Modernleşmenin Türk modeli

loading
3 Haziran, Çarşamba
£

8.51

7.58

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Modernleşmenin Türk modeli

Ünlü Alman Mareşal Helmut von Molltke, Türkiye Mektupları diye yayınlanan kitabında, "Dünya'da 'devrim'in aşağıdan değil de yukarıdan geldiği iki ülke var: Rusya ve Türkiye!" der…

Neden? Çünkü her iki ülkede de ne gelişen bir burjuvazi vardı ne de Katolik ahlâk… Onun için alttan gelemezdi bu talep!

Osmanlı, batıda bir şeyler olduğunu, kendinin geri düşmekte olduğunu ilk defa 1699'da Karlofça'da toprak kaybedince anladı! Zaten ondan sonra da hep kaybetti… Taa Polatlı'ya kadar çekildi… Ama halkın (gayri Müslimler dahil) savaşlarda evlâtlarını kaybediyor olmaktan başka hiçbir şikâyeti yoktu, bu anlamda… Çünkü ne sermaye oluşuyordu, kapitülasyonlar sayesinde ne de onun gelişmesine engel bir yerel aristokrasi ve dinsel ahlâk bunalımı meselesi vardı ki karşı çıksın.

Kim sorun yaptı bunu? Bildiğiniz gibi, saray! Önce Genç Osman'ı yedi bu mesele, sonra 3.Selim'i… Nihayet 2. Mahmut zamanında bazı ilerlemeler oldu ama bu arada da başka bir gelişme yaşandı! Padişah patriği öldürtüp, cesedini denize attırınca, o dün "döneceğim" dediğimiz yere geldik! Osmanlı'yı gayri Müslimler artık kendilerinin saymamaya başladılar. Özellikle Fransa'ya okumaya giden gençlerinin fikrinde, ulus devlet düşüncesi Osmanlı'ya da geldi… Batı'da olduğu gibi, ekonomik, sosyal, ve hatta dinsel ihtiyaçlarla değil! Aydınların zihninde… 1821'e kadar, Patrikhane'nin, müminlerine, padişahın düzeninin, Allahın emri olduğunu vaaz etmeye devam ettiğinden haberiniz var mıydı? Gene geliriz buraya, devam edelim…

Osmanlı'da "yenileşme" ya da modernleşme fiilinin sebebi, hiç kusura bakılmasın ama ne Avrupa'nın diğer ülkelerindeki gibi "gelişmekte olan burjuvazi"nin, iç gümrüklerle önünün tıkanmasına karşı gösterdiği reaksiyon, ne de "çürüyen" Katolik Ahlâk'a karşı gelişen bu yeni sınıfın kendi Protestan Ahlâk'ını dayatması (ki aslında bu kavga aristokrasi ile iktidarı paylaşma kavgası idi) değildir… Zaten Müslüman bir toplumun, Katolik ahlâkla ne meselesi olabilir ki?

Osmanlı'da "modernleşme", askeri yenilgilere çare bulma ve toprak kaybının önüne geçme gayretidir…

Sarayın, Genç Osman'dan 2. Mahmut'a kadar yaptıklarını süratli geçelim ve gelelim Abdülmecit devrine, çünkü asıl "toplumsal" sanılan "yenileşme" eyleminin çağı budur. Onun için bizim ilk modernleşme fiilimiz Nizam-ı Cedid Ordusudur… Arkasından gelen Baytarhane, Mühendishane, Tıbbıye, Harbiye, Mülkiye de tümü ile askeri amaçlarla, "medrese dışında" kurulan okullardır. Talep, halktan değil; saraydan ve kapıkullarından gelmekteydi. Çünkü o kafa ile elde toprak kalmayacağı gibi, devlet de dağılacak ve memurlar da işsiz kalacaktı! Halkın bu mesele ile alâkası da yoktu… Moltke haklı…

Yavaş yavaş geldik Abdülmecit'e… Genç Osmanlılar…

"Genç Osmanlılar, bir bakıma bürokrasinin üst katmanlarına karşı direnişe geçmiş memurlar topluluğudur"1.

" Hükümet adına Paris'e gönderilen Şinasi, Büyük Reşit Paşa'nın yetiştirmesidir... Kasidelerinde Mustafa Reşit Paşa'yı, İslâmiyetin halifesi padişahın karşısında, 'medeniyet dininin resülü' diye övecek kadar ölçüyü kaçırmıştır"2 Sadrazamın adamı, ona tapan bir "devrimci"!

" Mustafa Fazıl Paşa'nın Namık Kemal; Sait Paşa'nın da Ali Suavi ile ilişkisi bilinmektedir... Bu yeni aydınların yurt içi ve yurt dışındaki hizmetleri karşılığında masrafları bağlı oldukları kişilerce sağlanmıştır!"3 Damat Sait Paşa, hanedanın damadıdır. Mustafa Fazıl Paşa ise Mısır Hidivi'nin kardeşi olup; Hidiv bir kararname ile öteki oğlunu veliaht tayin edip, padişah da bunu onayladığı için, padişahla takışmış, 1876'da Paris'e yerleşerek Genç Osmanlılar'ı desteklemeye başlamıştır! " İhtilalcilerin merkezi Paris'tedir. Kendilerine Mustafa Fazıl Paşa tarafından yaptıkları işe pazarlıklara göre değişik aylık ödenekler bağlanmıştır. Ziya Paşa, Namık Kemal, Ali Suavi... Mustafa Fazıl Paşa'nın davetine uyarak Paris'e gitmiş, ve maaşa bağlanmışlardır."4

Hanedan'dan maaş alan, "devrimciler"!

"Kapı önündeki bu kavgada bütün sorun, bazı kişilerin devlet yönetiminde bazı yerlere yükselebilmesi, ve adamlarını devlet kapısına yerleştirebilmeleridir. Eski Osmanlı kapıkulları kavgası, temelde önemli bir değişiklik göstermeden sürmektedir."5

"Tanzimat Fransız İhtilali'nden etkilenmemiş, tam tersine ona karşı bir düşünce olarak geliştirilmeye çalışılmış bir düşüncedir!"6

Adamları da halktan kopuk, saraya bağlı bir azınlık…

1 İ. Ortaylı İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı s. 270

2 - Ertan Eğribel- Elif Süreyya Genç. Sosyoloji Yıllığı s. 153. İst. Univ. Ed. Fak. Yayını: İstanbul2001

3 - age s. 154

4 - age s. 156

5 - Prof. Baykan Sezer. Zikr. Eğribel-Genç age s. 157

6 İlber Ortaylı, age.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.