Korktuğumuz oluyor mu?

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.56

$

6.82

TOROS

Rauf R. DENKTAŞ
rdenktas@kibrispostasi.com
Rauf R. DENKTAŞ
A- A A+

Korktuğumuz oluyor mu?

Elders diye bilinen "Yaşlıların" "barıştan yana liderlere"(!) cesaret vermek için Kıbrıs meselesinin 45.yılında, (eli kanlı, insanlık duygusundan yoksun, "Türkiye Türkleri kurtarmaya gelirse kurtaracak Türk bulmayacaktır" diyen) Rum Ortodoks Kilisesinin daveti üzerine adamızı şereflendirmişlerdir. İki eski yoldaşın bir araya gelmesi ile yaratılmış olan "uzlaşma kapının arkasındadır" havası o kadar bir yayılmıştı ki "yaşlılar" bu fırsatı kaçırmak istemediler. "Barış çorbasında bizim de tuzumuz bulunsun" düşüncesiyle, 45 yıllık bir gecikmeden sonra, Başpiskpos'un daveti üzerine geldikleri Afroditin güzel adasında "Kıbrıslılara" Kıbrıslı gibi davranmaları yönünde tavsiyelerde bulunarak adadan ayrıldılar. Bu iyi niyetli akıl hocaları da "Kıbrıs meselesi nedir; 45 yıldır halledilememesinin nedeni nedir?" sorularını sormaksızın "pişip yemeğe hazır hale geldiğini" sandıkları pilâva kaşık çalmak hevesiyle hareket ettiler.

Ancak ziyaretlerinin bir yararı oldu. Hristofyas'ın da Sayın Talat ve Türk Hükümeti gibi "KKTC'yi ortadan kaldıran ve bizi içi Rumlarla dolacak bir vilâyete mahkûm eden Annan Planını görüşmelerde başlangıç zemini olarak" kabul ettiği kanıtlanmış oldu. Böylelikle başlamış olan görüşmelerin ABD'nin müsteşar yardımcısı Bryza'nın emrettiği gibi Türk tarafının önerilerini Rumların kabul edebilecekleri şekilde hafifletmesi eksersizi olduğu açıklık kazanmıştır. Diğer bir deyişle Annan Planının öngördüğü şekilde görüşmeler KKTC'nin var olmayacağı, yok edileceği bir çizgiden başlamış oluyor.

Hristofyas'ın ta başlangıçtan açıkladığı gibi "federasyon istendiğinden değil, Türk askerini adadan çıkarmak için" görüşülmektedir. Hedef Akritas Planında öngörüldüğü gibi 1960 Antlaşmalarının kısıtlamalarından kurtularak Kıbrıs'a "Kıbrıslıların" yani Rumların sahip çıkmasını sağlamaktır. Bu da askerden ve garantilerden kurtulmakla mümkündür. Bu elde edildikten sonra varılacak anlaşmada "Kıbrıslıların içindeki %20 Türk azınlığa verilmiş gibi görülecek" hakların Rum tarafını üzecek hiçbir önemi kalmayacaktır çünkü bunlar AB normlarına tabi olacaktır, bu da TEK HALK, TEK EGEMENLİK, TEK DEVLET ve ANNAN Planı temel olarak kabul edildiğine göre, AİHM kararları ile KIBRIS HALKININ LEHİNE HALLEDİLEBİLECEK BİR KONUDUR.

Sayın Talat'ın "egemenlik istemek intihardır" gibi sözlerinin nelere dayandığını görmek mümkün oluyor. Hristofyas Annan Planına HAYIR demekle, bu planı kendi lehlerine tadil ettirmek kapısını açık tutmuştu. Görüşmelere bu kapıdan girerek başlamış oluyor. Masadan kaçma oyunu ile TEK HALK, TEK EGEMENLİK, TEK DEVLET konularında da istediklerini elde ettikten sonra eli ve kilisesi kanlı Başpapaz Hrisostomos'a bayram yaptırmış olmasına şaşmayalım. Şaştığımız bir şey varsa o da Türk Hükümetinin nereye varacağı aşikâr olan bu süreci bu kadar gönülden nasıl ve niçin desteklediğidir. Bu süreçte KKTC yoktur, Kıbrıs Türk halkının egemenliği yoktur, Türkiye AB üyesi olmadan Rum tarafı ile birleşerek Rum tarafının sahtekârlıkla elde ettiği AB üyeliğini meşrulaştıracağımıza göre Türkiye'nin Garantörlüğü de ortadan kalkmış olacaktır. İki kesimlilik Rumların her yerde çoğunlukta olabilecekleri bir şekil alacaktır. Sayın Talat'ın tutmuş olduğu yolun sonunda bunlar vardır. Türk hükümeti bunları mı destekliyor? Sayın Toptan'ın "Kıbrıs'ta iki halk, iki demokrasi, iki devlet vardır" sözleri boşuna mı söylenmiştir. "Kıbrıs'ın gerçekleri kabul edilmelidir" şeklindeki açıklamalar Talat-Hristofyas görüşmelerini mi kapsamaktadır? Şaşkınlık içerisindeyiz. Her iki taraf da Annan Planını temel olarak aldığına göre KKTC'den vazgeçildi, ayrı egemenlik bahis konusu değildir, Kıbrıs askerden arındırılacaktır bunun takvimi bahis konusudur demektir. Eli ve geçmişi kanlı Kilisenin Başpapazını sevindiren bu gelişmeleri hayra yormamız mümkün değildir. Uzlaşmadan yana görüneceğiz diye

Annan Planına evet demekle başlayan süreç, ABD'nin yorumladığı şekilde (ayrı devlet ayrı egemenlik istememek kaydı ile) ile devam ediyor. Millete de "Sayın Talat Avrupa Konseyi Parlamentosunda Cumhurbaşkanı olarak konuştu" diye yalan yanlış manşetler atarak "işler iyi gidiyor" masalı söyleniyor. Endişeliyiz, hem de nasıl?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.