İÇ HABERLER
okuma süresi: 6 dak.

Dışişleri Bakanlığı: GKRY, mülkiyet konusunu siyasi ve ekonomik baskı aracına dönüştürüyor

Dışişleri Bakanlığı: GKRY, mülkiyet konusunu siyasi ve ekonomik baskı aracına dönüştürüyor

Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin mülkiyet konusunu ceza hukuku kapsamına taşımasına yönelik açıklamalarda bulundu. Bakanlık, "GKRY, mülkiyet konusunu siyasi ve ekonomik baskı aracına dönüştürüyor" ifadelerini kullandı.

Yayın Tarihi: 10/07/26 09:24
okuma süresi: 6 dak.
Dışişleri Bakanlığı: GKRY, mülkiyet konusunu siyasi ve ekonomik baskı aracına dönüştürüyor
A- A A+

Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) mülkiyet konusunu ceza hukuku kapsamına taşımayı ve uluslararası adli iş birliği araçlarını kullanmayı sürdürmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Bakanlık, GKRY'nin bu tutumunun Kıbrıs Türk tarafına yönelik samimi bir iradeden yoksun olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul edilen Taşınmaz Mal Komisyonu'nun varlığına rağmen, mülkiyet uyuşmazlıklarının hukuki çözüm mekanizmaları yerine cezai süreçler, Avrupa Tutuklama Müzekkeresi ve INTERPOL mekanizmaları aracılığıyla ele alınmasının "samimiyetsiz yaklaşımın en somut tezahürü" olduğu ifade edildi.

Açıklamada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yaşayan, çalışan ve yatırım yapan yerli ve yabancı kişileri hedef alan bu yaklaşımın, mülkiyet konusunu Kıbrıs Türk halkının ekonomik refahını, güvenliğini ve geleceğini tehdit eden bir baskı aracına dönüştürmeyi amaçlayan sistematik bir politikanın yansıması olduğu kaydedildi.

Bakanlık, GKRY'nin önceliğinin mülkiyet meselesine hukuki çözüm üretmek değil, konuyu siyasi ve ekonomik baskı aracına dönüştürmek olduğunun bir kez daha görüldüğünü belirtti.

Açıklamada, "Kıbrıs Türk tarafını baskı altına almayı ve mevcut statükoyu kendi lehine kullanmayı amaçlayan bu samimiyetsiz ve çifte standart içeren anlayışla müzakere yapılmasının manası yoktur" denilerek, bu yaklaşım değişmediği sürece Birleşmiş Milletler nezdinde yürütülen çabalardan olumlu bir sonuç beklemenin "beyhude bir beklentiden öteye geçmeyeceği" savunuldu.

Dışişleri Bakanlığı, bu çerçevede gerek Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in gerekse Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar'ın sürekli dile getirdiği "tarihi fırsat" söyleminin neye dayandırıldığını anlamlandırmanın mümkün görünmediğini ifade etti.

Açıklamanın sonunda, Kıbrıs meselesinde yanlış bir yaklaşım benimsediği belirtilen tarafların bu tutumlarını gözden geçirmeleri gerektiği belirtilirken, "doğru ve onurlu bir duruş sergileyerek bu yanlışlara boyun eğmeyen Kıbrıs Türk halkını yanıltmaya ve cezalandırmaya yönelik girişimlere fırsat verilmeyeceği" vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığı, adadaki iki taraf arasında statü eşitliği sağlanmadığı sürece hiçbir sürecin başarı şansı bulunmadığını da bir kez daha yineledi.

Bakanlık'tan yapılan tam açıklama şöyle:

"Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY), mülkiyet konusunu ceza hukuku kapsamına taşıması ve uluslararası adli işbirliği araçlarını kullanmayı sürdürmesi hk

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY), mülkiyet konusunu ceza hukuku kapsamına taşımayı ve uluslararası adli işbirliği araçlarını kullanmayı sürdürmesi, Kıbrıs Türk tarafına yönelik samimi bir iradeden yoksun olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul edilen Taşınmaz Mal Komisyonu'nun varlığına rağmen, mülkiyet uyuşmazlıklarını hukuki çözüm mekanizmaları yerine cezai süreçler ile Avrupa Tutuklama Müzekkeresi ve INTERPOL mekanizmaları aracılığıyla ele almaya devam etmesi, bu samimiyetsiz yaklaşımın en somut tezahürüdür.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yaşayan, çalışan ve yatırım yapan yerli ve yabancı kişileri hedef alan bu yaklaşım, mülkiyet konusunu Kıbrıs Türk halkının ekonomik refahını, güvenliğini ve geleceğini tehdit eden bir baskı aracına dönüştürmeyi amaçlayan sistematik bir politikanın yansımasıdır. GKRY’nin önceliğinin mülkiyet konusuna hukuki çözüm üretmek değil, bu konuyu siyasi ve ekonomik baskı aracına dönüştürmek olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır.

Kıbrıs Türk tarafını baskı altına almayı ve mevcut statükoyu kendi lehine kullanmayı amaçlayan bu samimiyetsiz ve çifte standart içeren anlayışla müzakere yapılmasının manası yoktur. Bu anlayış değişmediği sürece, Birleşmiş Milletler nezdinde yürütülen çabaların olumlu bir netice vermesini beklemek beyhude bir beklentiden öteye geçmeyecektir.

Tüm bunlar ışığında, gerek BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, gerekse de Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın sürekli atıfta bulundukları sözde “tarihi fırsat” söyleminin neye dayandırıldığını anlamlandırmak mümkün görünmemektedir.

Bu çerçevede, Kıbrıs meselesinde yanlış bir yaklaşım benimseyen tarafların bu yaklaşımlarını gözden geçirerek düzeltmeleri gerekirken, doğru ve onurlu bir duruş sergileyerek bu yanlışlara boyun eğmeyen Kıbrıs Türk halkını yanıltmaya ve cezalandırmaya yönelik girişimlere fırsat verilmeyeceği bilinmelidir.

Son olarak, Adadaki iki tarafın statü eşitliği sağlanmadıkça hiçbir sürecin başarı şansı olmadığı bu vesileyle bir kez daha vurgulanmalıdır."

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.