Başel: "Mücadele vermemiz gereken; çocuk bedeninin cinsel uyarı olarak zihinde canlanması"
Sosyal Hizmetler Uzmanı Başel, çocuk tacizlerine ilişkin yazılan haberlerin yorumlarını okuduğunu ve "Niçin arabasına bindi?" gibi ifadelerle karşılaştığını belirterek, "İnternetini açtığında bir çocuk resmine bakarken, zihninde çocuk bedenini cinsel uyarı olarak canlanmasıdır bizim mücadele vermemiz gereken" diyerek isyan etti.
Kıbrıs Postası TV'de Canan Onurer'in hazırlayıp sunduğu "Sabahın Haberleri" isimli programa konuk olan Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, ülke gündemine dair sosyolojik değerlendirmelerde bulundu.
İlk olarak Kıbrıs Postası'nın kendisi için önemine dikkat çeken Başel, gazetenin yıllar içinde, suça itilmiş çocuklara dair yaptığı haberlere değinerek, "Çok eskiden beri sizlerle konuşuyoruz, haberler yapıyorsunuz. Çocuk suça itilmişken yaptığınız haberlerdeki o çocuklar şimdi yetişkin oldu. Bir kısmı cezaevinde, bir kısmı anne-baba oldu. Çok değiştiler "Şimdi seni daha iyi anlayabiliyorum abi" diyenler var. Ama birçoğunu biz kaybettik" ifadelerinde bulundu.
"ÜLKEDE ÇOCUKLARLA İLGİLİ ERKEN UYARI MEKANİZMAMIZ YOK"
Girne'de hiç tanımadığı ElmeryySanchez isimli kadını sırtından 7 kez bıçaklayan 17 yaşındaki T.K. ile ilgili de konuşan Başel, "Daha önce terör var diyorduk, şimdi yaya geçidinden geçen insanları kamyonetle öldürüp, 'böyle yapmak istedim' diyen kişilerle karşılaşıyoruz. Ben bu kızı 13-14 yaşındayken tanıyordum. Okulundaki birkaç rehber öğretmeni durumu fark etmiş ve ne yapalım, ne edelim diye konuşmuştuk. Ülkede bir çocuk koruma sistemi olmadığı için, erken uyarı mekanizmamız olmadığı için, bu tarz çocukların fark edilmesi ve buna göre müdahale edilmesi aslında başka birçok insanın yaşayacağı trajedileri de önleyebilir" şeklinde konuştu.
Geçtiğimiz günlerde bir ortaokulun rehber öğretmeninden telefon aldığını ve öğretmenin kendisine "Barış Bey bir çocuk tuvaletten mastürbasyon yaparak diğer arkadaşlarına kötü sözler söylüyor ne yapalım?" diyerek yardım talep ettiğini belirten Başel, bu bireyin potansiyel bir cinsel suçlu olabileceğine dikkat çekti. Başel, "Bu birey İstismara uğramış olabilir, bir şeylere şahit olmuş olabilir " deyip, ülkedeki çocuk koruma sistemine bir vurgu daha yaptı.
"ÇOCUKLAR ODASIDA NEW YORK'TA DA GEZEBİLİR, MEXİCO CİTY'E DE GİDEBİLİR"
Ebeveynlerin, çocukların eline teknolojik cihazları verdiklerini, gece dışarı çıkmasına izin vermediğini ve kendilerinin de oturup dizi izlediğini belirten Başel, şöyle devam etti:
"Odasında New York'ta da gezebilir, MexicoCity'e gidebilir Teknolojiyle dünyaya açık olduğu sürece başka pek çok risklere açık. İyi olan, yaratıcı olan bilgi var, yıkıcı olan bilgi var bir de şuanda yaşadığımız; Demet Akalın sabah çocuğuna ne yedirdi? Acaba bugün hangi çantasını koluna taktı? Nihat Doğan hangi cümleyi kurmaya çalıştı? gibi sığır, yüzeysel, nöronlarımızın ve beyin hücrelerimizin çok fazla birbirine dokunmasını gerektirmeyen Popüler kültür bize renkli bir dünya sunuyor aslında. Diğer şeyleri düşünmek çok fazla yorabiliyor insanı. Aslında bakarsanız anlık tepkiler veriyoruz sosyal medya üzerinden. Ama esas problem var; özde olanla anonim dediğimiz; toplumun bizi kabul edebileceği değerlere uygun olan kısmıdır önemli olan."
" TEK BAŞINA İNSAN AHLAKLI DEĞİLDİR"
Lawrence Kohlberg'in ahlak gelişimi çalışmasına atıfta bulunan Başel, "Kohlberg'e göre çocukken, gelenek öncesi düzeydeyiz Arkadaşımıza vurabiliriz ama okula başlarız, belli bir sosyalleşme süreci ile birlikte, o toplumun gelenekleri görenekleri, günlük yaşam biçimi neyse ona uygun davranışlar geliştirmeyi öğreniriz. Ama Kohlberg der ki; tek başına insan ahlaklı değildir. İnsanın evdeki halini düşün Şimdi ben görüyorum ki günlük hayatta nasıl ki toplumsal değerler, bir kültür yapımız varsa, sanki bu kısım sosyal medyada üzerimizden kalkıyor" şeklinde konuştu.
Mevcut internet teknolojilerinin, dilleri deforme ettiğine dikkat çeken Başel, Dereboyu'ndaki reklam tabelaların çoğunun 'Türkİlizce' (Türkçe ve İngilizce karışımı) olduğu yorumunda bulundu.
"ARTIK KINA GECESİ OUT, BEKARLIĞA VEDA PARTİSİ IN"
Kültür kaymasına ilişkin yorumlarına devam eden Başel, "Artık kına gecesi out, bekarlığa veda partisi in " diyerek, geçtiğimiz günlerde başından geçen bir olayı şöyle aktardı:
"Geçenlerde yakın bir arkadaşım bekarlığa veda partisi hazırladı. Partiye gitmeden önce yengeye dedim ki bak; sen bize kocanı emanet ediyorsun, biz açılıyoruz, yarın da sormayacaksın. Nasıl yani dedi? Bekarlığa veda partisi budur dedim. Gidecek kapılarını çalacak, arayacak, bir yerde görüşecek. Bütün eski aşklarına bir veda öpücüğü konduracak ve artık hayatını minimize edecek dedim. Uçuyordu masadan üstüme Şimdi bir kültürü uygulayacaksan, uygula da görelim yani. Ne yaptığınızı, nasıl bir yaşam biçimine geçtiğimizi görebiliyor muyuz? Ben eğlenmeye karşı değilim. Kendi kültürünü koruduğun sürece yapabilirsin "
"BAZI ÖZEL GEREKSİNİMLİ İNSANLARIN MAAŞLARI KESİLİYOR"
Bazı devlet kurumlarında ciddi sıkıntılar olduğuna dikkat çeken Başel, "Artık devletin ekonomik tedbirleri midir bilmiyorum ama bazı özel gereksinimli insanların maaşları kesiliyor" bilgisini paylaştı. "Neden başka şeylerden tasarruf etmiyoruz?"diye soran Başel, "Neden bir kadının hayatına erkek girdiği zaman hemen müdahale edip yasa budur diye maaş kesiyoruz? Biz namus bekçisi miyiz? Biz kadın bedeni ve ruhunun özgür, kendine ait olduğunu, ülkece bunu sahiplensek de öyle kesseniz maaşını " şeklinde isyan etti.
"BİZİM MÜCADELEMİZ, ÇOCUK BEDENİNİN CİNSEL UYARI OLARAK ZİHİNDE CANLANMASI"
Toplumun 'tutucu' olarak nitelenebilecek davranışları bulunduğundan söz eden Başel, "Mesela çocuk tacizlerine ilişkin haberlerdeki yorumları okuyorum; "Niçin arabasına bindi?" yazıyorlar. Yahu o çocuğa yönelik davranış, bir insanın kapı deliğinden bakarken ya da internetini açtığında bir çocuk resmine bakarken zihninde çocuk bedenini cinsel uyarı olarak canlanmasıdır bizim mücadele vermemiz gereken. "Rızası vardı, bindi gitti " 9 yaşındaki birini şeker versin, rızası vardı, geldi. Bunu silmemiz lazım toplum olarak literatüründen. Bu Ortadoğu bakış açısıdır " ifadelerinde bulundu.
OKUL MÜDÜRÜ: "ÇİÇEKÇİLERDE NEDEN BONZAİ AĞACI SATILIYOR?"
Eğitim eksikliği ve yanlış bilgi paylaşımının ne denli büyüdüğüne dikkat çekmek için bir örnek daha paylaşan Başel, şöyle konuştu:
"Bir okulda eğitim veriyorduk, Bir okul müdürü söz aldı arkadan ve narkotik polisimize dedi ki; "Peki o kadar yasaktır denildi, ben görürüm çiçekçilerde bonzai ağaçları var satallar. Neden satallar?" Eğitim bittikten sonra yaşandı bu. Üzülerek söylüyorum bu gibi örnekleri."
"BİRİNİ EZERSENİZ 7-8 YIL, CİNAYET İŞLERSENİZ 36 YIL YATARSINIZ"
Yasal anlamda çağın yakalanmaması halinde, şiddet olaylarının artacağına dikkat çeken Başel, "Birini ezerseniz 7-8 yıl alırsınız en fazla ama cinayet işlerseniz 36 yıl. Çok ilginçtir; Güzelyurt'ta yaşanan bir olay olmuştu. Arabayla birine çarpmışlardı. Bu çok ciddi bir anomidir. Bizim yasalarımızı adapte etmemiz lazım. Nasıl ki, bu teknolojik cihazlar elimizde, kullanıyoruz; yasal anlamda da çağı yakalamalıyız" şeklinde konuştu.
"BOŞANMA SEBEPLERİNDE SOSYAL MEDYA SANIRIM BİR NUMARA"
Son yıllarda, ülkedeki ciddi problemler arasına giren boşanmalara ilişkin görüş belirten Başel, "Boşanma sebeplerinde sosyal medya sanırım bir numaradır" ifadesinde bulundu. Başel şöyle devam etti:
"Bunu da nerden biliyorum; sorunlarını çözmek ve yönlendirilmek için arayanlara ne oldu diye soruyorum, Facebook'ta ikinci bir hesapla başka birini buldu diyorlar. Ortak bir hesap açarlar. Bu nasıl bir güven ilişkisiyle yola çıkıp oluşturulan bir ilişki şeklidir? Eğer yürütemeyeceksen, sağlıklı boşanma dediğimiz bir kavram vardır."
Toplumun her daim gün yüzüne çıkmış şiddeti konuştuğunu ifade eden Başel, "Hep söylediğimiz bir şey; hayvanlara yapılan eziyetler, insanların birbirine yapabileceğinin göstergesi. Tellerle ağaca asılı olan köpeklerle ilgili haber, bunu yapan insanların iç dünyasında çok ciddi sıkıntılar var. Bu insanlar, gittiğin bir markette, kasa sırasında arkanda bekleyen kişi olabilir o Çocuğunu süren servis şoförü olabilir Sosyal hizmeti de, avukat da olabilir" vurgusunda bulundu.
"BİREYSEL SİLAHLANMA ÇOK KOLAY "
Ülkedeki bireysel silahlanmanın çok kolay olduğunun altını çizen Başel, "6 garga başı götürün alın. Başka ülkelerde bu iş çok ciddi testlerden geçer. Örneğin öfke kontrol testini geçebilir misiniz? Devlet size ateşli bir silah için izin veriyor. Baktığınızda biz Meksika gibiyiz aslında " şeklinde konuştu.
"9-10 YAŞINDAKİ ÇOCUKLAR ÖLMEK İSTERİM DER"
Ülkede istismara maruz kalan en ciddi grubun, boşanma sürecindeki çiftlerin çocukları olduğuna vurgu yapan Başel, şöyle devam etti:
İki tip çift vardır; sağlıksız boşanan çifttir. Çocuk mahkeme salonundaki eşyadır. İki taraf da "Ben alacam, sen alacan" şeklinde uğraşır. Aile büyükleri, avukatlar Her şey denenir orada. Çok iğrenç bir ortamdan bahsediyoruz.Bir de sağlıklı boşanan çiftler var. Maalesef çok az rastlıyorum. Yahu çocuklara nelere şahit oluyor Gir annenin ekran görüntüsünü al kimlerle görüştü, listesini bana gönder babacığım O kadar korkunç şeyler diniliyoruz ki 9-10 yaşındaki çocuklar ölmek isterim der Yıllarca milyonların yaşadığı metropollerde çalıştım, bir çocuğun böyle bir cümle kurduğunu duymadım."
AYLUGA ÇETESİ MESELESİ "BİZİM KÜLTÜRÜMÜZ ŞİDDET ÜZERİNE KURULU"
Şu sıralar ülke gündeminden düşmeyen Lefkoşa Surlariçi'ndekiAyluga Kilisesi çevresinde çeteleşen gruba yönelik soru üzerine konuşan Başel, "Sanki şiddet dışardan gelenlerin yaptığı bir şeymiş gibi görülüyor ama gidin bizim takımlarımızın futbol maçlarına görün sözlü şiddeti. 4 yaşındaki çocuğa keklik başı tutturulupfotoğraf çekilip sosyal medyada paylaşılması... Ölümü çocuklara içselleştiriyoruz. Ateşli bir silahın dolapta durması çok normal. Başka bir canlının hayatına son vermek ve buna spor demek Bizim kültürümüz şiddet üzerine kurulu. Bunu neden kabul etmiyoruz " şeklinde konuştu.
"KIBRISLI TÜRKLER IRKÇILIK YAPIYOR"
Kıbrıslı Türklerin 1963'lü yıllarda ırkçı saldırılar sonucu ezildiğini her yerde söylediğini fakat sosyo-ekonomik yönünü biraz yükselttikten sonra, "Pakistanlıyı, Hataylıyı dışladığını, ezdiğini, ırkçılık yaptığını, emeğinden çaldığını, sigortasını yatırmadığını" ifade etti.
"KIBRISLI-TÜRKİYELİ AYRIMI YAPANLAR MEN EDİLMELİ "
Nefret ve ayrımcılık kültürünü 'misyon edinmiş' bir siyasi partinin varlığından söz eden Başel, "Ben men etmek isterdim yahu o insanları bu memlekette Türkiye-Kıbrıslı ayrımı yapanları. Şuan Afrika'nın kaç ülkesinden insan var ülkemizde? Türkü Cumhuriyetler'den kaç ülkeden var? Sadece Türkiyeli-Kıbrıslı yok ki bu ülkede şuanda" diyerek isyan etti.
"HER TÜRKİYELİ KÖTÜ DEĞİL, HER KÜRT PKK'LI DEĞİL"
Başel, "Çıkarın artık bunu sözlüğünüzden. Eğer bundan beslenecekseniz biz de bilelim. Ben bunların nefret söylemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" diyerek,"Buraya gelen her Türkiyeli kötü değil. Her Kürt PKK'lı değil İnsanları ayrıştırırken kesin net çizgilerle ayrıştıramayız. Facebook'una bakarak iyi ya da kötü bir insan olup olmadığına karar veremezsiniz" şeklinde konuştu.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.