Hakan Çaydamlı: Kıbrıs sorununda artık sonuç üretmeye odaklanan diplomasi dönemi başlamak zorunda
Ekonomist-yazar Hakan Çaydamlı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyaretini değerlendirerek, "Kıbrıs sorununda artık zaman kazanmak için yürütülen diplomasi değil, sonuç üretmeye odaklanan diplomasi dönemi başlamak zorunda" olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomist-yazar Hakan Çaydamlı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyaretini değerlendirdiği yazısında, ziyaretin sıradan bir diplomatik temasın ötesinde anlamlar taşıdığını belirterek, BM'nin uzun süredir durağan görünen Kıbrıs sürecine yeniden ağırlığını koyma iradesinin güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Çaydamlı, Guterres'in 2010 yılında dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un ziyaretinden 16 yıl sonra adaya gelmesinin, uluslararası toplumun Kıbrıs dosyasını yeniden üst sıralara taşıma isteğini ortaya koyduğunu savundu.
Guterres'in Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Rum lider Nikos Hristodulidis ile yaptığı görüşmeler, ara bölgedeki üçlü temaslar, Kayıp Şahıslar Komitesi ziyareti ve iki toplumlu projelere verdiği mesajların her iki tarafta da geniş yankı bulduğunu belirten Çaydamlı, asıl dikkat çekici unsurun aynı gelişmenin kuzey ve güney basınında "neredeyse iki farklı olay yaşanmış gibi yorumlanması" olduğunu ifade etti.
RUM BASININDA "İHTİYATLI İYİMSERLİK" VE DİPLOMATİK KAYGI
Çaydamlı, Rum basınının Guterres'in ziyaretini uluslararası ilginin yeniden canlanması açısından olumlu değerlendirdiğini, ancak gazetelerin büyük bölümünün BM Genel Sekreteri'nin diplomatik üslubunun satır aralarını okumaya çalıştığını belirtti.
Özellikle Guterres'in "Sonuç üretmeyecek yeni bir 5+1 toplantısı istemiyorum" mesajının Rum kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını ifade eden Çaydamlı, Rum yorumcuların bunu yalnızca toplantı yapılmış olmak için düzenlenen zirvelerin artık kabul görmeyeceği şeklinde yorumladığını aktardı.
Çaydamlı, Rum basınında BM'nin Haspolat ile Kiracıköy geçiş noktalarının eş zamanlı açılmasını öngören formülünün öne çıkarıldığını, Hristodulidis'in bu öneriye prensipte olumlu yaklaştığı izlenimi verilirken, olası başarısızlığın sorumluluğunun şimdiden Türk tarafına yüklenmeye çalışıldığını ifade etti.
Rum medyasında Kayıp Şahıslar Komitesi'nin çalışmalarının kolaylaştırılması, askeri bölgelerde kazı yapılabilmesi ve Türk askeri arşivlerinin araştırmacılara açılması yönündeki taleplerin de yeniden gündeme taşındığını belirten Çaydamlı, bunun Rum tarafının insani başlıklar üzerinden uluslararası destek oluşturma stratejisinin bir uzantısı olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.
KUZEY'DE "HAZIRLIKSIZ MÜZAKERE DÖNEMİ BİTTİ" YORUMU
Çaydamlı, Kıbrıs Türk basınının ise aynı ziyareti farklı bir perspektiften değerlendirdiğini belirterek, kuzeydeki gazeteler ile Türkiye basınının önemli bir bölümünün Guterres'in açıklamalarını yeni dönemin müzakere anlayışını doğrulayan mesajlar olarak yorumladığını ifade etti.
Özellikle hazırlıksız, hedefsiz ve ucu açık yeni bir 5+1 toplantısına sıcak bakılmadığı yönündeki değerlendirmelerin Türk tarafında diplomatik kazanım olarak görüldüğünü belirten Çaydamlı, bunun temelinde yıllardır sonuç üretmeyen müzakere süreçlerinin artık hem tarafları hem de uluslararası toplumu yorduğu düşüncesinin bulunduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın "Çözüm istiyoruz ancak ucu açık süreçlerle zaman kaybetmeyeceğiz" yaklaşımının da kuzey basınında ziyaretin ana mesajlarından biri olarak öne çıkarıldığını ifade eden Çaydamlı, Türk tarafının güven artırıcı önlemler konusunda daha çok ekonomik ve günlük yaşamı kolaylaştıracak adımlara odaklandığını belirtti.
Çaydamlı, kuzey basınına göre sembolik değeri yüksek ancak ekonomik katkısı sınırlı geçiş noktaları yerine Haspolat gibi ticareti, lojistiği ve ekonomik etkileşimi artırabilecek kapıların açılmasının öncelikli görüldüğünü aktardı.
"AYNI ZİYARET, İKİ FARKLI OKUMA"
Çaydamlı, Guterres'in ziyaretinin en dikkat çekici sonucunun tarafların aynı diplomatik mesajlardan birbirinden oldukça farklı anlamlar çıkarması olduğunu ifade etti.
Rum tarafının BM Genel Sekreteri'nin açıklamalarını daha çok taraflara taviz çağrısı olarak okuduğunu, Türk tarafının ise aynı açıklamaları gerçekçilikten kopmayan, hazırlık aşamasını önceleyen ve sonuç üretmeyen süreçleri reddeden yeni bir yaklaşımın işareti olarak değerlendirdiğini belirten Çaydamlı, olası yeni 5+1 toplantısına ilişkin beklentilerin de bu nedenle farklılaştığını kaydetti.
Geçiş kapıları konusunda da önceliklerin ayrıştığını belirten Çaydamlı, Rum tarafının Kiracıköy gibi sivil geçişleri öne çıkarırken, Türk tarafının Haspolat gibi ticareti ve ekonomik hareketliliği artırabilecek noktaları daha stratejik gördüğünü ifade etti.
"STATÜKOYA VERİLEN EN GÜÇLÜ MESAJ"
Çaydamlı, Guterres'in ziyaretinin kısa vadede büyük bir diplomatik kırılmaya işaret etmediğini, adada yeni bir müzakere sürecinin resmen başlamadığını ve temel anlaşmazlıkların ortadan kalkmadığını belirtti.
Buna karşın ziyaretin asıl öneminin psikolojik ve diplomatik etkisinde yattığını vurgulayan Çaydamlı, 16 yıl sonra bir BM Genel Sekreteri'nin adaya gelmesinin uluslararası toplumun ilgisinin sürdüğünü gösterdiğini ve mevcut statükonun sonsuza kadar sürdürülebilir olmadığı mesajını verdiğini ifade etti.
Önümüzdeki dönemde garantör ülkelerin de katılımıyla yürütülecek teknik çalışmalar, BM Genel Sekreteri'nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin'in temasları ve BM'nin taraflardan beklediği hazırlıkların yeni bir müzakere masasının kurulup kurulamayacağını belirleyeceğini kaydeden Çaydamlı, ziyaretin en önemli sonucunun "çözüm arayışının artık eski alışkanlıklarla sürdürülemeyeceğinin uluslararası düzeyde açık biçimde ilan edilmesi" olduğunu belirtti.
Çaydamlı, Guterres'in adadan ayrılırken geride bıraktığı en güçlü mesajın ise "Kıbrıs sorununda artık zaman kazanmak için yürütülen diplomasi değil, sonuç üretmeye odaklanan diplomasi dönemi başlamak zorunda" olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.