EĞİTİM
okuma süresi: 9 dak.

DAÜ-SEN’den DAÜ yönetimine “hukuk ve liyakat” eleştirisi: Hesap vermekten kaçınıyorlar!

DAÜ-SEN’den DAÜ yönetimine “hukuk ve liyakat” eleştirisi: Hesap vermekten kaçınıyorlar!

DAÜ-SEN, DAÜ yönetimine ilişkin açıklamasında, üniversitede hukuka uygunluk, liyakat ve hesap verebilirlik ilkelerinin ihlal edildiğini savunarak, Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu sürecindeki atama ve kadro aktarımı işlemlerinin sonlandırılması çağrısı yaptı.

Yayın Tarihi: 18/05/26 12:13
okuma süresi: 9 dak.
DAÜ-SEN’den DAÜ yönetimine “hukuk ve liyakat” eleştirisi: Hesap vermekten kaçınıyorlar!
A- A A+

Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN), DAÜ yönetimine ilişkin yaptığı açıklamada, üniversitede hukuka uygunluk, liyakat ve hesap verebilirlik ilkelerinin ihlal edildiğini savunarak, özellikle Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu sürecindeki atama ve kadro aktarımı işlemlerinin derhal sonlandırılması çağrısında bulundu.

DAÜ-SEN, yaptığı yazılı açıklamada, modern üniversitelerin yalnızca teknik akıl ve performans göstergeleriyle yönetilemeyeceğini belirterek, üniversitenin hukuka bağlılık, etik sorumluluk, eleştirel düşünce ve toplumsal fayda ilkeleri temelinde yönetilmesi gerektiğini kaydetti.

Açıklamada, Doğu Akdeniz Üniversitesi Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı Şemi Bora’nın 6 Mayıs ve 11 Mayıs 2026 tarihlerinde üniversite çalışanlarına gönderdiği açıklamaların, DAÜ-SEN’in uzun süredir dile getirdiği kurumsal yönetim, hukuka uygunluk, yetki sınırları, liyakat ve hesap verebilirlik sorunlarını yeniden ortaya koyduğu ifade edildi.

Önceki Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı Erdal Özcenk’in de mevcut rektörlük yönetimine yönelik benzer eleştiriler yaptığı belirtilen açıklamada, yaşanan sorunların kişisel değil yapısal olduğu savunuldu.

DAÜ-SEN'DEN, DAÜ YÖNETİMİNE HOMO FABER BENZETMESİ

DAÜ-SEN tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

"Max Frisch’in Homo Faber eseri, modern üniversiteler için güçlü bir uyarı metni olarak okunabilir. Romandaki Walter Faber, dünyayı yalnızca teknik akıl, planlama ve kontrol üzerinden anlamaya çalışan, tesadüfü, kaderi ve insani bağı reddeden bir karakterdir. Onun asıl trajedisi yalnızca ahlaki bir körlük değil, daha derinde bir kaçıştır: sorumluluktan kaçma, hesap vermekten kendini muaf tutma, yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşmeme. Faber üretir, yönetir, ilerler ama hiçbir zaman gerçek anlamda hesap vermez. Bu kaçış onu hem insani hem de varoluşsal bir çıkmaza sürükler.

Bugün Üniversitemiz açısından da benzer bir risk vardır. Üniversite yalnızca verimlilik, performans göstergeleri, proje çıktıları ve idari tasarruflar üzerinden yönetildiğinde üretirken hesap vermeyen, karar alırken sorumluluğunu göz ardı eden, hukuki ve kurumsal yükümlülüklerinden kendini muaf sayan bir yapıya dönüşür. Oysa üniversite, salt bilgi ve teknoloji üreten bir Homo Faber kurumu değil, hukuka bağlılığı, adaleti, etik sorumluluğu, eleştirel düşünceyi ve toplumsal faydayı merkeze alan kamusal bir akıl alanıdır.

'DAÜ VYK BAŞKANI BORA'NIN, ÜNİVERSİTE ÇALIŞANLARINA GÖNDERDİĞİ AÇIKLAMALAR, HOMO FABER'İ HATIRLATIR NİTELİKTEDİR'

Doğu Akdeniz Üniversitesi Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı Sayın Şemi Bora’nın 6 Mayıs ve 11 Mayıs 2026 tarihlerinde üniversite çalışanlarına gönderdiği açıklamalar, Homo Faberi hatırlatır niteliktedir. DAÜ-SEN’in uzun süredir dile getirdiği kurumsal yönetim, hukuka uygunluk, yetki sınırları, liyakat ve hesap verebilirlik sorunlarını bir kez daha açık biçimde ortaya koymuştur.

Önceki VYK Başkanı Sayın Erdal Özcenk’in de mevcut Rektörlük ekibinin yönetim anlayışına ilişkin benzer eleştiriler yapmış olması, sorunun kişisel veya dönemsel değil, doğrudan Rektörlüğün yönetim anlayışından kaynaklanan yapısal bir sorun olduğunu göstermektedir.

'REKTÖRLÜK DE FABER GİBİ ÜRETMEYE, ATAMAYA, YÖNETMEYE DEVAM ETMİŞ AMA HESAP VERMEKTEN KAÇINMIŞTIR'

DAÜ-SEN olarak bu açıklamalara hemen tepki vermekten özellikle kaçındık. Üniversitenin kurumsal bütünlüğünü korumak ve Rektörlüğe hukuka aykırı işlemleri düzeltme imkanı tanımak amacıyla yaklaşık on gün boyunca sorumlu bir bekleyiş içinde olduk. Bu süre içinde Rektörlüğün gerekli idari ve hukuki adımları atmasını, yanlış görevlendirme ve kadro aktarımı işlemlerini geri almasını ve üniversite kamuoyuna şeffaf bir açıklama yapmasını bekledik. Ancak Rektörlük bu süreyi hukuka aykırı uygulamaları düzeltmek için kullanmamıştır. Rektörlük de tıpkı Faber gibi üretmeye, atamaya, yönetmeye devam etmiş, ama hesap vermekten kaçınmıştır. Bu nedenle bugün yaptığımız açıklama ani bir tepki değil, Rektörlüğe tanınan makul sürenin sonuçsuz kalmasının ardından ortaya çıkan kurumsal bir zorunluluktur.

'BORA'NIN AÇIKLAMALARINDA ÖNE ÇIKAN 3 KONU, DAÜ'DEKİ YÖNETİM KRİZİNİ AÇIKÇA GÖSTERMEKTEDİR'

Sayın Bora’nın açıklamalarında öne çıkan üç konu, DAÜ’deki yönetim krizini açıkça göstermektedir. Kısmi zamanlı öğretim elemanları ve araştırma görevlilerinin ödemeleri konusunda yaşanan kriz basit bir 'aksaklık' değildir, ciddi bir yönetim ve sorumluluk sorunudur.

2 Nisan 2026 tarihinde yaptığımız açıklamada özellikle şu hususun altını çizmiştik: 'VYK bir durum tespit kurulu değildir. Önerge 1 Nisan’da geliyorsa, bu ihmalin ve oluşan mağduriyetin sorumlusundan istifası istenmelidir.' DAÜ-SEN yetki sınırlarının bilinmediği, en temel hukuk kurallarının ayaklar altına alındığı durumlar karşısında sessiz kalmanın ve hesap sormamanın üniversiteye yapılan büyük bir yanlış olduğunu düşünmektedir.
Enstitü Müdürü seçimi sürecinde yaşananlar ise Rektörlüğün demokratik teamüller, liyakat ve kurumsal nezaket konusunda ciddi bir savrulma içinde olduğunu göstermiştir. Bir aday hakkında nesnel dayanağı olmayan suçlamalarla yürütülen karalama girişimi, yalnızca etik dışı değil, aynı zamanda hukuki sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

En ağır konu ise Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu’nun kuruluş sürecidir. İlgili tüzük yürürlüğe girmeden müdür ve müdür yardımcısı görevlendirmeleri yapılmış, bazı akademik personel bu birime aktarılmıştır. DAÜ-SEN’in aldığı hukuki görüşler de bu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu göstermektedir. Üniversitede hiçbir idari işlem yürürlükte olmayan bir tüzüğe dayanılarak yapılamaz. Kurumsal yönetimin temel ilkesi açıktır: önce hukuk, sonra işlem; önce yetki, sonra karar; önce usul, sonra uygulama.

DAÜ-SEN'DEN REKTÖR KILIÇ'A ÇAĞRI

Bu nedenle Sayın Rektör Prof. Dr. Hasan Kılıç’a açık çağrımızdır: Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu tüzüğü yürürlüğe girmeden yapılan tüm atama, görevlendirme ve kadro aktarımı işlemlerini derhal sonlandırın. İlgili tüzüğün Senato, Vakıf Yöneticiler Kurulu, Eğitim Bakanlığı ve Bakanlar Kurulu süreçleri tamamlanarak hukuka uygun biçimde yürürlüğe konulmasını sağlayın. Üniversiteyi fiili durumlarla, kişisel tercihlerle ve hukuki zemini olmayan kararlarla yönetme anlayışından vazgeçin.

Bu süreçte Eğitim Bakanı Sayın Nazım Çavuşoğlu’nun sorumluluğu da açıktır. Sayın Bakan 8 Mayıs 2026 tarihli açıklamasında VYK Başkanının tespitlerini görmezden gelmiş, hükümetin protokol çerçevesindeki sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, diğer tarafların ise sorumluluklarını yerine getirmediğini iddia etmiştir. Oysa Eğitim Bakanlığı, protokolün tarafıdır ve istişare-eşgüdüm komitesinin başkanı olarak protokolün uygulanmasını izleme, denetleme ve gerekli müdahaleleri yapma sorumluluğunu taşımaktadır.

DAÜ-SEN EĞİTİM BAKANI ÇAVUŞOĞLU'NA DA SORULAR YÖNETLLTİ

Sayın Bakana açıkça soruyoruz: Protokolü kim uygulamıyor? Liyakat ilkesini kim ihlal ediyor? Hukuku kim göz ardı ediyor? VYK Başkanı mı, Rektörlük mü, sendikalar mı? Yoksa, sorumluluğunu yerine getirmeyerek bu hukuksuzlukların büyümesine seyirci kalan Bakanlık mı?

DAÜ’nün ihtiyacı Faber gibi ilerleyen, üreten, atayan ama yaptıklarının sorumluluğundan kaçan bir yönetim anlayışı değildir. DAÜ’nün ihtiyacı, üretirken hesap veren, yönetirken hukukla bağlı kalan, karar alırken adaleti ve kurumsal sorumluluğu önceleyen bir yönetim anlayışıdır.

'DAÜ-SEN OLARAK BİZLER KİŞİLERE DEĞİL İLKELERE, MAKAMLARAA DEĞİL HUKUKA, GEÇİCİ HESAPLARA DEĞİL ÜNİVERSİTENİN GERÇEK ÇIKARLARINA BAĞLI KALMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

DAÜ-SEN olarak bizler kişilere değil ilkelere, makamlara değil hukuka, geçici hesaplara değil üniversitenin gerçek çıkarlarına bağlı kalmaya devam edeceğiz. Protokolün arkasında duracağız. Hukuka aykırı işlemlerin takipçisi olacağız. Yönetimin tüm kademelerinde sorumlulukların yerine getirilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz"

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.