TÜRKİYE
okuma süresi: 8 dak.

Terör örgütü lideri Öcalan, 27 Şubat'ın yıldönümünde açıklama yaptı: Demokratik siyasete geçiş vurgusu

Terör örgütü lideri Öcalan, 27 Şubat'ın yıldönümünde açıklama yaptı:  Demokratik siyasete geçiş vurgusu

Terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan, 27 Şubat çağrısının yıldönümünde yaptığı mesajda şiddet döneminin kapandığını, demokratik siyaset ve hukuksal güvenceler temelinde yeni bir inşa sürecine geçilmesi gerektiğini savundu. DEM Parti ise barış ve demokratik toplum çağrısını yineledi.

Yayın Tarihi: 27/02/26 11:58
Güncelleme Tarihi: 27/02/26 12:33
okuma süresi: 8 dak.
Terör örgütü lideri Öcalan, 27 Şubat'ın yıldönümünde açıklama yaptı:  Demokratik siyasete geçiş vurgusu

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın örgüte yönelik, “Kongre toplayıp kendini feshetme ve silah bırakma” çağrısının üzerinden bir yıl geçti. DEM Parti, açıklamanın yıldönümünde, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” başlıklı etkinlik gerçekleştirdi.

Ankara’da Çankaya Yılmaz Güney Sahnesi’nde düzenlenen etkinlikte Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği mesaj da okundu.

Etkinlik, sürece yönelik kısa bir film gösterimi ile başladı. Filmde, yaşamını yitiren Sırrı Süreyya Önder’in sürece yönelik mesajları yer aldı. PKK’nin, “Silah bırakma töreninden” çekilen görüntüler de salonda izletildi. Filmde, DEM Parti heyetinin Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerle gerçekleştirdiği temaslara yönelik görüntülere de yer verildi.

"KRİTİK EŞİK"

Film gösteriminin ardından divan üyeleri sahneye çağırıldı. Açılış konuşmasını DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan yaptı. Hatimoğulları, 27 Şubat 2025 tarihinde yapılan açıklamayı, “Siyasi tarihin kritik eşiği” olarak nitelendiren Hatimoğulları, özetle şunları söyledi:

“Çağrı, güçlü bir siyasi irade beyanı ve tarihsel bir manifestodur. Yarım asırdır devam eden acının yükünü taşıyan bu ülkede herkese eşit ve demokratik bir yaşamın teklifiydi. 27 Şubat, geleceği yeniden kurma cesaretidir. Örgüt fesih kararı almış, silah yakma ve diğer pratiklerle bu çağrının gereğini yerine getirmiştir.

Geçmişin travmalarının arkasına sığınma devri kapanmıştır. Türkiye’deki 81 ilde yerel demokrasinin güçlenmesi, örgütlenme özgürlüğü ve demokratik engellerin kalkmasıdır demokratik toplum çağrısı. Türkiye’nin bütün aydınları, ‘Bu böyle gitmez diyenler’ hep birlikte daha örgütlü olmalı ve dönüştürücü bir iradeyi ortaya koyabilmeliyiz.”

"ARTIK SOMUT ADIMLAR ATILMALI"

Tuncer Bakırhan ise Suriye’deki çatışma ve savaş ortamının da 27 Şubat çağrısı ile müzakereye döndüğünü belirtti. Bakırhan, barışın tek taraflı adımlarla sağlanamayacağını söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Devletin de barış iradesine uygun adımlar atması gerektiğini düşünüyoruz. Yürütme erki, bu süreci bir adım ileriye taşımak zorundadır. Bir yıldır aynı eşikte duruyoruz. Artık somut adımlar ve pratik adımlar atılması gerekiyor. Meclis’teki komisyonun raporunda belirtilen adımların da hayata geçmesi gerektiğine inanıyoruz. Öcalan’ın yasal statüsü net bir şekilde tanımlanmalıdır. Mesele yalnızca bir Kürt meselesi değil, Türkiye’nin demokrasi meselesidir. DEM Parti olarak, demokratik siyasetteki ısrarımızı devam ettireceğiz. Tarihe not düşüyoruz, 27 Şubat çağrısını tüm inancımızla destekliyoruz.”

ÖCALAN'IN MESAJI

Mesajın Türkçesini İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Kürtçesini ise Veysi Aktaş okudu. Mesaj İngilizce ve Arapça olarak da basına servis edildi.

Öcalan'ın mesajında, özetle şu ifadeler kullanıldı:

“Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma sürecinden demokratik siyasete geçişi sağlayacak gücümüzü kanıtlamıştır. Örgütün fesih kararı sadece fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum.

"KÜRTSÜZ TÜRK, TÜRKSÜZ KÜRT OLMAZ"

Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz.

"POZİTİF İNŞA AŞAMASINA GEÇMELİYİZ"

Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.

“Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir.

"CUMHURİYET'İN BAŞLANGICI KADAR ÖNEMLİ"

Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür.

"HUKUKSAL GÜVENCELERİ OLUŞTURACAK YAKLAŞIMA İHTİYACIMIZ VAR"

Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var.

Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar.

Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür.”

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.