BİLİM & TEKNOLOJİ
okuma süresi: 8 dak.

Yapay zekâ seçmeni nasıl etkileyebilir? Prof. Dr. Hasan Amca’dan kritik uyarı

Yapay zekâ seçmeni nasıl etkileyebilir? Prof. Dr. Hasan Amca’dan kritik uyarı

Prof. Dr. Hasan Amca’ya göre asıl risk, seçmene doğrudan “şu partiye oy ver” denilmesi değil; kişinin kararını oluşturduğu bilgi ortamının kişiselleştirilmiş algoritmalar aracılığıyla şekillendirilmesi...

Yayın Tarihi: 15/10/26 11:50
okuma süresi: 8 dak.
Yapay zekâ seçmeni nasıl etkileyebilir? Prof. Dr. Hasan Amca’dan kritik uyarı

KKTC’nin 6 Aralık 2026’da yapılacak milletvekilliği ve yerel seçimlerine doğru yapay zekânın siyasal iletişim üzerindeki etkisi de tartışma başlıkları arasına giriyor.

Kıbrıs Postası'na konuşan Prof. Dr. Hasan Amca, yapay zekânın yalnızca hangi içeriklerle ilgilendiğimizi değil, hangi mesaj, görüntü ve anlatım biçiminin dikkatimizi çekeceğini de giderek daha iyi tahmin edebildiğine dikkat çekiyor.

Amca’ya göre asıl risk, seçmene doğrudan “şu partiye oy ver” denilmesi değil; kişinin kararını oluşturduğu bilgi ortamının kişiselleştirilmiş algoritmalar aracılığıyla şekillendirilmesi.

Prof. Dr. Hasan Amca, yapay zekâ ve veri analitiğinin insan davranışlarını anlamadaki kapasitesinin giderek arttığına dikkat çekiyor.

Amca’ya göre sosyal medya kullanıcılarının izlediği videolar, içeriklerde geçirdiği süre, beğenileri, aramaları ve hızla geçtiği içerikler, kişilerin ilgi alanları hakkında önemli veriler ortaya çıkarıyor.

Bu nedenle yapay zekâ sistemlerinin kullanıcıları giderek daha iyi tanıdığını belirten Amca, söz konusu sürecin artık bilim kurgu olmadığını vurguluyor. Veri analitiği, yapay zekâ ve davranış bilimlerinin birlikte kullanılmasının günümüz teknolojisinin sıradan uygulamalarından biri haline geldiğine dikkat çekiyor.

“REKLAMCILIKTA ZATEN KULLANILIYOR”

Amca, teknolojinin çalışma biçimini anlatırken reklamcılığı örnek gösteriyor.

İnternette herhangi bir ürün arandıktan kısa süre sonra aynı veya benzer ürünlerin reklamlarının kullanıcıların karşısına çıkmasının artık şaşırtıcı olmadığını belirten Amca, yeni olanın yapay zekânın yalnızca kişinin hangi ürüne ilgi duyduğunu değil, hangi mesajın, görüntünün veya anlatım biçiminin kişinin dikkatini daha fazla çekebileceğini de tahmin edebilmesi olduğunu ifade ediyor.

Buradan hareketle siyasi iletişim açısından kritik soruyu gündeme getiriyor:

Bir ürün satmak için kullanılabilen bu teknoloji, bir siyasi düşünceyi, lideri veya toplumsal görüşü daha çekici göstermek için de kullanılabilir mi?

Amca’nın değerlendirmesine göre teknolojik açıdan bunun cevabı “evet.”

“SEÇİMLERDE ASIL TEHLİKE AÇIK PROPAGANDA OLMAYABİLİR”

KKTC’nin önümüzdeki seçim sürecine dikkat çeken Amca, bu nedenle konunun yalnızca teorik bir tartışma olmadığını belirtiyor.

Geleneksel seçim kampanyalarında siyasi partilerin miting yaptığını, televizyon programlarına çıktığını, afişler kullandığını ve seçmene açık biçimde mesaj verdiğini hatırlatan Amca, seçmenin de karşısındaki aktörün kendisini ikna etmeye çalıştığını bildiğini ifade ediyor.

Ancak yapay zekâ ile birlikte bunun çok daha farklı bir biçiminin mümkün hale geldiğine dikkat çekiyor.

“AYNI MESAJ, FARKLI İNSANLARA FARKLI DUYGULARLA ULAŞABİLİR”

Amca’nın dikkat çektiği noktalardan biri, siyasi mesajların farklı seçmen gruplarına göre kişiselleştirilebilmesi.

Geçim sıkıntısından endişe eden bir seçmenin karşısına sürekli ekonomiyle ilgili içeriklerin, güvenliği önemseyen başka bir seçmenin karşısına güvenlik haberlerinin, gençlerin karşısına ise gelecek, iş ve göç konularının çıkarılabileceğini belirtiyor.

Başka kişilerin karşısına ise kimlik, değerler veya toplumsal kaygılarla ilgili içerikler getirilebileceğini ifade ediyor.

Üstelik bunun için içeriklerin açıkça “şu partiye oy ver” demesi gerekmiyor.

Amca’ya göre belirli konuların sürekli olarak kişinin karşısına çıkarılması dahi zaman içerisinde kişinin neyi önemli gördüğünü, kimden korktuğunu, kime güvendiğini ve olayları hangi açıdan değerlendirdiğini etkileyebilir.

“İNSAN KARARINI KENDİSİ VERDİĞİNE İNANIRKEN…”

Röportajın en dikkat çekici noktalarından biri de burada ortaya çıkıyor.

Amca, insanın kararını tamamen kendisinin verdiğine inanırken, aslında kararını oluşturduğu bilgi ortamının başkaları tarafından şekillendirilmiş olabileceğine işaret ediyor.

Yapay zekânın bu süreci daha da ileri taşıyabileceğini belirten Amca, aynı siyasi mesajın binlerce farklı biçimde üretilebileceğini söylüyor.

Kullanılan kelimeler, görüntüler, ses ve duygusal ton farklı insan gruplarına göre değiştirilebiliyor. Bir kişiye umut üzerinden ulaşılırken, başka bir kişiye korku, ekonomik kaygı veya gelecek endişesi üzerinden ulaşılmasının teknik olarak mümkün olduğunu belirtiyor.

“BU YALNIZCA KKTC’NİN MESELESİ DEĞİL”

Hasan Amca, yapay zekâ ve siyasi iletişim arasındaki ilişkinin yalnızca KKTC’ye özgü olmadığının da altını çiziyor.

ABD’de siyasi kutuplaşma ve dezenformasyon, Rusya ve Çin’de devlet, medya ve dijital bilgi alanı arasındaki ilişkiler, Orta Doğu’nun birçok ülkesinde ise ifade özgürlüğü, siyasal çoğulculuk ve otoriterleşme tartışmalarının aynı temel gerçeğe işaret ettiğini belirtiyor:

“Bilgiyi kontrol edebilmek, giderek toplumu etkileyebilmenin en güçlü araçlarından biri haline geliyor.”

Amca’ya göre ülkelerin siyasi sistemleri birbirinden farklı olsa da yapay zekâ, söz konusu gücü daha önce görülmemiş ölçüde kişiselleştirebilir, hızlandırabilir ve ucuzlatabilir.

“BU BİR BİLİM KURGU SENARYOSU DEĞİL”

Amca, tartışılan teknolojilerin geleceğe ait bir senaryo olarak görülmemesi gerektiğini de vurguluyor.

Reklamcılıkta, sosyal medyada, içerik önerilerinde ve davranış analizinde kullanılan teknolojilerin önemli bir bölümünün bugün zaten hayatın içerisinde olduğunu belirtiyor.

Bu nedenle seçim döneminde yapay zekânın siyasal iletişim üzerindeki etkisinin yalnızca geleceğe ilişkin bir tartışma olmadığını ifade ediyor.

SEÇMENE YENİ SORUMLULUK

Prof. Dr. Hasan Amca’ya göre yapay zekâ çağında seçmenin de bilgiyle kurduğu ilişkiyi yeniden sorgulaması gerekiyor.

Artık yalnızca: “Bu haber doğru mu?” sorusunu sormanın yeterli olmayabileceğini belirtiyor.

Bunun yanında üç yeni sorunun sorulması gerektiğine dikkat çekiyor: “Bu içerik neden tam da şimdi benim karşıma çıktı?”

“Neden bana sürekli bu konu gösteriliyor?”.

Ve belki de en önemlisi: “Ben mi bu konuyla ilgileniyorum, yoksa bir algoritma benim ilgilenmemi mi istiyor?”

“DEMOKRASİYİ KORUMAK ARTIK SADECE SANDIĞIN GÜVENLİĞİ DEĞİL”

Amca, yapay zekâ çağında seçim güvenliği kavramının da yalnızca sandıkta kullanılan oyların güvenliğiyle sınırlı değerlendirilemeyeceğini savunuyor. Ona göre seçmenin sandığa giderken fikrinin oluştuğu bilgi ortamının da korunması gerekiyor.

Ve röportajın çarpıcı finali geliyor:

“Çünkü geleceğin en etkili propaganda yöntemi, propaganda olduğunu fark etmediğimiz propaganda olabilir.”

SEÇİM ÖNCESİ KRİTİK TARTIŞMA

KKTC’de seçim takviminin yaklaşmasıyla birlikte yapay zekânın seçim kampanyaları, siyasi iletişim ve seçmenin bilgiye erişimi üzerindeki etkisi yeni bir tartışma alanı oluşturuyor. Yüksek Seçim Kurulu, milletvekilliği genel seçimi için 6 Aralık 2026 tarihini duyurmuş durumda.

Prof. Dr. Hasan Amca’nın değerlendirmesi ise tartışmayı yalnızca “Yapay zekâ seçimlerde kullanılacak mı?” sorusundan çıkarıp, daha temel bir noktaya taşıyor:

Seçmen kendi kararını verdiğini düşünürken, o kararı şekillendiren bilgi ortamını kim ve nasıl oluşturuyor?

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.