkezinde sanıp huysuzluk ederek, kendi anavatanlarını bile bezdirdiğini, söylesen bir türlü, söylemesen bir türlü… Lâfı kıvırttım… Bu defa millet, benim ağzımı açmama fırsat vermeden, geceyi kurtarmak üzere, son öneriyi patlattı:

"Ya da aha balkonun ucu, alın tabaklarınızı içkilerinizi, gidin orda aklınıza geleni konuşun…"

Kim dinler!

"Biliyor musun, güney Kıbrıs'ta bana eşimle evlenebilmek üzere, eşimin mi benim mi din değiştirdiğimizi soruyorlar? İlle herifi vaftiz ettireyimmiş!"

Hoppalaaaa… Ben bizim tarafın namusunu kurtarmaya çalışırken, Rumlar'ın bizden daha ileri zekâlı olduğu da ortaya çıkmaz mı? "Burası" dedim, "Kıbrıs!" Sanırım her şeyi açıklayan yanıt da buydu… Gecenin sonunda, biz kapıdan çıkarken, kız hükmünü vermişti:

"Ben Kıbrıslı olmaya karar verdim, Türkçe öğreniyorum. Amerika'da herkes işinde gücünde, Allahın günü asık suratla koşuşturuyor. Burası çok eğlenceli bir memleket… Ne mana ister, ne de mantık! Eminim ki siz daha fazla yaşıyorsunuz…"

Ben Kristin'e inandım! Uzun yaşayacağım… İçi Çıfıt çarşısı olanlar düşünsün, gerisini…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.