×
banner
banner
banner
Ana Sayfa YAZARLAR
banner
Doç. Dr. N. BERATLI
Doç. Dr. N. BERATLI
Şahgude'nin var bir bağı, üzümü yoksa ye yaprağı
Giriş Tarihi: 02/09/2019
07:00

Geçtiğimiz hafta boyunca, 1968 ile 74 arasında yapılan toplumlararası altı görüşme turunda, kimin ne önerdiğini, kimin her türlü anlaşma girişimini reddettiğini okudunuz. Kaynak, genel olarak Glafkos Kliridis arada bir Makarios Druşotis, bir Alman ve bir de İngiliz yazardır.


Rum tarafının ana taktiğinin "görüşür gibi" yapmak ve zamana oynamak olması 1974'te kalmış olsaydı, şimdi hatırlatmanın anlamı olmazdı. Ancak hem eski Dışişleri Bakanı Nükos Rolandis'ten, hem de görüşme heyeti üyesi Polis Poliviu'nun yazdıklarından, aynı taktiğin sürdürülmekte olduğunu görüyoruz. Makarios'un "Koyun Pazarlığı" yüksek taktiğinin yanında, 1974'te söylediği, " Kendilerine anlaşma ile %25 vereceğimize, bırakın zorla %40'ı ellerinde tutsunlar" taktiği de devam ediyor.


1960 ile 1974 arasında alenen söyledikleri " Türkler herhangi bir azınlık olduklarını kabul etmelidirler" (Papadopulos) iddiası da devam ediyor.


Yani karşımızda "eşitliğe dayalı bir federasyon" kurmaya niyetli bir muhatap yok! 1977'den beri, yalan söyleyen bir grup Rum politikacı var…( Bkz. Poliviu Raporu) Önce bunu bir belirleyelim…


Şimdi, dönelim bizim durumumuza:


Ben kendi hesabıma bu adada huzurun, federal bir sistem ile bulunacağına inanırım. İki sebepten: Önce sahip olduğum dünya görüşünün ulusal soruna önerdiği çözüm budur! Ve sonra, bu kadar küçük bir adada iki ayrı devletin, çok uzun yıllar, belki de yüzyıllar sürecek bir sürtüşme ve çatışmanın devam etmesine neden olacağına inanırım.


Ne biz onları, ne onlar bizi sürüp bu adadan atamayacağımıza göre, birlikte yaşamanın yolunu bulmak zorundayız, evet! Ama bu her türlü anlaşma girişimini son tahlilde reddeden tarafın kim olduğunu gözden kaçırmamıza neden olursa, esas olarak o kötü niyete hizmet etmiş olmuyor muyuz? "Federasyon" deyip, ikinci bir Helen Ulus devletçiği peşinde koştuğu için her türlü federasyon düzeninin temeli olan toplumsal eşitliği reddeden bir anlayış, kendi ulusçu fanatizminden başka ne ifade eder?


Bunu son zamanlarda değiştirdiğimiz "ahir zaman peygamberimiz" Gutteres (ondan önceki de Norveçli bir sümsük idi) Crans Montana'nın sonunda zaten açıkladı: " Federasyon girişimleri, başarısızlığa uğradı!" Mustafa Akıncı da en ağlamaklı haliyle tasdik etti ki "Federasyonu görmek bir başka nesle kaldı!"


Einstein'in ünlü tespitini bilmeyen, yoktur! "Ayni şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemek, delilere mahsus bir tavırdır"!


Ray değiştireceksin demek ki be arkadaş!


Yoksa bu uzlaşmazlığın direnişini kıramayacaksın… Ayni şeyleri yapmaya devam edersen, ayni sonucu alacaksın. Bu rahatlığın nedenini, önce Kliridis açıklıyordu, şimdi de Poliviu yazdı raporunda: Kendini kanı tok, sırtı pek hissediyor… Uğradığı yol kazalarından da ders almıyor… Böyle beklemekle bir şey kaybetmediğini sanıyor… 1974'te uğradığı "kaza"dan da akıl koymamış, şimdi de AB üyesidir diye, Alman'ın Fransız'ın v.s. çocuklarını kendi iddiası devam etsin diye ölmeye gönderebileceğini hayal ediyor. Çünkü kilise, kıyamet gününe kadar bekleyebilir. İman etmiş! Ne Poliviu'nun, "Bölgenin en önemli gücü Türkiye'dir ve gelecekte de öyle olacaktır" tespiti, ne Rolandis'in "O güvendikleriniz, her şey olup bittikten sonra Türkiye'yi kınayan birer bildiri yayınlarlar" uyarısı, fayda etmiyor. Kliridis'in anlatımı ile "Bir gün Türkiye uçurumun başında olacak ve biz de onu iteceğiz, sanıyorlar!"ham hayali ile İstanbul için 500 yıldır beklerler, Kıbrıs için de 5 bin yıl bekleyebilirler.


Demek ki beklemekle hiçbir şey kaybetmediği sanrısının, yanlış olduğunu göstereceksin eğer istiyorsan, "sulh-u salâh"! Rayı değiştireceksin… O izlediğin ray, istediğin sonucu vermedi, vermiyor… Başka bir ray döşeyip, beklemekle her şeyi kaybetme ihtimalinin de olduğunu, gözüne sokacaksın…


Yoksa federasyon mederasyon kurulmuyor, kurulmayacak çünkü muhatabımız zaten ona karşı!


Yoksa böyle "ölümü öp ben federal bir Kıbrıs isterim ağabey", "ben sana mecburum badriodi", "ben bilmem ne da veririm ama Türkiye koymaz, söyleyin birileri ağzına biber sürsün…" politikaları ile gidilecek bir yol, yoktur. İşte adam Eylül'de "Üçlü Konfrans"a da katılmayacağını söylüyor…


Rayı değiştireceksin… Yalvarıp yakarmanın, kapısında siftinmenin hiçbir yararı, yok!


İlk adım? 186 Numaralı Kararı tanımadığını açıkla… Kıbrıslı Türkler olarak… Zaten biz tarafı değildik, değiliz… Türkiye isterse tanımaya devam etsin… "Temsil edilmediğim bir ortamda, benim de oyum olmadan benim hakkımda alınan hiçbir kararı, tanımıyorum! İster olumlu, ister olumsuz…" de, da görelim bakalım geliyor mu görüşmeye senin Anastas, gelmiyor mu? Keyfi bilir…


Rayı değiştir rayı… Kâğıtları kar da tekrar dağıt… Madem inisiyatif istiyorsun, önce kendi inisiyatifini ortaya koy! Oyunu başkasının inisiyatifinde oynamayı bırak, kuralları sen belirle… BM, AB diye ağlayıp siftinmeyi bir tarafa bırak… Böyle böyle değil üzüm, yaprak bile yiyemiyorsun, işte…


Bir miktar bağrışın da devam edeceğim…


banner
banner
DİĞER Doç. Dr. N. BERATLI YAZILARI
banner
banner
banner
Döviz Kurları
USD
5.80
GBP
7.52
EUR
6.51
banner
banner
banner
banner
banner

2001 © 2019 KIBRIS POSTASI | CITYPRESS YAYINCILIK LTD
www.kibrispostasi.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı CITYPRESS YAYINCILIK LTD’ye aittir. İzin alınmadan kullanılamaz... Kıbrıs Postası Gazetesi'nin hem basılı nüshasında hem de internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı CityPress Yayıncılık Ltd.'e aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. İzin almak kaydı ile içeriği 3-4 cümlelik basın özeti şeklinde alıntılamanız ve kaynak olarak URL bağlantısı olan kibrispostasi.com'u göstermeniz talep edilmektedir. Kıbrıs Postası`nda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan Kıbrıs Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.