İktisatbank piyasa analizi: İyimserlik rüzgârı iki gün sürdü: Trump sahneye çıkınca yön değişti!
İktisatbank, 02 Nisan 2026’ya ilişkin piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "İyimserlik rüzgârı iki gün sürdü: Trump sahneye çıkınca yön değişti!" ifadeleri kullanıldı.
İktisatbank, 02 Nisan 2026’ya ilişkin piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "İyimserlik rüzgârı iki gün sürdü: Trump sahneye çıkınca yön değişti!" ifadeleri kullanıldı.
Nasıl da zor günlerden geçiyoruz. Gerçi artık her günün çok zor olduğunu kabul etmek gerekiyor. Siyaset bilimci, tarihçi Francis Fukuyama durumu "Dünya artık daha tehlikeli; çünkü en güçlü ülke 10 yaşında bir çocuğun kontrolünde." sözüyle çarpıcı bir şekilde özetliyor! Kimden mi söz ediyoruz? Tabii ki Trump'tan. Son dönemlerde yaptığı açıklamaları okuyunca, Fukuyama'nın tespitinin altını çok daha rahat bir şekilde doldurabiliyorum. Öngörülebilirliğin zayıfladığı bir zeminde, belirsizlik büyüdükçe, piyasaların da yön bulmakta oldukça zorlandığını kabul etmemiz gerekiyor.
Haftanın ilk iş gününe, bölge ülkelerinin çabalarına karşın savaşın daha da genişlediği hatta Husilerin de savaşa dâhil olduğunu görerek başladık. ABD'nin bölgeye askerî yığınak yapması kara harekâtı ihtimalini artırırken, piyasaların da satış baskısına boyun eğdiğini görmüştük. Akabinde, haftanın ikinci gününü, küresel mali piyasalar oldukça iyimser bir şekilde tamamladı. Wall Street Journal'in ilettiği haberde Trump'ın yakın çevresine Hürmüz kapalı kalsa bile savaşı sona erdirme niyetinde olduğunu belirtmesi küresel risk iştahını ciddi mânâda artırdı.
Salı günü küresel mali piyasalarda esen kuvvetli rüzgârın haftanın üçüncü gününe de sarktığını görüyoruz. Trump'ın İran savaşını kısa sürede bitirme ve gerekirse sınırlı müdahâlelerle geri dönme yönünde verdiği çelişkili mesajlara rağmen, piyasalar bardağın dolu tarafını görmeyi yeğledi. Dün haber akışında, Trump'ın NATO'dan çıkma ihtimalini gündeme taşıyan açıklamaları, küresel güvenlik mimarisine dair soru işaretlerini artırırken, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji akışındaki riskler, arz tarafında ciddi bir baskı yaratmaya başladığının da altını çizmek gerekiyor. Şöyle ki, jet yakıtı ve dizel tarafında arz sıkışıklığı giderek belirgin bir hâl alırken, Avrupa'da yaz sezonuna doğru uçuş iptallerinin konuşulması, riskin sadece bölgesel değil küresel ölçekte hissedileceğini de gösteriyor.
Her ne kadar son iki günde piyasalar barış ihtimaline sıkı sıkı tutunsa da, reel ekonominin hâlâ savaşın maliyetini taşımaya devam ettiğini göz ardı etmememiz gerekiyor. Bu minvalde, Trump'tan son iki günde gelen mesajları birlikte ele alırsak, Hürmüz'deki risk nedeniyle yakıt bulmakta zorlanan ve operasyona mesafeli duran ülkelere açık bir şekilde yakıtı ABD'den alabileceklerini ya da gidip kendi başlarının çaresine bakarak temin edebileceklerini söyledi. Bu sert çıkışın, NATO'dan çıkma tehdidi ile uyum arz ettiğini not edelim. Her şeye rağmen, Trump'ın açıklamalarını, İran'ın büyük ölçüde etkisiz hâle getirildiğini söylemek suretiyle operasyonun da zor kısmının geride kaldığını ve ABD'nin yavaş yavaş kontrollü bir çıkış zemini aradığı izlenimi veriyor. Hürmüz açılmadan da savaşı sonlandırma niyetinin öne çıkması da bu görüşü destekliyor. Henüz kesin bir senaryo çizmek için erken olsa da, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, AB Konseyi Başkanı Costa ile görüşmesi sonrası, güvenceler sağlanırsa savaşı bitirmeye hazır olduklarını söylemesini de önemsiyoruz.
Olası bir ateşkes ihtimalini önden fiyatlayan piyasalarda son iki günde esen iyimserlikle hisse senetlerine alım gelirken, savaş döneminde değer kazanmasını beklediğimiz altın, panik işlemlerinin geride kalması ardından risk iştahını fiyatlayarak yükselişe geçti. Ne garip değil mi? Ne var ne yok sat paniğinin gölgesinde ABD tahvillerine gelen satış baskısıyla hafta başı yüzde 4,50 seviyesine dayanan 10 yıllık gösterge tahvil, dün 25 baz puan kadar gevşedi. Benzer bir şekilde, teknik mânâda 5,050 dolar seviyesinin kırılması ile çok süratli bir şekilde ve panik satışlarıyla 1,000 dolar kadar gerileyen altının ons fiyatı 4,100 dolar seviyesinden yönünü yukarıya çevirerek dün 4,800 dolar seviyesine kadar yükseliş kaydetti. Mahallenin sert çocuğu gümüş 76 dolar seviyesine kadar toparlanırken, bir diğer değer saklama aracı olan bitcoin ise 70 bin dolar seviyesinin etrafındaki dar bantta sıkışma isteğini korumaya devam ettiğini görüyoruz.
Risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi son iki günde yüzde 5 yükseliş kaydederken, gözlerin üzerinde olduğu Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, haftanın ilk gününde 118 dolar seviyesinin üzerine yükselmesi ardından psikolojik 100 dolar seviyesinin hemen altına geri çekildiğini gördük. Bu bağlamda, savaş döneminde güvenli liman olarak ön plana çıkan dolar endeksi (DXY) geri çekilirken, EURUSD paritesi süratle 1,1450 seviyesinden 1,1625 seviyesine yükseldi. Daha basit bir anlatımla, son iki günde iyimserliğin ön plana çıkmasıyla, dolar ve petrol değer kaybederken, hırpalanan kıymetli madenler, ABD tahvilleri ve hisse senetleri ise sert bir şekilde değer kazandı. Enerji tarafında suların durulması durumunda bile, arz kesintisinde yaşanan tahribat nedeniyle, petrolün 80 dolar seviyesinin altına gelmekte zorlanacağını not edelim.
Savaşa dâhil olmasa da, hem finansal hem de ekonomik anlamda olumsuz olarak etkilenen Türkiye cephesinde de son iki gündür iyimserliğin hâkim olduğunu görüyoruz. Tahribatın boyutunu ölçmek adına TCMB rezervlerini barometre olarak kullanırken, otoriteden gelen sakinleştirici yorumlar ve yeni adımları da takip ediyoruz. Durum analizi yapmak gerekirse, yurt dışı basında altın fiyatlarında yaşanan çöküşün müsebbi olarak gösterilecek ölçüde TCMB'nin altın hamleleri manşetleri süslerken, rakamların diliyle konuya da açıklık getirmek isteriz.
TCMB'nin swap ve kamu dövizleri hâriç net yabancı para pozisyonu son iki ayda 82,4 milyar dolar seviyesinden 8,6 milyar dolar seviyesine kadar geriledi. Altın fiyatları yükselirken, rezerv çeşitlendirme anlamında, yoğun bir şekilde altın rezerv tutmayı tercih eden (rezervlerin en az üçte ikisi altın) TCMB'yi alkışlayan ellerin, ihtiyaç belirmesi nedeniyle gerek swap (belli bir vadede altın verip dolar alıp, yine vadesinde önceden sabitlenmiş fiyat üzerinden doları geri verip altının geri alınması) gerekse de outright (direkt satış) olarak yaptığı hamlelerin eleştirilmesini anlamakta zorluk çekiyoruz. Zor günler için biriktirilen rezervlerin yangını bastırmak için satılmasını normal karşılamak gerekiyor. TCMB, enerji kanalından enflasyonist baskı gelirken, yabancının swap çıkışları nedeniyle kur üzerinde ciddi bir yukarı yönlü savrulma yaşanmasını engellemek adına piyasayı dengede tutmaya çalışıyor. Her ne kadar serbest piyasa koşullarına dolaylı müdahâleyi başka bir günün konusuna bıraksak da, yangın varken, yangını bastırmak ve büyümesini engellemek gerekiyor.
Yangın dinip yabancı geri geldiğinde, rezervlerin yeniden güçleneceğini söylemek isteriz. Bu nedenle TCMB'yi altın satıyor diye yerden yere vurmanın bir anlamı olmadığı gibi, altın satmanın da döviz satmaktan pek de bir farkı olmadığını da söylemek gerekiyor. Lâkin, TCMB'nin rezervlerinin azalıyor olması elbette bizi de mutsuz ediyor. Süreç devam ederse, TCMB'nin bir sonraki adımının faiz artırımı olacağını düşünüyoruz. Eğer temel politika aracı bir hafta vadeli repo ihale faizi ise (yüzde 37) ve üstü kapalı da olsa 300 baz puan artışla fonlama koridorunu üst bandından yapılıyorsa, TCMB'nin bir sonraki toplantıda, eğer savaş ortamı sanılanın aksine ivme kaybetmezse, politika faizini yüzde 40 seviyesine getirmesi bizleri pek de şaşırtmayacaktır.
Bu minvalde, net yabancı para pozisyonu savaş başladığı günden 31 Mart valörlü işlemlere kadar geçen sürede 61 milyar dolar erirken, bu erimenin bir kısmının da altın rezervlerinin (fiyatı gerilediği için) değerleme etkisi ile oluştuğunu söylemek gerekiyor. Rezervlerin süratle 21 iş günü gibi kısa bir sürede erimesine paralel, TCMB uzun bir süredir ara verdiği bankalarla döviz karşılığı TL swap işlemlerine yeniden başladığını not edelim. Hatırlanacağı üzere bu işlemlere 2023-2024 seçim dönemlerinde oldukça aşinaydık. TCMB, yeni hamlesiyle piyasalara TL likidite verip karşılığında ise bir süreliğine de olsa ödünç olarak döviz almış olacak. Söz konusu dövizin de TCMB'nin döviz likiditesine yardımcı olacağını ve piyasaya müdahâle anlamında elini kuvvetlendireceğini söylememiz gerekiyor. Bu sayede net YP pozisyonu eksiye gidecek ölçüde büyük bir genişliğe sahip olacak. Aşağıda net yabancı para pozisyonunun 2024 yılında ne kadar eksi olduğuna bir bakmanızı öneririm! Her şeye rağmen, son dönemde sıklıkla belirttiğimiz üzere, döviz kuru cephesinde anlamlı bir risk görmüyoruz. Yeter ki, yurt içi yerleşiklerin otoriteye olan güvenleri sarsılmasın!
Bu gelişmelerin ışığında Türk mali piyasaları da son iki günü ılımlı bir seyir izleyerek tamamladı. Çarşı'da döviz kuru sakinlerken, BIST100 ana endeksi son iki günde yüzde 2,5, faiz artırım beklentileriyle hırpalanan bankacılık endeksi ise yüzde 3 yükseliş kaydetti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi neredeyse 200 baz puan gerileyerek yüzde 40,85 seviyesini test ederken, USDTRY kuru otoritenin kontrol sahasında 44,40'lı seviyelere yükseldi. Yabancı indinde Türkiye'nin risklerini yansıtan CDS risk primi ise 285 baz puana geriledi.
Savaşın enerji arzında tarihin en büyük şoklarından birini yarattığı, özellikle enerji ithalatçısı ülkelerin bu süreçten orantısız şekilde etkilendiğini çok net bir şekilde söylememiz gerekiyor. Artan petrol, gaz ve gübre fiyatları, tedarik zincirlerindeki bozulma ve turizmdeki daralma gelişmekte olan ülkelerde kur baskısı, bozulan enflasyon beklentileri ve daha sıkı para politikası ihtimalini gündeme taşıyor. Bu minvalde, her ayın ilk iş günü açıklanan Türkiye imalat sanayi PMI endeksi Mart ayında 47,9 seviyesine gerileyerek son 5 ayın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Hatırlanacağı üzere, 50 seviyesinin altı daralma olarak okunurken, sektörel bazda baktığımızda ise kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri dışında kalan 9 sektör de 50 seviyesinin altında kalarak daraldı. Öte yandan, BloombergHT'nin tüketici güven endeksi Mart ayında yüzde 10,3 gibi oldukça sert bir oranda gerileme kaydetti. Savaş nedeniyle tüketicinin hem mevcut dönem algısı hem de geleceğe ilişkin beklentilerinde sert bozulma olduğunu söylememiz gerekiyor.
Öte yandan, her ayın ilk günü açıklanan İTO enflasyon verisine göre, Mart ayında İstanbul'da TÜFE yaklaşık yüzde 3 artarken, yıllık enflasyon oranını da yüzde 37,70 seviyesine çekti. İstanbul'da hayatın daha pahalı olduğunu bilmemizden hareketle, resmî enflasyon verisinin haftanın son iş gününde TÜİK tarafından aylık bazda yüzde 2,3 olarak açıklanacağını düşünüyoruz. Verinin savaş dönemi öncesine ait olduğu düşünülürse, enflasyonist baskılar Mart ayı ötesinde hızlandığını da unutmamak gerekiyor. Öte yandan her ayın ilk cuması olduğu üzere, ABD'de haftanın en önemli verisi tarım dışı istihdam olarak ön plana çıkarken, enflasyonist riskler büyüdüğü bir ortamda, işsizliğin de artması piyasaları sevindirmeyecektir. Dün açıklanan ADP özel sektör istihdam verisi (öncü veri) beklentilerin üzerinde sonuçlandı.
ABD Başkanı Trump'ın dün gece yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, piyasaların beklediği çıkış stratejisi yerine belirsizliği artıran bir çerçeve sunmasıyla son iki gündür hâkim olan iyimser havanın topyekûn dağıldığını görüyoruz. ABD'nin İran'da askerî hedeflere büyük ölçüde ulaştığını söylemesine rağmen net bir takvim vermemesi, hatta önümüzdeki 2-3 hafta içinde saldırıların sürebileceğini ve gerekirse enerji altyapısının da hedef alınabileceğini belirtmesi, risk algısını yeniden yükseltti.
Özellikle Hürmüz Boğazı'nın durumu ve enerji arzına ilişkin soru işaretlerinin giderilmemesi, yatırımcı tarafında sürecin uzayabileceği endişesini öne çıkardığını görüyoruz. Bu bağlamda, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı arz endişeleriyle bu sabah yüzde 5'e yakın yükselmek suretiyle yeniden 105 doların üzerine çıkarken, hisse senedi piyasalarında satış dalgası hız kazandı. ABD borsalarının vadeli işlemleri yüzde 1'den fazla gerilerken, Avrupa vadeli kontratlarında da kayıplar yüzde 1,5'i aştı. Yeni gün başlangıcında, Pasifik'in diğer ucunda da satış baskısının arttığını görüyoruz. Dün sabah iyimserlikle yüzde 8,5 yükselen Güney Kore borsası, bu sabah yüzde 4'e yakın gerilerken, gösterge endeks Tokyo borsası yüzde 2 düştü.
Piyasalar yeniden güvenli limanlara yönelirken, doların ise güç kazandığını görüyoruz. Dün 1,16 seviyesine gelen EURUSD paritesi 1,1530 seviyesine çekilirken, benzer bir şekilde, dün alımlara sahne olan 10 yıllık ABD tahvil faizi bugün satış baskısıyla yükselirken, kıymetli madenlerin ve riskli varlıkların ise baskı altında kaldığını görüyoruz! Dün gün içinde 4,800 dolar seviyesini test eden altın bu sabah 4,650 dolar seviyesine gerilerken, gümüş ise 72 dolar seviyesini test etti. Teknik mânâda, aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, altın için 4,750 dolar üzerinde gecelik kapanış görmeden beklediğimiz asıl yükseliş için erken olduğu kanaatindeyiz. Gümüş cephesinde ise 71,50 dolar üzerinde tutunup tutunamayacağını takip edeceğiz.
Artan jeopolitik risklerle birlikte stagflasyon endişelerinin yeniden gündeme gelmesi, piyasalarda temkinli duruşun bir süre daha korunabileceğine işaret ediyor. Hafta içi Başkanı Powell'ın da Harvard Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada Fed'in iki hedefi (tam istihdam ve fiyat istikrarı) arasında gerilim var diyerek üstü kapalı da olsa stagflasyon endişesine atıfta bulundu (durgunluk için enflasyon). Paskalya tatili nedeniyle yarın ve pazartesi günü küresel mali piyasaların büyük bir kısmının kapalı konumda olacağını not edelim. Belirsizliklerin çok yüksek olduğu bir dönem için dört gün oldukça uzun, bu nedenle piyasa aktörleri risk almak istemeyebilir!
Altın

Gümüş

TCMB Altın Varlıkları (ton)

TCMB Net Döviz Pozisyonunda Yaşanan Günlük Değişim

TCMB Net Döviz Pozisyonu

İktisatbank Günlük Piyasa Analiz ve Yorumu 02 Şubat Perşembe
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.