Bir seçim hikayesi... Gelenler hep böyle mi geldiler?
<STRONG>Kıbrıs Postası</STRONG> ve <STRONG>Kıbrıslı Gazetesi</STRONG> işbirliği ile ele geçen gerçek bir öyküyü yayınlıyoruz... Öykünün kahramanı Ümit Çerçi adında bir vatandaş. Olay, son genel seçimlerde meydana geliyor. Sandıklar kurulmuş. Birtakım siyasiler vatandaşa yanaşıyor ve tekliflerini yapıyorlar. Vatandaş bu tekliflere sıcak bakarak sandığa gidiyor. Ancak istenilen partiye oy kullanıldığı nasıl kanıtlanacak?
Kıbrıs Postası - Kıbrıslı Gazetesi özel haberi
Vatandaşa bu iş öğretiliyor. Buna göre sandığa girecek, bir elinde mühür bir elinde cep telefonu olacak. Cep telefonuyla elini çekecek, parmaklarının üzerindeki dövme işaretleri de kanıtın katmerlisini oluşturacak. Vatandaş, denileni yapıyor. Mührü basıyor. Kanıtını gösteriyor. Herşey tamam. Ya sonrası?
Ümit Çerçi adındaki bir vatandaş, KKTC'de yapılan son genel seçimlerde başından geçen olayları anlattı. Bir gazeteciye konuşan Çerçi, bazı siyasiler tarafından nasıl oy kullandırıldığını ve kendisine nasıl vaatlerde bulunulduğunu tüm detayları ile ifade etti. Kıbrıs Postası ve Kıbrıslı gazetesinin işbirliği içinde elde edilen bu söyleşiyi aşağıda aynen aktarıyoruz.
KANDIRDILAR
"Konuya girmeden önce şöyle başlayayım: Trafik kazasında ben eşimi kaybettim. 42 gün komada yattım. İki çocuğum yaralandı. Bayağı bir sorunlar yaşadım. Sakatlığımdan dolayı mevcut işimi de kaybettim.
Çocuğumun tedavisi için kendi TIR'ımı da satmak zorunda kaldım. Nitekim iki sene işsiz kaldım. Seçim zamanı da yanıma geldiler (genel seçimler). "Ümit, durumun kötü, bize oy verirsen, ama bu oyu bize ispatlı verecen, telefonunun kamerasıyla video kaydına çekecen, biz de seçim bittikten sonra seni işe alacağız" diyerek ailemin yanında beni bu şekilde kandırdılar.
Baskı yaparak kandırdılar ve ben kamera kaydına çektim. Ondan sonra sahip çıkmadılar. Buna benzer şeyleri benim gibi birçok insana yaptılar. Belki benim yaptığım da hataydı ama ben mecburdum bir şekilde bunu yapmaya, inanmaya. Çünkü beni o boşlukta yakaladılar.
Çoluğum çocuğum perişan bir haldeydi. Yoksa ben tarihimde bunlara oy vermiş bir insan değildim. Büyükkonuk bölgesinde bir saltanattır gidiyor.
DÖVMELER
Genel seçimlerde senden talep ettikleri oyu UBP'ye verdiğini nasıl ispatlamanı istediler?
Elimdeki dövmeleri de çekmemi istediler. Olabilir de. Ahmet çekmiştir, sen de Ahmet'inkini kullanıyor olabilirsin dediler. Bu şekilde profesyonel çalıştılar. Ve ben de çektiğim görüntüleri onlara gösterdim. Bu şekilde oyumu UBP'ye verdiğime ikna oldular.
Bunu sana söyleyenlerin isimlerini açıklayabilir misin? Bir mahsuru var mı?
Hayır yoktur. Sezai Sezen (Büyükkonuk Belediye Başkanı), Ali Rıza Usluer (UBP İskele Milletvekili), Ahmet Zengin (UBP İskele Milletvekili). Bu üç kişi beni kandırıp yaptırttılar.
Zor mu kullandılar bunu yapmak için?
Zor kullandılar, zaafımdan yararlanmaya çalıştılar. Zayıf noktamı yakalayıp özgür irademi gasp ettiler. Ondan sonra da bana sahip çıkmadılar. Şu anki durumumdan bin kat daha beter olacağımı söylediler. Biz belediyeye 20-25 kişi işçi alacağız dediler. Araştırmanızı da yapın. İşçiler alındı. Ama ihtiyaçlı olanlardan değil, nüfusu çok olan ailelerden aldılar. Beni 10 gün bir yere yolladılar, 3 gün başka bir yere yolladılar.
DİLENCİ DEĞİLİM
Ahmet Zengin geldi, ben sanki dilenciymişim gibi benim elime 50 TL para verdi. "Git çocuğuna süt al, mama al, bez al" dedi. Ben dilenci miyim? Ben dilenci değilim!
Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde bu insanlar seninle yine irtibata geçti mi? Bildiğimiz kadarıyla geçici bir işte çalışıyorsun ama aslında da tiyatrocusun değil mi?
Ben geçici bir iş buldum dozer operatörü olarak ama aslen tiyatrocuyum. Bu üç kişi, Sezai Sezen (Büyükkonuk Belediye Başkanı), Ali Rıza Usluer (UBP İskele Milletvekili), Ahmet Zengin (UBP İskele Milletvekili) benimle yeniden irtibata geçti.
Zaten daha önce genel seçimlerde de "seni BRT'ye alacağız bundan sonra gösterilerini, tiyatronu BRT'de yapacan" dediler. "BRT de bizim elimizde" diyerek vaatlerde bulundulardı.
Dün cumhurbaşkanımız bölgemize geldi. Onu görmek için ne konuştuğunu dinlemek için onun yanına gitmek istedim. Bir topluluğun içinde oturuyordum ve o topluluğa da gideceğimi söyledim. Oradan iki tane genç arkadaşım da benimle beraber kalktı. "Abi sen gidiyorsan biz de geliyoruz" dediler.
Çıktım ama 200 metre gidemedim. Büyükkonuk Belediyesi'nden haber geldi. Bunu yapan kim? Benimle beraber orada oturan insanlar. Aradılar beni ve "sakın gitme" dediler. Beni arayan belediye başkanı mıydı? Hayır değil ama o niçin aramadı ona da şaşırdım. O da arar yani.
TALAT'TAN UZAK DUR
Belediye Başkanı seni direkt mi arıyor?
Evet arıyor.
Ne diyor aradığı zaman?
Sakın ha "Talat'ın bölgesinden uzak dur. Bizim yolumuz Eroğlu'nun yoludur. Sen göreceksin senin için güzel şeyler düşünüyoruz" diyor. Hala daha bana o boş vaatlerden bahsediyor.
Ben tüm bunlara rağmen cumhurbaşkanının olduğu yere gittim. Orada da cumhurbaşkanının söyledikleri kafama yattı. Ben orada bu insanlar tarafından kendimi kullanılmış hissettim ve bunu benim gibi onlarca, yüzlerce insana yapıyorlar. Zaten vicdanım rahat değildi. Cumhurbaşkanının konuşmaları da hoşuma gitti. Söz aldım ve bu olanları direkt cumhurbaşkanına söyledim.
Ne kadar doğru ya da yanlış yaptığımı bilmiyorum. Dünden beri benim telefonlarım hiç susmadı. İşyerinden sorun yaşadım. Bugün işimden atılacağımı tahmin ediyorum.
Ne dedin cumhurbaşkanına tam olarak?
Olanları bir bir anlattım. Buraya gelmek için evimden çıkıyorum, her tarafa adam koymuşlar, her tarafa ajan koymuşlar benim nereye gideceğimi biliyorlar dedim. Dağdan bayırdan çıkıp geliyorum. KKTC vatandaşıyım. Cumhurbaşkanı'nı dinlemek için neden dağdan çıkıp geleyim? Ben terörist miyim?
Bırakın oy kullanmayı, cumhurbaşkanının bir toplantısına bile katılacağımda bana baskı yapıyorlar. Şunu da söylemek durumundayım: Belediyeye alınan işçilerin araştırmasını lütfen yapın. Kamyon şoförü alındı. Elektrikçi alındı vs. Bunlar işlerinin erbabıdır diye alınmadılar. Herhangi bir sınav filan yapmadılar. Kimin oy potansiyeli yüksekse onlar aldılar.
Bu sözkonusu kişiler yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yine size aynı vaatlerde bulunuyorlar mı? Başbakan Derviş Eroğlu'na oy vermemeniz halinde ne olacağını söylüyorlar mı?
Aynen devam ediyorlar. Hala daha o boş vaatlerle, üstüne bir yenilerini de ekleyerek geliyorlar. Şu anda çalıştığım, onların bulduğu bir iş. Beni Kaya Artemis Otel'e şoför olarak sokacaklarını söylüyorlar. Seni BRT'ye alacağız diyorlar. Ben iki senedir işsizdim. Bir yerde işe başlayabilmem için illa ki UBP'li mi olmam lazım?!
Cumhurbaşkanımız da bana öyle bir açıklama yaptı ki ben dayanamadım artık ve içimi boşalttım. Ben başımdan geçenleri cumhurbaşkanına anlatırken, durumumun şimdikinden daha kötüye gideceğini biliyordum. Birçok insana aynı yöntemler kullanılıyor ve hatta beni orada konuşmam bittikten sonra tebrik de etti arkadaşlarım.
Sen Sayın Derviş Eroğlu'nun ve onun seçim kampanyasını yürütenlerin "Talat seçilirse TC kökenli yurttaşlar gönderilecek" söylemine nasıl bakıyorsun?
Düne kadar inanıyordum onlara. Benim gibi birçok insan da inanıyordu. Ama sayın cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamalardan sonra inanmamaya karar verdim. Zaten bana yapılanlardan sonra doğru söylemediklerini biliyordum.
ÇOK İNSAN VAR
Bölgede sizin dışınızda başka insanlara da aynı yöntemlerle yaklaşıyorlar mı? Devletin imkanlarını kullanarak vaatlerde bulunuyorlar mı?
Evet birçok şekilde vardır ama insanlar korkudan hiçbirini açıklamıyor, açıklayamıyor. Mesela genel seçimlerden önce TC Yardım Heyeti'nin bölgede evi tamir isteyen vatandaşlara yardımı vardı. Bunu bile siyasete çevirdiler. Örneğin birinin yardıma mı ihtiyacı var. Bakıyorlar UBP'li mi değil mi diye, ona göre veriyorlar. Yani TC Yardım Heyeti'nin iyiniyetini bile kendi siyasetlerine göre kötüye kullanıyorlar.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.