Mayıs'a kadar

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.58

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Mayıs'a kadar

Kasım 2002'nin üzerinden birbuçuk yıl geçiyor neredeyse... Gazete yazıları, TV, radyo konuşmaları, arada yazıp bitirip, henüz yayınlayamadığım bir kitap! Seçim gezileri, kürsü konuşmaları, ev ziyaretlerinde vatandaşı bire bir barışın, çözümün ve AB üyeliğinin nimetleri hakkında aydınlatma çalışmaları! İşin başında üyesi olduğum bir internet grubuna yazdığım, toplamı üçyüzelli kitap sayfası tutan mektuplar! Adı büyük ama Kıbrıslı ciddiyetsizliğinin tipik bir örneği olarak, adı kadar iş yapamamış olan Solution Now diye bir topluluğa katılıp, güneyi de hareketlendirme babında ne yapabilirim sondajı!

Birbuçuk yıl bunlarla geçti... Birbuçuk yıl daha çaldı ömrümüzden Kıbrıs Sorunu denilen püsküllü bela... Birbuçuk yılı daha geçirdik, normal insanlar gibi değil de tarihin dışına düşmüş bir tartışmanın, paranteze alınmış objeleri olarak...

Sorumlusu kim olursa olsun, hiç umurumda değil! Bu toprağı, kafası, kimliği, gönlü ikiye bölünmüş adanın mensubu olmakla ilgiliyim ben! Yasemin kokusunu, şarabın tadını, kışın soğuğunu, yazın meltemlerini bölebilir misiniz ikiye? "Akdeniz'in kabaran dalgaları yalnız benim sahilime vursun", Mısır çöllerinden gelen kum fırtınaları, yalnız onlara kum yağdırsın gök yüzünden, diyebilir misiniz? Şakır şakır yağan yağmurlar altında, Lefkoşa'nın gece ışıklarını silen, kapkara bulutlar arasındaki bir boşlukta göz kırpan dolunay, yalnız benimdir diyebilir misiniz? Keklikler'den pasaport isteyebilir misiniz kuzeye geçerken? Trodos'un doruğunda, Olimpos Tepesi'nde, bölgenin adının, hala Paşa Çiftliği olduğunu öğrendiğinizde, aşağılardaki Lefke'ye, Omorfo'ya bakarken sabit dürbünle, aradaki sınırı görebilir misiniz? Otuz yıldır rüyalarınıza giren, adanın güney sahilinden denize bakmanın iç huzurunu, ikiye bölebilir misiniz? Gökten yağan nimet, sadece sizi mi ıslatır bu adada? Güneş yalnız sizi mi yakar? Rembetiko yalnız onları mı ağlatır, allahınızı severseniz? Nurettin Kalamış'tan bir tatlı huzur almaya yalnız sizin için gider, Zeki Müren yalnız sizin mi duygularınızı şaha kaldırır şimdi uzaklarda olan sevgiliye ağıtlar yakarken? Yalnız sizin mi kalp kapakçıklarınız bozulur, yalnız sizin mi oğlunuz ölür ? Yağmurlardan sonra adayı saran toprak kokusu, kış akşamlarının dağlardan gelen kekik ıtırı, baharın yasemini; tarlalarda açan gelinciklerle papatyalar; yaz gecelerinin ağdalı nefaseti kimindir söyler misiniz bana? Bizim mi, onların mı? Kimindir lagos balıkları, kimindir Akdeniz'in tuzu, kimindir Ağustos sıcağında yumuşayan asfaltlar? Bizim mi, onların mı? Deli deli uçan ürkek üveyikler kimindir? Serçeler kimin penceresinin önünde atılacak ekmek kırıntılarını beklerler? Milliyeti hanesinde ne yazıyor karayılanların pasaportlarının?! Mağrur muflonlar kimin dağlarında dolaşırlar, kurnaz tilkiler, dönerler mi geri gece onikide? Yaz geceleri Omorfo Körfezinde oluşan rüzgar, yalnız kuzey Lefkoşa'yı mı serinletir? Söyleyin bakayım... Trodos'a yağan kar değil mi içtiğimiz su? Afrodit yalnız onların eski tanrıçası, Kanuni Sultan Süleyman, yalnız bizim mi padişahımızdı? Makbul İbrahim Paşa, o en büyük Osmanlı olan "Urumoğlu", yalnız bizim mi sadr-ı azamımızdı? Tarihi tek başımıza mı yaşadık biz ya da onlar? Hiç mi mum yakmadık biz Meşara Manastırında, onlar Turabi Dede'de?

Bir zamanlar, bir yerlerde, "aslında bazı sorunların çözümü çok kolaydır, yeter ki insan beyninin kıvrımları işe karışıp, onu içinden çıkılmaz hale sokmasın, gerçek ölçeğinde tartılsın" gibi birşeyler yazmıştım... Evet, bütün bunlar böyledir ama biz, bu adanın yerlileri, böldük işte o bölünemezlerin tümünü... Kaygılarımız, anlamsız iddialarımız, utanmazca cinayetlerimiz, iğfal edilmiş beyinlerimizle, biz, Kıbrıslılar kendi elimizle böldük yaşamı...Aşka bile sınır koyulabilen bir ülkenin insanı olmak istemiyorum daha fazla... Tarihin parantezini açmak istiyorum... Beyrut'un burnumun dibinde, İskenderiye'nin elimin ucunda, Girit'in bir taş atımı uzakta olduğunu, yeniden hatırlamak istiyorum... İki dilde şarkılar söylemek, üç dilde rüyalar görmek istiyorum... Öğleden sonra dağda, akşam denizde içmek istiyorum, eskiden olduğu gibi...

Umurumda olan, bu benim... Bunun yolunu bulmak... Mayıs'a kadar...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.