YAŞAM
okuma süresi: 9 dak.

“İyi” insanlar diğerlerinden daha mı mutsuz?

“İyi” insanlar diğerlerinden daha mı mutsuz?

Yeni psikoloji araştırmaları, ahlaki karakteri güçlü bireylerin daha anlamlı bir yaşam sürdüğünü ve daha yüksek mutluluk bildirdiğini ortaya koydu. ABD ve Çin’de yapılan çalışmalar, dürüstlük, merhamet ve güvenilirlik gibi özelliklerin yalnızca toplumsal değil, bireysel esenliği de artırabileceğini gösterdi.

Yayın Tarihi: 16/05/26 23:55
okuma süresi: 9 dak.
“İyi” insanlar diğerlerinden daha mı mutsuz?
A- A A+

Dürüst ve ilkeli bir hayat sürmenin faturası ağır olabilir. Yeni araştırmalar, yaşam sevincimizin de bu faturaya dahil olup olmadığını masaya yatırıyor.

Pek çoğumuz, doğru olanı yapmanın hem huzur verici hem de fazlasıyla zorlayıcı olabildiğini yaşayarak görmüşüzdür. Tanımadığınız birine yardım eli uzatmak ya da bir dostun yanında olmak, birinin hayatına dokunmuş olmanın verdiği o derin tatmini hissettirir. Ancak, kendi enerjiniz tükenmişken başkalarına vakit ayırmanın gerginliğini veya can yakıcı bir gerçek karşısında dürüst kalmanın huzursuzluğunu da muhtemelen tatmışızdır.

Bir başka deyişle, iyi biri olmak bazen ruhu beslerken bazen de omuzlarda bir yük haline gelir. Gündelik hayattaki bu anlar, filozofların asırlardır tartıştığı bir bilmeceyi işaret eder: Ahlaklı insanlar gerçekten daha mı mutludur? Yoksa iyilik yapmak ile iyi hissetmek arasında kaçınılmaz bir takas mı vardır?

Bu konuda farklı görüşler mevcut. Bazıları, ahlak ve mutluluğun doğal olarak el ele yürüdüğüne inanır. Bir dostta, eşte veya iş arkadaşında hangi nitelikleri aradığınızı düşünün; sürekli bencil, düşüncesiz ve dürüstlükten uzak davranan birinin toplumdan dışlanması kaçınılmazdır. Ayrıca doğru olanı yapmak, vicdan rahatlığı ve iç huzuru sağlar. Belki de bu yüzden, Amerikalı filozof ve psikolog William James 1878'de, kişinin kendi ahlaki duruşunu onaylamasından duyduğu sevincin, varoluşu katlanılabilir kılmak için temel bir ihtiyaç olabileceğini savunmuştur.

Öte yandan, ahlaki davranışların ciddi bir özdenetim ve fedakarlık gerektirdiğini, dolayısıyla “iyilerin her zaman kaybettiğini” düşünenler de az değildir. Bu bakış açısını destekler nitelikte, filozof Susan Wolf 1982'de “ahlak azizi” olarak tanımladığı bir portre çizer; bu kişi başkalarına yardım etmekten kendi esenliğini ihmal eden, hayatı tuhaf bir şekilde çoraklaşmış ve neşesini yitirmiş biridir. Friedrich Nietzsche de benzer şekilde, başkalarına koşulsuz bağlılık üzerine kurulu ahlaki ideallerin, bireyin özündeki canlılığı ve gelişimini köreltebileceğini iddia eder.

Yakın zamana kadar bilimsel kanıtlar, ahlakın yalnızca “nezaket” boyutuyla sınırlıydı. Geçmiş çalışmalar, insanların başkalarına iyilik yaptıklarında daha iyi hissettiklerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Bununla birlikte, ahlaklı bir yaşam sürenlerin hayatı daha anlamlı bulduğuna dair göstergeler de var.

Ancak araştırmacılar, geniş anlamda ahlaki karakterin genel esenlikle doğrudan bir bağı olup olmadığını henüz derinlemesine incelememişti. Bu eksiklik, kısmen ahlak kavramını tanımlamanın ve ölçmenin zorluğundan kaynaklanıyordu. Bu sebeple uzman psikologlardan oluşan bir ekip tarafından bu zorlukları odağa alan kapsamlı bir araştırma dizisi yürütüldü.

AHLAK NASIL ÖLÇÜLÜR?

Bir insanın “her açıdan” ne kadar ahlaklı olduğunu ölçebilmek için, öncelikle hangi özelliklerin bu tanıma girdiğine karar vermemiz gerekiyordu. Yüzyıllardır süregelen tartışmalara rağmen filozoflar, farklı kültürler, dinler veya siyasi görüşler arasında “ahlaklı insan” olmanın ne anlama geldiği konusunda hâlâ tam bir fikir birliği sağlanabilmiş değil. Ancak, belirli bir toplum içinde bazı özelliklerin genel olarak “ahlaki” kabul edildiği de bir gerçek.

Bu özelliklerin neler olabileceğini tespit etmek amacıyla, ABD’deki katılımcılardan çeşitli kişilik anketlerinde yer alan geniş bir yelpazedeki özellikleri ahlaki açıdan derecelendirmeleri istendi. İnsanlar; merhamet, saygı, dürüstlük, adalet, sadakat ve güvenilirliğin ahlakla en çok bağdaşan nitelikler olduğu görüşünde birleşti. Böylece bu özellikleri temel alan, sağduyuya dayalı ve üzerinde uzlaşılmış bir “ahlaki karakter” ölçeği geliştirildi.

Psikologlar kişilik özelliklerini ölçerken genellikle kişinin “dışa dönük ve sosyal biriyimdir” gibi ifadelere ne kadar katıldığını belirttiği “öz-bildirim” anketlerine başvururlar. Bu çalışmada ise insanların kendi ahlaki karakterleri hakkında ne kadar samimi ve tarafsız rapor verebilecekleri konusunda şüpheci davranıldı.

Bu nedenle araştırmada gözlemcilerin yargılarına güvenmek tercih edildi. Zira günlük sosyal etkileşimler, bir başkasının ne kadar nazik, dürüst, adil veya güvenilir olduğunu fark etmek için sayısız fırsat sunar. Üstelik, kendi ahlakınızı tartmanın aksine, bir başkasının karakterini değerlendirirken kaybedecek pek bir şeyiniz yoktur. Buradaki en kritik nokta ise şu: Gözlemciler, kimin daha ahlaklı olduğu konusunda büyük ölçüde hemfikirler. Bu da bize edindikleri izlenimlerin sadece kendi zihinlerinde kurguladıkları birer yanılsama olmadığını gösteriyor.

İYİLİK VE MUTLULUK EL ELE

Araştırmalardan birinde, ABD’deki iki farklı üniversitede eğitim gören lisans öğrencileri kendi esenliklerini, mutluluk seviyelerini ve hayatlarının ne kadar anlamlı olduğuna dair hislerini paylaştılar. Ayrıca arkadaşlarından, aile üyelerinden ve romantik partnerlerinden oluşan, kendilerini yakından tanıyan kişilerin iletişim bilgilerini verdiler. Bu yakın çevreler de hazırlanan anketi kullanarak katılımcıların ahlaki karakterlerini derecelendirdi.

Peki, sonuçlar ne söyledi? Beklendiği gibi, yakınlarının gözünde daha ahlaklı bir duruş sergileyen insanlar, hayatta çok daha güçlü bir anlam duygusu hissediyorlardı. Dahası, lisans öğrencilerinden oluşan bu örneklemde, çevresi tarafından daha ahlaklı olarak nitelendirilen bireylerin daha yüksek mutluluk oranları bildirdikleri görüldü.

Bu ilişki ABD dışına taşınıp kapsamı genişletildiğinde de tablo değişmedi: Küçük ekipler halinde çalışan Çinli mühendislerden birbirlerinin ahlaki karakterini gizlice derecelendirmeleri istediğinde yine aynı sonuca ulaşıldı. Tanıdıklarının gözünde daha ahlaklı olan bireyler sadece daha anlamlı bir yaşam sürmekle kalmıyor, aynı zamanda daha fazla mutluluk bildirdiklerini ifade ediyorlardı.
Son bir çalışmada en ahlaklı, en ahlaksız ve ahlaki açıdan ortalama olan kişileri belirleyip onların esenlikleri ölçtüğünde de aynı örüntüyle karşılaşıldı: Ahlaklı insanlar gerçekten de daha mutluydu.

DAHA AHLAKLI BİRİ OLMAK İNSANI DAHA MUTLU YAPAR MI?

Çalışmalar buna doğrudan bir yanıt veremiyor. Çünkü ahlaki karakter ile esenliğin “el ele gidip gitmediğini” test edilirken, ahlaki karakterin daha fazla esenliğe “sebep olup olmadığı” cevaplanmıyor. Belki de mutsuzluk ahlaksızlığa yol açıyordur?
Örneğin bazı insanlar kendi problemlerine o kadar gömülmüştür ki başkalarını önemseyecek dermanları kalmıyordur. Ancak veriler, ahlaklı insanların neden daha mutlu olduğuna dair de önemli ipuçları sunuyor: Ahlaklı bireyler daha sağlıklı ilişkilere sahip olma, başkaları tarafından daha çok sevilme ve saygı görme eğilimindeler.

Dürüst bir insan gerçekleri saklama yükünden ve yakalanma korkusundan kurtulduğu için, nazik bir insan ise başkalarının sevincine ortak olduğu ve empatik neşeyi deneyimleyebildiği için daha mutlu olabilir.

Doğru olanı yapmak her zaman kolay değildir. Gerçeği söylemek, haksızlığa uğrayan birini ne pahasına olursa olsun savunmak veya verilen sözleri tutmak bazen zorlayıcı ve külfetli gelir. Bulgular, genel olarak ahlak ve refah arasında bir denge olmadığını göstermektedir. Bunun yerine, daha güçlü ahlaki karaktere sahip kişilerin hayatta daha büyük bir anlam ve mutluluk deneyimlediği görülmektedir.

Bu da gösteriyor ki, zorlu ahlaki çaba anları, bütününe bakıldığında çok daha tatmin edici bir yaşamın değerli parçaları olabilir. Etik bir yaşam sürmeye gayret edenler için bu bulgular iyi olmanın ve iyi hissetmenin birbirini dışlamadığını, aksine bu ikisinin bir arada yürüdüğünü kanıtlayan motive edici bir tablo sunuyor.

Kaynak: Bundle Studio

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.