İÇ HABERLER
okuma süresi: 7 dak.

Gülbahar'dan Guterres'e: Hala gerçeklerle hareket etmeyecekse boşuna Kıbrıs’a gelmemeli

Gülbahar'dan Guterres'e: Hala gerçeklerle hareket etmeyecekse boşuna Kıbrıs’a gelmemeli

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in olası Kıbrıs ziyareti öncesi açıklama yapan Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, mevcut gerçekler dikkate alınmayacaksa ziyaretin "sonuçsuz bir diplomatik gösteriden ibaret kalacağını" ifade etti.

Yayın Tarihi: 17/07/26 11:30
okuma süresi: 7 dak.
Gülbahar'dan Guterres'e: Hala gerçeklerle hareket etmeyecekse boşuna Kıbrıs’a gelmemeli

Milli Mücadele Vakfı, BM Genel Sekreteri Guterres’e hâlâ gerçeklerle hareket etmeyecekse boşuna Kıbrıs’a gelmemesi çağrısında bulundu.

“KIBRIS’TA 2 EGEMEN DEVLET VAR”

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Kıbrıs konusunda bir antlaşmaya ulaşılamamasının asıl nedenlerinden birinin Rum tarafı, diğerinin de Birleşmiş Milletlerin yanlış kararları ve tutumu olduğuna dikkati çekti.

Gülbahar, “Guterres’e hâlâ gerçeklerle hareket etmeyecekse boşuna Kıbrıs’a gelmemesi çağrısında bulundu.”

Aziz Gülbahar, “Türkiye’nin etkin ve fiilî garantisinin yerine NATO garantisinin konulmasının, Türk askerinin çekilmesinin, Maraş, Güzelyurt ve Mesarya köylerinin bir bölümünün Rum'a verilmesinin asla kabul edilemez olduğunu belirtti ve, ‘Guterres, önce Türkiye sayesinde Kıbrıs’ta güven, huzur ve refah içinde iki egemen devlet bulunduğunu aklına yerleştirmelidir.’ dedi.

Milli Mücadele Vakfı Başkanı açıklamasında ayrıca şunları kaydetti:

“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, ‘federasyon’ amaçlı müzakereleri yeniden başlatmak amacıyla Kıbrıs’a gelmeye hazırlandığı yönündeki haberler, bizlere mevcut savaşları durduramayan Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin maaşlı memuru durumundaki Genel Sekreter’in hâlâ doğru yolu göremediğini düşündürmektedir.

‘Yapıcı muğlaklık’ temelinde, Türk tarafının ‘konfederasyon’, Rum tarafının ise ‘federasyon’ olarak yorumlayacağı bir metin üzerinde tarafları anlaşmaya zorlamak büyük bir hata olacak; adada 52 yıldır devam eden barışı, huzuru ve çatışmasızlık ortamını ciddi biçimde riske atacaktır.

Esasen Kıbrıs anlaşmazlığının temel nedenlerinden biri, Rumların Yunanistan ile birlikte adayı Helenleştirme hedefinde olmalarıdır. Bir diğer temel neden ise, 1960 Antlaşmalarını ‘biz böyle anlıyor ve kabul ediyoruz’ diyerek istismar etmeleri ve Birleşmiş Milletler’in de bu istismara 1964 yılından beri, 62 yıldır göz yummasıdır.

Dolayısıyla Türk tarafının, gelecekte yeni istismarlara yol açabilecek muğlak bir metne ‘evet’ demesi beklenmemelidir. Yetkililerimiz böyle bir dayatmayı asla onaylamamalıdır.

Bugün gidişat Türk tarafının lehinedir. Anavatan Türkiye dünden çok daha güçlüdür. Kıbrıs Türk halkı ise tarihinde hiç olmadığı kadar özgür, egemen, güvenlik ve refah içindedir.

Böyle bir dönemde geriye doğru adım atmak; bugünümüzü ve yarınımızı yeniden Rum-Yunan ikilisinin ve kendi çıkarları uğruna onlara destek veren çevrelerin insafına bırakmak anlamına gelir. Bu, tarih önünde affedilemeyecek büyük bir hata olur.

Biz, Türk tarafının böyle bir hatayı yapmayacağına; iki egemen devletin iş birliğini öngören çözüm modelinden, Türkiye’nin etkin ve fiilî garantisinin tek taraflı müdahale hakkını da kapsayacak şekilde devam etmesi yönündeki devlet politikasından asla geri adım atmayacağına inanıyoruz.

Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye olmadan, Rum tarafının NATO’ya girmesi hiçbir şekilde gündeme getirilmemelidir. Böyle bir öneriyi dile getirmek bile hadsizlik ve haksızlıktır.

Türk tarafına mevcut garanti sistemi yerine NATO garantisini önermek ve Türk askerinin adadan çekilmeye başlamasını telkin etmek; Kıbrıs Türk halkına, ‘Gazze’deki Filistinlilerin düştüğü duruma düşmeyi kabul edin.’ demekten başka bir anlam taşımamaktadır. Halkımızın ezici çoğunluğu böyle bir öneriye karşıdır.

Maraş, Vakıflar İdaresi’nin malıdır. Güzelyurt ile Mesarya Ovası’nın güneyindeki köyler ise bu adada onurlu bir şekilde yaşayabilmemiz, güvenliğimizi sağlayabilmemiz ve ekonomik gelişmemizi sürdürebilmemiz için ihtiyaç duyduğumuz vazgeçilmez topraklarımızdır.

Dolayısıyla eğer Sayın Guterres’in gerçekleşeceği belirtilen ziyaretinin amacı; altmış yılı aşkın süredir başarısızlığa mahkûm olmuş, Rum tarafını ödüllendiren ve Türk tarafını cezalandıran BM Güvenlik Konseyi kararlarını yeniden gündeme taşımak, federasyon görüşmelerine yeni bir hayat vermek, Türkiye’nin garantörlüğünü ortadan kaldırmak, topraklarımızı elimizden almak ve ağzımıza bir parmak bal çalarken bacağımıza öldürücü, zehirli bir iğne saplamak ise, böyle bir ziyaretin ne insanlığa, ne bölge istikrarına ne de Kıbrıs Türk halkına hiçbir faydası olmayacaktır.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin görevi, suçlu, uzlaşmaz, haksız Rum tarafının tezlerini esas alan eski parametreleri çaktırmadan Türk tarafına dayatmak değil; adadaki gerçekleri görmek ve taraflara eşit mesafede durmaktır.

Bugün Kıbrıs’ta huzur içinde yaşayan, gelişen iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi ve iki ayrı devlet bulunmaktadır. Buna rağmen BM’nin hâlâ Rum tarafının siyasi hedeflerine hizmet eden Güvenlik Konseyi kararlarını çözümün temeli olarak görmesi; yaşanan gerçeklerle ve izlenmesi gereken doğru yol anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Önce 186 nolu kararın kalkması için çalışmalıdır.

Sayın Guterres, Kıbrıs’a gelmeden önce Türkiye Cumhuriyeti’nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Türk tarafının ortaya koyduğu egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki yeni siyaseti dikkate almak zorundadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın, KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu ön koşullar, Cumhuriyet Meclisi’nin ve KKTC Hükûmeti’nin ortaya koyduğu ortak irade son derece açıktır: Kıbrıs’ta görüşmelerin yolu ancak bunlar tümüyle, çarpıtılmadan dikkate alınırsa açılabilir; bundan sonra ancak iki egemen devletin eşitliği gözetilerek yeni bir iş birliğine dayalı bir çözüm modeli konuşulabilir.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu gerçeği görmezden gelecek, federasyon tezini yeniden canlandırmaya çalışacak ve Rum tarafının uzlaşmaz tutumunu görmezden gelmeye devam edecekse, Kıbrıs’a gelmesinin hiçbir anlamı yoktur. Böyle bir ziyaret, başarısız olmuş bir sürecin yeniden pazarlanmasından başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Milli Mücadele Vakfı olarak uyarıyoruz:

Birleşmiş Milletler gerçekten çözüm istiyorsa, önce kendi yanlışlarını sorgulamalı; Rum tarafını kayıtsız şartsız destekleyen eski anlayıştan vazgeçmeli ve adadaki mevcut siyasi gerçekleri kabul etmelidir.

Aksi hâlde, Genel Sekreter’in ziyareti tarihe, sonuçsuz kalmış onlarca girişime eklenmiş yeni bir diplomatik gösteriden ibaret olarak geçecektir.”

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.