Fatma Miralay: Çocukların sergilediği şiddet davranışları, fark edilmeyen kırılma zincirinin son halkası
Kıbrıs Postası köşe yazarı ve eğitim bilimci Doç.Dr. Fatma Miralay, çocukların sergilediği şiddet davranışlarının çoğu zaman çevresi tarafından zamanında fark edilmeyen ve ciddiye alınmayan uzun bir gelişimsel sürecin son halkası olduğunu vurguladı.
Kıbrıs Postası köşe yazarı ve eğitim bilimci Doç.Dr. Fatma Miralay, “Hiçbir çocuk şiddete yazgılı doğmaz” başlıklı yazısında çocuk gelişimi ve şiddet ilişkisini ele aldı.
Miralay, yazısında Kanada’da evlat edinilen bir çocuğun iyi eğitimli ve yüksek sosyoekonomik koşullara rağmen ilerleyen yaşlarda şiddet ve hırsızlık gibi davranışlar sergilemesini örnek göstererek, bireyin gelişiminin yalnızca sunulan imkanlarla açıklanamayacağını ifade etti. Çocuğun davranışlarının genetik yatkınlıklar, erken yaşantılar ve sosyal çevre etkileşimlerinin birleşimiyle şekillendiğini belirtti.
Sevgi ve duygusal bağın önemine dikkat çeken Miralay, ailesinden yeterli sevgi ve onay görmeyen çocukların, en iyi imkanlar içinde büyüse bile bu eksikliği davranışlarına yansıtabileceğini kaydetti. Sosyal çevrenin aileden sonra en etkili faktörlerden biri olduğunu belirten Miralay, genetik aktarımın etkisine rağmen kişiliğin çevresel etkenlerle şekillendiğini vurguladı. Bu kapsamda National Institute of Child Health and Human Development verilerine atıf yapılarak, çocuğun gelişiminde çevre, eğitim ve aile tutumunun belirleyici rol oynadığı ifade edildi.
Yazıda, özel gereksinimli çocukların durumuna da değinilerek, ebeveynlerin bu durumu kabul etmekte zorlanmasının hem çocuk hem de çevresi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Çocukların akranlarıyla aynı koşullarda eğitim görmesi yönündeki ısrarın, gerekli destek sağlanmadığında daha büyük sorunlara yol açabileceği ifade edildi. Okul ve eğitimcilerin de bu süreçte sorumluluk taşıdığına dikkat çekildi.
Miralay, çocukların dışlanma ve ötekileştirme nedeniyle duygusal olarak yıprandığını ve bunun davranış bozukluklarına zemin hazırlayabileceğini belirtti. Yeterince kabul görmeyen çocukların çevrelerine zarar verme eğilimi geliştirebileceğini ifade etti.
Teknoloji ve dijital içeriklerin etkisine de değinilen yazıda, çocukların dijital deneyimlerinin aileler tarafından yakından takip edilmesi gerektiği vurgulandı. Ailelerin içerikleri denetlemesi ve sınırlar koymasının kaçınılmaz bir sorumluluk olduğu ifade edildi.
Miralay, sonuç olarak çocukların doğuştan bazı biyolojik eğilimler taşıyabileceğini ancak ağır şiddetin tek bir nedene bağlanamayacağını belirtti. Okul şiddeti ve silahlı saldırıların; genetik yatkınlık, olumsuz çocukluk deneyimleri, akran reddi, travma ve yetişkinlerin uyarı sinyallerini zamanında fark edememesi gibi birçok etkenin birleşimiyle ortaya çıktığını ifade etti.
Yazıda ayrıca, şiddet eğilimi gösteren çocuklara yalnızca disiplin odaklı yaklaşımın yetersiz olduğu vurgulanarak, çok disiplinli ve koruyucu bir yaklaşımın gerekliliğine dikkat çekildi. Aile, okul ve uzman iş birliğiyle yürütülecek süreçlerin önemine işaret eden Miralay, erken farkındalık ve doğru müdahalenin belirleyici olduğunu kaydetti.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.