Kıssadan hisse…

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.43

7.58

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Kıssadan hisse…

Kıssadan hisse…

30 Ağustos'un yıl dönümü nedeniye Türkiye basınında konusu ediliyor. Oysa biz birkaç yıldan beri yazıp duruyoruz. Tarih, çapraz okuyunca anlamlıdır… Bu 30 Ağustos olayının Yunanca'da adı, "Mikrasia Katastrofi"dir… "Küçük Asya Felâketi"… Acaba, oradan bakınca nasıl görünüyor?

Bakalım:

28 Kasım 1922'de, Atina'da Averof Zindanı'nda, Helen Tarihi'ne "Altılar" diye geçen bakanlar Gunaris,Stratigos, Baltacis, Teotokis, Gudas, Stratos; Başbakan Protopapadakis ve "Küçük Asya" ordusunun baş komutanı Hacı Anestis, kurşuna dizilerek, idam edildiler! Suçları?

Vatan'a ihanet… "Anadolu Felâketi" dedikleri katastrofinin bedelini, yedi politikacı ile bir general canlarıyla ödedi…

Oysa, Gunaris bu maceraya karşıydı… Anadolu'yu fethetmeye kalkışan, Elefteros Venizelos idi… Bir süre önce yapılan seçimde, Gunaris'in de içinde bulunduğu Kralcı parti, "Küçük ama şerefli bir Yunanistan" sloganı ile Venizelosçular'ın maceracılığından bıkmış Yunan halkının oylarını alarak, hükümete gelmişti. Anadolu'dan çekilmekten yanaydı… Yunan halkı da bu savaşa karşıydı… Oylarından belli…

Venizelos devrilince, başbakanlığa Gunaris, maliyeye de Protopapadakis gelmişti…

Bir süre sonra çıkan bir hükümet krizi sonrasında, ikisi yer değiştirdiler! Protopapadakis başbakan, Gunaris Maliye Bakanı oldular…

Gunaris, başbakan olunca, ne olduysa oldu, fikirleri değişti! Anadolu'dan çekilecek diye oy alıp başbakan olan adam, Ankara'ya yürüdü…

Bunda, ordu içindeki Venizelosçu subayların, özellikle de Albay Sarıyannis'in büyük rolü vardır…

Albay, öyle romantik bir söylemle Ankara'nın bir tokatta düşeceğini ve buna cesaret edemeyenlerin tarihin önünde korkak olarak tescil edileceğini söylemekteydi ki ordu komutanı Papulas bile karşı olduğu bu sefere çıkmaktan, kendini alıkoyamadı. Oysa general, Ankara'ya yürümeye karşıydı! "Küçük ama şerefli Yunanistan" diyen Başbakan'a da Ankara Fatihi olmak, cazip geldi… Sakarya'da bilinen silleyi yeyip, Polatlı'dan Afyon'a kadar geri çekildiler… Başkomutan Papulas azledilip, yerine Hacı Anesti yollandı… Ertesi yıl da Afyon önlerinde Mustafa Kemal'in büyük stratejisine kurban olup, kendilerinden daha küçük, kötü silahlandırılmış, teçhizat fukarası bir ordu karşısında, altı ayda düşmez zannetikleri savunma hatlarını 24 saatte teslim edip, dağıldılar! Yalnız Yunanistan'a değil, Anadolu Rumluğu'na da tarihin en acı felâketini yaşattılar…

O zaman ne oldu biliyor musunuz?

Suç, " Yürüyelim korkaklar" diyen Albay Sarıyannis ve kafadarlarına yüklenmedi…

Tam tersine…

Bunlar Yunanistan'a dönüp, 22 Eylül'de Albay Pilatiras yönetiminde, bir darbe yaptılar. Kralı değiştirip, yönetimi ele aldılar. Bu Pilatiras denilen adamın marifetleri, unutturulmaması gerekecek kadar büyüktür: Hazret Anadolu'daki Yunan aşırı milliyetçilerinin gizli örgüt, Milli Teşkilat'ın başkanıydı! 23 Ağustos gecesi, General Trikupis, buna bir emir veriyor: " Acele alayınla git, Dumlupınar mevzilerini işgal et… Türkler bizden önce oraya varırsa, biz artık İzmir'de bile duramayız!" Herif, "derin" ya? Albay başına, generale cevap veriyor: " Gece vakti, oraya kadar yürüyemem! Sabah olsun, bakarız! " Sabahtan da görüyor anasının iplik eğirme aletini… Türk Süvari Kolordusu, tozlarını atıyor, Dumlupınar mevzileri, Türk ordusunun eline geçiyor… Savaşı kaybetmelerinin, önemli sebeplerinden biridir bu herif…

Dumlupınar bunun yüzünden ellerinden çıkınca, bu Pilatiras olanca "milliyetçiliği" ile Çeşme'ye çekilip, topukları yağlayarak, Atina'ya geliyor…

Anara'yı almayan şerefsizdir" diye diye Sakarya köteğine neden olan Sarıyannis ile bir olup, bütün suçu, "Yapmayın, etmeyin başımıza bir belâ getireceksiniz!" diyen ama direnemeyip, göz göre göre rezil olan, başbakan Protopapadakis ve altı bakanına atıp, darbe yapıyorlar… General Hacı Anesti ile emrini dinlemeyip, yenildikleri Trikupis de suçlu tabii ki… İki ayda yargılayıp, "ihanetleri"ni ortaya çıkardılar ve Kasım sonu, hepsini öldürdüler… Trikupis, Ankara'da esirdi, Mustafa Kemal geri vermeyerek, hayatını kurtardı.

Plânları yapıp, emirleri dinlemeyip rezilane yenilenler "kahraman", Atina'da oturan Maliye Bakanı "hain" oldu…Kendileri edip, sıvadılar; Gunaris ile Protopapadakis'i idam ettiler…

Seksen sene sonra, Protopapadakis'in torunu, mahkemeye başvurup, Altılar Mahkemesi'nin adil olmadığını karara bağlattı…

Bu da bir 30 Ağustos yazısı…

Karşı taraftan… Kıssadan hisse: " Ne söyleyerek o makama geldiyseniz, onu yapın!"

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.