Mülkiyet Değildir Zihniyettir

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Mülkiyet Değildir Zihniyettir

Cumhurbaşkanlığı eski müsteşarı Sayın Ergün Olgun'la, ikidir televizyonda Kıbrıs Meselesi ve görüşmeleri tartışıyoruz. Sayın Olgun, bilindiği gibi ilk cumhurbaşkanı sayın Denktaş'ın müsteşarı ve görüşme heyetinin bir üyesiydi. Ve gene bilindiği gibi ben de heyetinde yer almamakla beraber, görüşlerim bakımından, ikinci cumhurbaşkanı sayın Talât'a hiç de uzak duran birisi değilim.

Son tartışmamızda, "ben bile bu işten usandım, hayal kırıklığına uğradım, bezdim" dedim… Böyle bir halet-i ruhiye ile Kıbrıslı Rum dostlarımızın, sonunda bu adada "barışacak" Kıbrıslı Türk bulmaları, sanırım çok zor olacaktır. Ve galiba, hedeflenen de budur… EOKA değil de biz, kendi kendimizi tüketelim diye mi bu politikalar uygulanıyorlar, doğrusu anlamak çok güç!

Doğrudan Ticaret Tüzüğü v.s. değildir mesele… Mülkiyet Sorunu da hiç değildir… Hele benim için… Ne Rum malı aldım, ne tasarrufumda, alın terimle bedelini ödemediğim bir şey var… Elbette politikacı olarak, halkın derdini de dikkate alırım ama hiç sorun değildir mülkiyet, bu böyle biline…
Sorun, mülkiyet değil, zihniyettir; bana kalırsa…

Birileri, ayni ülkede yaşadıkları kendilerinden farklı bir kültürel, etnik, adına ne derseniz, bir antiteyi, beş yüz yıldır, "yabancı" diye görürse; orada etnik çatışma olmamasının nasıl sağlanabilede bir yerdeceğini, ben bilemiyorum.
Kapıların açıldığı günlerdi. Bir miktar Kıbrıslı Rum ve Türk, ortak bir insiyatif kurduk. Vallahi bunu o kadar çok yaptık ki adını unuttum şimdi… Hani 20 Temmuz'un yıldönümünde, Ledra Palas'ın önünde, bütün ölenler için mum yakmıştık, o işte… O arada Lefke'de de bir barış etkinliği vardı. Ben bu arkadaşları davet ettim… Bir otobüs dolusu Kıbrıslı Rum, geldiler… Çok iyi karşılandılar, v.s. Birkaç gün sonra Lefkoşa'da yönetim toplantısına geldiğimizde, çok da sevdiğim Rum arkadaşım, kendi arkadaşlarına geceyi anlatırken, "Türkler" dedi, "Kıbrıslılar'ın da katıldığını görünce, çok memnun oldular!" Tam da "Sen de mi Brütüs?" durumu…

Gerçi kırdığı potu çok çabuk fark etti ama aslında beyninin arkasını açığa vermişti. Yoksa bugün de barışçıdır, anlaşmadan yanadır, çözüm için çırpınmaktadır. Ancak, demek ki derinlerde bir yerde bir kod var ki "Kıbrıslılar" denilince kendini anlayıp, "Türkler" deyince de "öteki"ni tarif ediyor… Kim olduğunu yazmam! Çünkü, hem önemli bir isimdir ve hem de içgüdü ile değil de akılla düşündüğünde, gerçekten barışçıdır… Etik olmaz bir açığını reklam etmem…

Zihniyet, ortak olmayan değerlerin tümü de ayıklandığında, ortada kalan ve paylaşılan değerlerin tümü diye anlatılır. İçten içe bir toplumu oluşturan en derindeki düşünce kodlarının toplamıdır. İnsanlar, bir zihniyetin içine doğarlar ve hiç fark etmeden onu benimserler. Yoksa zaten o topluma ait değildirler, demektir. İdeoloji, zihniyeti değiştiremez… Ancak, zihniyet ideolojiyi etkiler… Farklı ideolojilere sahip, ayni zihniyete mensup topluluklar olabilir. Ve bilinen bir diğer gerçek de şudur ki: Toplumlar, en son zihniyetlerini değiştirirler…

"Bizim idi, Türkler sonra geldi!"

"Endaksi re gumbare", tamamdır… Gerçekten de bu adadaki Helenistik dönem, MÖ 1500'e dayanır… Bizim bu adaya gelişimiz ise MS 1500…

"Engalâ"… Üç bin sene sonra… Doğrudur…

Ve fakat be "padriodi", üstünden beş yüz sene geçti… Yâni meselâ, MÖ 1.yy'da siz de mi daha Kıbrıslı değildiniz? Nasıl olur da Zenon "sizin" olur o zaman?

Ne zaman "oldunuz"? Biz ne zaman "oluruz"?

Bunun için ille Helence konuşup, Ortodoks Hristiyan mı olmak lâzım, yoksa?
Bu çağda, AB içindeki bir toprakta bunları konuşmak, bana gerçek üstü gibi geliyor...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.