“Mezarlık” Kuzey Kıbrıs'ın karanlık dosyasını açtı: Yasalar var, peki tüp bebek merkezleri ne yapıyor?
Türkiye’nin dikkat çeken polisiye dizisi “Mezarlık”ta taşıyıcı annelik dosyasının Kuzey Kıbrıs’a uzanması, yıllardır tartışılan bir alanı yeniden gündeme taşıdı. Türkiye–Gürcistan–Kuzey Kıbrıs hattında taşıyıcı annelik organizasyonlarına ilişkin geçmiş operasyonlar, yumurta donörlüğünde genç kadınların kullanıldığı yönündeki iddialar ve sınır aşan klinik bağlantıları yeniden mercek altında. Ancak Kuzey Kıbrıs açısından mesele artık yalnızca “denetim” değil: Mevzuat ortadayken bazı tüp bebek merkezleri hangi uygulamaları, hangi yetkiyle yapıyor ve kamuya açık biçimde pazarlıyor?
Birce Akalay, Olgun Toker ve Şehsuvar Aktaş’ın rol aldığı “Mezarlık” dizisinin üçüncü sezonunun 6’ncı bölümü, taşıyıcı annelik üzerinden kurulan karanlık bir ağı ekranlara taşıdı.
Bölümde taşıyıcı annelik; kadınların kullanılması, aracılar, insan ticareti ve büyük para trafiğinin bulunduğu örgütlü bir yapı üzerinden kurgulandı.
Hikayenin Kuzey Kıbrıs’a uzanması ise dikkat çekti.
Çünkü dizinin senaryosu kurgu olsa da Kuzey Kıbrıs’ın taşıyıcı annelik, yumurta bağışı ve uluslararası üreme sektörüyle ilişkisi yıllardır gerçek haberlerin ve araştırmaların konusu.
MEVZUAT VAR, SEKTÖR İSE GÖZ ÖNÜNDE
Kuzey Kıbrıs’ta yardımcı üreme alanı hukuksuz bir boşluk değil. Üremeye yardımcı tedavi merkezlerinin faaliyetlerinden yumurta ve sperm bağışına, kayıt yükümlülüklerinden yapılabilecek ödemelere kadar birçok alan mevzuatla düzenlenmiş durumda.
Üstelik yumurta bağışçısına yapılabilecek ödemeye dahi sınır getirilirken, bu ödemelerin kayıtlarının ve makbuzlarının yetkili otoriteye bildirilmesi gerekiyor.
Dolayısıyla bugün sorulması gereken soru yalnızca “denetim yeterli mi?” değil.
Mevzuat bu kadar açıkken sektörün içerisinde mevzuat sınırlarını aşan uygulamalar varsa, bunlar nasıl yapılabiliyor?
Daha da önemlisi, bazı merkezlerin internet sitelerinde yumurta, sperm ve embriyo donasyonunun yanı sıra taşıyıcı annelik hizmetlerinden söz edilmesi, kamu otoritesinin önünde duran çok daha temel bir soruyu ortaya çıkarıyor:
Bir tüp bebek merkezi internet üzerinden açıkça tanıttığı her hizmeti KKTC’de gerçekleştirme yetkisine sahip mi? Değilse bu tanıtımlar yıllardır nasıl yapılabiliyor?
TÜRKİYE’DE YASAK, KUZEY KIBRIS ÜZERİNDEN Mİ ORGANİZE EDİLİYOR?
Türkiye’de izin verilmeyen bazı üreme uygulamaları nedeniyle Kuzey Kıbrıs uzun zamandır sınır aşan üreme sektörünün önemli adreslerinden biri olarak gösteriliyor.
Geçmiş araştırmalarda Kuzey Kıbrıs’taki bazı merkezlerin Türkiye’deki klinik veya aracılarla bağlantılı çalıştığı ileri sürüldü.
Taşıyıcı annelik hizmeti almak isteyen kişiler gibi iletişim kurulan bazı gazetecilik çalışmalarında, ilk görüşme için İstanbul’daki merkezlere yönlendirme yapıldığı, ardından sürecin Kuzey Kıbrıs veya başka ülkelerde devam ettirilebildiği aktarıldı.
Burada artık mesele yalnızca sağlık turizmi değil.
Bir ülkede yapılamayan işlem başka ülkelerdeki klinikler ve aracılar kullanılarak organize ediliyorsa, bunun hukuki ve ticari sorumluluğu kimde?
2019 OPERASYONU: TÜRKİYE–GÜRCİSTAN–KUZEY KIBRIS HATTI
Dosyanın en ciddi örneklerinden biri 2019 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen polis operasyonunda ortaya çıktı.
Dönemin haberlerinde, taşıyıcı annelik amacıyla kadınları organize ettiği öne sürülen bir yapının Türkiye, Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs arasındaki trafiği yönettiği iddia edildi.
Operasyonda çok sayıda doğurganlık artırıcı hormon ilacının ele geçirildiği, taşıyıcı anne olması planlanan kadınların Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs’taki merkezlere yönlendirildiği bilgileri kamuoyuna yansıdı.
Kadınların bulunmasından hormon kullanımına, seyahat organizasyonlarından kliniklere yönlendirmeye kadar uzanan bu yapı iddiası, taşıyıcı anneliği basit bir sağlık hizmeti tartışmasının dışına çıkardı.
Çünkü ortada artık yalnızca tıbbi bir uygulama değil; kadın, klinik, aracı ve para arasında kurulan uluslararası bir organizasyon iddiası vardı.
DONÖRLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ
Kuzey Kıbrıs açısından belki de en çarpıcı başlıklardan biri yumurta donörlerinin kimlerden oluştuğu.
Üstelik bunun için yalnızca geçmişteki iddialara bakmaya gerek yok.
Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren bir tüp bebek merkezinin kendi internet sitesinde yayımladığı bilgilere göre, merkeze başvuran yumurta donörü adaylarının yüzde 72’sini üniversite öğrencileri oluşturuyor.
Bu veri tek başına yasa dışı bir faaliyetin kanıtı değil. Ancak genç ve ekonomik açıdan kırılgan olabilecek kadınların üreme sektöründeki ağırlığı konusunda ciddi bir tartışmayı beraberinde getiriyor.
Çünkü yumurta bağışı basit bir kan verme işlemi değil; hormon kullanımı ve yumurta toplama işlemini içeren tıbbi bir süreç.
Üstelik mevzuat, yumurta bağışçısına yapılabilecek ödemeyi dahi belirli sınırlar içerisinde tutuyor.
O halde sorulması gereken soru açık:
Üniversite öğrencilerinin bu sektörde bu kadar yüksek oranda yer almasının nedeni ne? Bu kadınlara kimler ulaşıyor ve sistem içerisinde gerçekte ne kadar para dönüyor?
ARTIK “HABERİMİZ YOKTU” DENİLEBİLECEK BİR ALAN DEĞİL
Tüp bebek sektörü Kuzey Kıbrıs’ta gizli kapılar ardında faaliyet gösteren küçük bir yapı değil.
Merkezlerin internet siteleri var. Uluslararası hastalara yönelik reklamları var. Donasyon programları açıkça tanıtılıyor. Bazı merkezlerin internet sayfalarında taşıyıcı annelik hizmetleri dahi yer alıyor.
Dolayısıyla tartışmanın merkezine artık yalnızca “denetim eksikliği”ni koymak yeterli değil.
Devletin ilgili kurumlarının gözü önünde, internet üzerinden bütün dünyaya pazarlanan uygulamalar var.
Eğer bunların tamamı mevzuata uygunsa kamuoyuna bunun hukuki çerçevesi açıkça anlatılmalı.
Eğer mevzuata aykırı uygulamalar veya reklamlar varsa, bu kez çok daha ağır bir soru ortaya çıkıyor:
Bunlara bugüne kadar neden müdahale edilmedi?
“MEZARLIK” KURGU, ORTADAKİ TABLO DEĞİL
“Mezarlık” bir polisiye dizi ve ekrana taşıdığı suç ağı kurgu.
Ancak Kuzey Kıbrıs’ta üreme sektörünün varlığı, uluslararası hasta trafiği, yumurta donasyonu programları ve bazı merkezlerin kamuya açık biçimde tanıttığı hizmetler kurgu değil.
Bu nedenle dizinin ardından tartışılması gereken mesele yalnızca “Mezarlık Kuzey Kıbrıs’ı neden kullandı?” sorusu olmamalı.
Asıl sorular başka:
Mevzuatın sınırları nerede başlıyor, nerede bitiyor? Tüp bebek merkezleri gerçekte hangi hizmetleri veriyor? Taşıyıcı annelik organizasyonlarında Kuzey Kıbrıs’ın rolü ne? Türkiye’den yönlendirilen vakalar var mı? Aracılar kim? Üniversite öğrencilerinin yumurta donörü havuzundaki ağırlığının nedeni ne? Ve mevzuata aykırı faaliyetler varsa, bunlar devletin yetkili kurumlarının gözü önünde nasıl sürdürülebiliyor?
“Mezarlık”ın hikâyesi senaristlerin kaleminden çıktı.
Kuzey Kıbrıs’ın cevap vermesi gereken asıl soru ise çok daha gerçek: Yasa varsa, herkes bu yasaya uyuyor mu?
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.