İsias davasında kamu görevlileri davasından yargılanan 3 sanık beraat etti, 3 sanık adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
Adıyaman Grand İsias Otel davasındaki kamu görevlileri davasından yargılanan 3 sanık beraat etti, 3 sanık ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Adıyaman Grand İsias Otel davasında yargılanan kamu görevlileri serbest bırakıldı.
Mahkeme, Yapı Ruhsatında Proje Kontrollerinden Sorumlu dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Osman Bulut, Ruhsat Büro Şefi Bilal Balcı, Plan Proje/İmar Müdürü Mehmet Salih Alkayış’a 10 yıl hapis cezası verdi ancak tutuklanmaları talebini reddetti.
Mahkeme üç sanığın adli kontrol şartlarının devamına karar vererek, yurt dışına çıkış yasağı getirdi.
Öte yandan, Daimi işçi Abdurrahman Karaaslan, 1993 ruhsatında İmar Müdürü olan Yusuf Gül ve daimi işçi Ruhsat Büro Teknisyeni Fazlı Karakuş ise beraat etti.
Kararın istinaf süreci iki hafta olarak açıklandı.
ESENDAĞLI
Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, kararın ardından yaptığı açıklamada, zanlıların bilinçli taksirden mahkum edildiğini, 10 yıl hapis cezasına çarptırıldığını ancak tutuklama kararı alınmadığını belirtti.
Kararın gerekçesinin açıklanmadığını söyleyen Esendağlı, davadan kaynaklı tutuklu kimsenin bulunmadığını, tutuklama taleplerinin reddedildiğini söyledi. Bundan sonraki süreçte istinafa gidileceğini söyleyen Esendağlı, “Adıyaman’da işimiz bitti” dedi.
Esendağlı, istinaf sürecinin Gaziantep ve Ankara’da devam edeceğini kaydetti.
15.00: AVUKATLAR OLASI KAST TALEP ETTİ
Esasa ilişkin söz alarak, taleplerini ileten Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu, atılmaması gereken imzalar atıldığı için 72 kişinin öldüğünü, 10 kişinin yaralandığını kaydetti.
Savcı mütalaasındaki suç tanımını anlamanın mümkün olmadığını belirten Koçoğlu, “Olası kast değil de neden bilinçli taksir? Eylem sayısı bir değil iki değil üç değil. Hepsi bir araya geldiğinde göz göre göre yapmanın bir kanıtıdır” dedi.
“Bizim olayımız sadece beton kalitesi değil, sahtecilik de var” vurgusu yapan Koçoğlu, “Bir yapı için en önemli iki evrak var; yapı ruhsatı ve yapı kullanım izin belgesi. Yapı ruhsatında sahtecilik var. Yapı kullanım izin belgesi de sahte” diye konuştu.
“Resmi belgede sahtecilik denilen şey sadece kasıtla ilgilidir. Sahtecilik iki defa üst üste yapılmış, kimse bunu açıklamıyor” diyen Koçoğlu, şöyle devam etti:
“Asansör yapılması için asmolen döşeme kesilmiş. Statik hesaplama yapılmamış. Kaçak kat çıkılmış, zemin etüt raporu da yok. Encümenle ilgili şikayeti yaptık. Statik proje yokken ‘var’ yazıyorlar, yapı izni yokken ‘bina’ yapıyorlar, sonra ‘biz isteyerek yapmadık’ diyorlar.
Cesur olmak lazım, bu tür davalar bir mihenk taşı. Kararınızı yazarken ve aktarırken kaybedilenlerin kendi anne-babanız, çocuklarınız olduğunu düşünün. Vicdanınızla karar verin.”
Sanıkların olası kastla yargılanmasını talep eden Koçoğlu, bilinçli taksirden yargılanacaklarsa, ölen kişi sayısı fazla olması sebebiyle alt sınırdan uzaklaşılmasını istedi.
FATİH TURAN: SİZDEN TARİH YAZMANIZI, MİRAS BIRAKMANIZI İSTİYORUZ
Avukat Fatih Turan da, verilecek hiçbir kararın buradaki insanların içini rahatlatmayacağını vurgulayarak, “Binanın usulsüzlüğü görülmesine rağmen bina yıkılmadan para cezası verilmiş. Burada bile isteye yapılan bir icraat var. Burada bir usulsüzlük var yani açıkça olası kast var. Sizden tarih yazmanızı, miras bırakmanızı istiyoruz. Caydırıcı cezalar verilirse, depremlerde insanlar ölmeyecek” dedi.
EMRAH GENÇ: BİNAYI DEPREM DEĞİL, SANIKLARIN İHMAL VE KUSURLARI YIKTI
Avukat Emrah Genç de, diğer avukatlara katıldığını söyleyerek, binayı depremin değil sanıkların ihmal ve kusurlarının yıktığını kaydetti.
Sanıkların olası kastla yargılanması gerektiği düşüncesini belirten Genç, sanıkların durumları gözetilerek, cezalandırılmalarını istedi.
Duruşmada, diğer avukatlar da sanıkların olası kasttan yargılanması talebini iletti.

14.20: Nazım Çavuşoğlu: İNSANLARIN BİR DAHA GERİ DÖNÜLMEYECEK ŞEKİLDE HAYATLARINI KAYBETMELERİNE NEDEN OLANLAR, AYNI ŞEKİLDE HAPİS CEZASI ALMALIDIR
Adıyaman Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşmasına 15 dakika ara verildi. Aranın sona ermesinin ardından avukatların dinlenmesine devam ediliyor.
Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Adıyaman’da basına yaptığı açıklamada, Grand İsias Otel davasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çavuşoğlu, kamu görevlilerinin ihmalleriyle insanların bir daha geri dönülmeyecek şekilde hayatlarını kaybetmelerine vesile olduğunu vurgulayarak, bu nedenle sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin de bir daha geri dönülmeyecek şekilde hapis cezası alması gerektiğini ifade etti.
Yargı sürecine güvendiklerini belirten Çavuşoğlu, adaletin tecelli edeceğine inandıklarını ve davanın sonucunu beklediklerini söyledi.
14.00: DURUŞMAYA 15 DAKİKA ARA VERİLMİŞTİ; AVUKATLAR SAVUNMASINI YAPIYOR
Avukat Mehmet Eren Turan, esasa ilişkin taleplerini mahkemeye sundu. Savcının ortaya koyduğu eylem tespitlerine katıldıklarını ancak sanıkların eylemlerine yönelik hukuki nitelendirmeye katılmadıklarını ifade eden Turan, “Sanık, öngördüğü neticeyi gerçekleştiriyorsa olası kastla yargılanmalıdır” dedi.
Sanıkların attıkları imzalarla öngördükleri neticeyi kabullendiklerini vurgulayan Turan, davanın en kritik noktasının sahte ruhsatlarla binanın meskenden otele dönüştürülmesi olduğunu söyledi. Turan, “Görevinizi ihmal ederek yönetmeliklere aykırı yapılaşmaya izin veriyorsanız, binanın yıkılma riskini de artırıyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Binanın yapım sürecinin 1975 yönetmeliğiyle başlayıp 1995 yönetmeliğiyle devam ettiğine dikkat çeken Turan, bu durumda ruhsatın tamamen hükümsüz hale geldiğini belirtti. Yönetmelik değişikliklerine rağmen beton kalitesinin yenilenmediğini, binaya asansörler eklendiğini, statik hesaplamaların yapılmadığını kaydeden Turan, kaçak katlar ve tabliyelerle yapının yıkıma açık hale getirildiğini söyledi.
Yıkılması gereken bir binaya üç ay sonra iskân belgesi verilmesinin, neticenin öngörüldüğünü açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Turan, “3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyada bu hususlar yoktu. Bu nedenle hukuki vasıflandırmanın bilinçli taksir olarak yapılması bize göre mümkün değildir. Sanıklar, otel sahipleri kadar sorumludur” dedi.
72 kişinin hayatını kaybettiği bir binaya ilişkin verilen cezaların adalet duygusunu zedelediğini söyleyen Turan, olası kastla yargılama yapılmayacaksa dahi, bilinçli taksirden en üst sınırdan ve yasal indirimler uygulanmadan ceza verilmesini talep etti.
Bu beyanların ardından duruşmaya 15 dakika ara verildi. Aranın bitmesiyle birlikte avukatların dinlenmesine devam ediliyor.
13.50: SAVCI MÜTALAASINI SUNDU; AİLELER "OLASI KAST" TALEP ETTİ
Adıyaman Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davada savcı mütalaasını sundu. Savcı, sanıkların kusurunu bilinçli taksir kapsamında değerlendirdi.
Savcı mütalaasını, sanıkların ayrı ayrı birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına sebep olma suçundan, ölü ve yaralıların sayısı dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaştırılıp ceza alması ve adli kontrol tedbirlerinin ayrı ayrı devamı yönünde yaptı.
Mahkemede daha sonra aileler, esasa (mütalaaya) ilişkin taleplerini dile getirdi.
Hayal Gençalioğlu’nun babası Yaşar Kemal Gençalioğlu, sanıkların olası kast ile yargılanmasını istedi.
Selin Karakaya’nın annesi ve Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya da, sanıkların, olası kast ile cezalandırılmasını talep ederek, “Adalet istiyorum” dedi.
Atakan Konuklu’nun annesi Pamir Konuklu’nun eşi Şenay Atakan Konuklu ise, “Buraya gelmeden önceki fikirlerim başkaydı. Savcının söyledikleri karşısında sonuç odaklıyım. Adıyaman’da adalet toprak altında kalmaz. Adaleti umarım sağlayabiliriz. Uluslararası hukuka da güveniyorum. Umarım hukukun üstünlüğü burada sağlanır” dedi.
Nehir Çevik’in babası Yoksuli Çevik de, olası kasttan yargılanma istedi.
Özgür İçme’nin babası Meriç İçme de, tüm katillerin olası kastla yargılanmasını talep etti.
Aras Aktuğralı’nın babası Murat Aktuğralı da, adaletin sadece olası kastla geleceğini belirterek, “Bunu bütün kitaplar söylüyor” dedi.
Asya Tülek’in babası Mehmet Tülek de, “Bu suçun tanımı bilinçli taksir değil olası kasttır” diyerek, davaların birleştirilmesini istedi.
İzcan Nurluöz’ün annesi Feriha Yiğittürk, Hasan Bilgen’in babası Mehmet Akif Bilgen, Ali Karasel’in eşi Fatma Karasel de, olası kastla yargılama talebinde bulundu.
Sahil Özberkman’ın annesi Esra Özberkman ise, “Söz hakkı veriyorsunuz ama bizi duyuyor musunuz bilmiyorum. Adalet olası kastla gelir ve o adalet bir gün herkese lazım olur” dedi.
Perihan Çetiner'in babası Mehmet Çetiner de, sanıkların, olası kastla yargılanıp en ağır cezayı almalarını istedi.
Mert Niyazi Topukçuoğlu’nun babası Mehmet Topukçuoğlu da, “Bütün suçlar ortadadır. Bilinçli taksir değil olası kast olmalı” dedi.
Bedriye Yeniçeri’nin eşi, Ecem Yeniçeri’nin babası Can Ahmet Yeniçeri de, “Adalet bir gün size de lazım olacak. Bu kadar kusurdan sonra verilecek karar belli” dedi.
Duygu Kalaycı’nın eşi, Lavin Kalaycı’nın babası Caner Kalaycı da, “Çok şey konuştuk. En son celsede bazı evraklar sunuldu. Her şey birbirini tamamlıyor. Hukuk yasalardan ibaret bunun vicdanı sizlersiniz. Durmayacağız. Umudumuz, vereceğiniz kararın olası kasta çıkması. Bu vicdan, umarım bizi değil onları istinafa götürür” diye konuştu.
Osman Çetintaş’ın babası Nafi Çetintaş da, sanıkların olası kastla yargılanmalarını istedi.
Fahri Arkar’ın babası Ramadan Arkar, Havin Kılıç’ın babası Recep Kılıç, Aykan Ekiz’in babası Murat Ekiz de, olası kast talebinde bulundu.
Doruk ve Alp Akın’ın babası Osman Akın da, suç unsurlarının ortada olduğuna dikkat çekti.
Doruk ve Alp Akın’ın annesi Ayşe Akın da, imzaların bilerek, isteyerek atıldığını kaydetti ve sanıkların olası kastla yargılanmasını istedi.
Ali Akın da, “Bu salonu şaşırtın bu ülkede adalet olduğunu ispatlayın” dedi.
CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay da, “Kaybettiklerimize hak ettikleri adaleti sağlayamadık. Sizin vereceğiniz karar bunu sağlayacaktır” dedi.
Sahil Özberkman’ın babası Tayyip Özberkman da, “Hataları delille ispatlanan, binanın otel olarak açılmasına izin verenlerin olası kastla yargılanmasını istiyorum. Mahkemenin tarihi karar alacağını düşünüyorum. Ya gelecek nesillere iyi bir karar olacak ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gidecek bir sürecin başlangıcı olacak” diye konuştu.

13.00: GRAND ISIAS DAVASINDA DÖRDÜNCÜ DURUŞMA BAŞLADI: BİLİRKİŞİ TALEBİ REDDEDİLDİ
Adıyaman Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması Türkiye saatiyle 13.00’te başladı.
Davada, İsias Otel’e yapı ruhsatı verildiğinde Adıyaman Belediyesi Yapı Kontrol Birimi’nde görevli ve Yapı Ruhsatında Proje Kontrollerinden Sorumlu Dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Osman Bulut, Ruhsat Büro Şefi Bilal Balcı, Plan Proje/İmar Müdürü Mehmet Salih Alkayış ve daimi işçi Abdurrahman Karaaslan, 1993 ruhsatında İmar Müdürü Yusuf Gül ve daimi işçi Ruhsat Büro Teknisyeni Fazlı Karakuş yargılanıyor.
Mahkeme, her iki tarafın yeniden bilirkişi raporu aldırılmasına ilişkin talebini, bilirkişi raporunda esasa ilişkin yeterli bilginin bulunması nedeniyle reddetti.
Avukat Mehmet Eren Turan, sanıkların kusur durumu belirlenemeden, eylemlerinin vasıflandırılmasına gidildiğini söyledi. İmar Kanunu’nun 32. Maddesi uyarınca ruhsata aykırılıkların 30 gün içinde tamamlanması, aksi takdirde binanın yıkılması gerektiğini anımsatan Turan, İmar Müdürlüğü’nün talebine karşılık encümenin Eylül 2003’te aldığı kararın ardından binanın ruhsat aykırılıklarının giderilmediğini ve Adıyaman Belediye Başkanlığı’nın binaya iskan belgesi verdiğini söyledi.
Turan ayrıca İsias Otel’in Yapı ve Kullanma İzin Belgesi’nde de görüldüğü üzere, otel inşaatına 8 Kasım 2001’de bodrum, zemin ve 7. kata kadar ruhsat verildiğini ancak yapılan kontrolde 24.50 metre olması gerekeyn yüksekliğin 27 metre olduğunun tespit edildiğini belirtti. Turan, İmar Müdürlüğü’nün ise bu ihlaller doğrultusunda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. Maddesi gereği gerekli kararın hazırlanmasını talep ettiğini aktardı.
Belgelerin, sanıkların huzurda yaptıkları konuşmanın aksini ortaya koyduğunu kaydeden Turan, yeniden bilirkişi talebinin de bununla ilgili olduğunu belirterek, ek rapor alınmasını talebini sile getirdi.
Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu da, geçen celsede gündeme gelen encümen yazısı ışığında hem yıkım, hem de para cezası verilmesi gerektiğini ancak sadece para cezası uygulandığına işaret etti. Suç duyurusunda bulunup, davaların birleştirilmesini istediklerini kaydeden Koçoğlu, dosyanın olası kast suçlamasıyla incelenmesi gerektiğini söyledi.
Sanık Abdurrahman Karaaslan’ın avukatı ise müvekkilinin katip olarak görev yaptığını, inşaat denetimi yetkisi ve buna ilişkin eğitimi olmadığını belirtti. Avukat, dosyanın, Adıyaman Belediyesi Yapı Kontrol Birimi’nde görevli herkesi kapsadığını ancak müvekkilinin bu kapsam dışında olduğunu kaydetti. Avukat ayrıca “bilinçli taksirle” değil de “görevi kötüye kullanma” suçu olarak değerlendirilmesini talep etti.
Mahkeme talepleri değerlendirerek, bilgilerin hüküm için yeterli olduğunu; yargılamaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle dosyanın dönüşünün beklenmesine ve yeniden bir bilirkişi raporu alınmasının reddine karar verdi.
Daha sonra savcı mütalaasını sundu.

08.00: HAVA KOŞULLARI NEDENİYLE AVUKATLARIN ADIYAMAN'A GELEMEMESİ NEDENİYLE DURUŞMA TÜRKİYE SAATİYLE 12.30'A ERTELENDİ
Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması bugün Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’de yapılıyor.
Türkiye saatiyle 10.00’da başlaması beklenen duruşma olumsuz hava koşulları nedeniyle ailelerin avukatlarının Adıyaman’a gelememesi üzerine 12.30’a ertelendi.
Bugünkü duruşmadan karar bekleniyor.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.