EKONOMİ & FİNANS
okuma süresi: 5 dak.

“Başarı” mı, gecikmiş itiraf mı? Kalkınma Bankası’nda yüzde 53 donuk alacak açıklaması aslında neyi gösteriyor?

“Başarı” mı, gecikmiş itiraf mı? Kalkınma Bankası’nda yüzde 53 donuk alacak açıklaması aslında neyi gösteriyor?

Kıbrıs Postası Haber Müdür Yardımcısı Mehmet Vatan’ın, Kıbrıs TV’deki ifadelerini haberleştirdiği Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Aktunç, bankanın donuk alacak oranına ilişkin yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Ancak “başarı” olarak sunulan rakamlar ve kullanılan ifadeler, kamuoyunda yeni soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Özellikle dört yılı aşkın süredir görevde bulunan mevcut yönetimin, bugün eleştirdiği tablonun önemli bölümünün bizzat sorumlusu olduğu yönündeki değerlendirmeler yeniden gündeme taşındı.

Yayın Tarihi: 17/05/26 15:50
okuma süresi: 5 dak.
“Başarı” mı, gecikmiş itiraf mı? Kalkınma Bankası’nda yüzde 53 donuk alacak açıklaması aslında neyi gösteriyor?
Özel Haber

Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Aktunç’un yaptığı açıklamalar, ilk bakışta bir “başarı hikâyesi” gibi sunulsa da, satır araları incelendiğinde ortaya çıkan tablo çok daha farklı bir gerçeğe işaret ediyor.

Çünkü ortada övünülecek değil, yıllarca görmezden gelinmiş yapısal bir çöküşün gecikmiş itirafı var.

Bir bankanın donuk alacak oranının yüzde 53’e çıkmış olması, normal bir ekonomik veri değil; kurumsal iflas alarmıdır. Nitekim bunu bizzat Aktunç da kabul ediyor ve özel bankalarda yüzde 7-8 seviyelerinde “kırmızı alarm” verildiğini söylüyor.
Peki o halde şu soru kaçınılmazdır:

YÜZDE 53'E ÇIKANA KADAR NEREDEYDİNİZ?

Bugün “yüzde 33’e düşürdük” diye sunulan tablo, aslında bankanın yıllarca nasıl yönetildiğinin açık göstergesidir. Çünkü yüzde 33 donuk alacak oranı bile dünya standartlarında felaket seviyesidir.

Başka bir ifadeyle;
“Hastayı yoğun bakımdan çıkardık” diyerek sağlık sistemi övülmez.

Üstelik mevcut yönetim yaklaşık dört yıldır görevde. Yani bugün eleştirilen tablo geçmişten devralınmış olsa bile, artık sorumluluk tamamen mevcut yönetimdedir.

Bu nedenle “biz geldik toparladık” söylemi kadar şu sorular da cevap bekliyor:

  • Dört yılda neden hâlâ üçte birlik batık kredi oranı var?

  • Hangi krediler yapılandırıldı?

  • Kimlere faiz indirimi yapıldı?

  • Hangi şirketlerin borçları hafifletildi?

  • Kamu zararının boyutu ne oldu?

  • Tahsil edilen rakam ile silinen/faizden vazgeçilen rakam arasında ne kadar fark var?

"FAİZ İNDİRİMİ YAPTIK" AÇIKLAMASI ASLINDA BİR İTİRAF

Aktunç’un en dikkat çekici cümlelerinden biri şu oldu:

“Tek seferde ödeme yapanlara faiz indirimi uyguladık.”

Bu ifade aslında şunu söylüyor:

Yıllarca tahsil edilemeyen krediler için banka geri adım attı.

Yani vatandaş normal kredi kullanırken yüksek faiz altında ezilirken, büyük ve sorunlu kredilere özel formüller geliştirildiği bizzat açıklanıyor.

Daha da önemlisi şu:

30 yıllık kredilerin “bu marifetle” kapatıldığının söylenmesi, bankanın yıllarca sürdürülemez kredi politikaları yürüttüğünün açık kabulüdür.

Bir kalkınma bankasının görevi siyasi ve ilişkisel kredi dağıtımı değil; sürdürülebilir ekonomik kalkınmadır.

DÖVİZ KREDİSİ BAHANESİ GERÇEĞİ GİZLEMİYOR

Aktunç’un “krediler döviz olduğu için rakam büyüyor” açıklaması ise eksik ve yanıltıcı.

Çünkü döviz riski, yeni keşfedilmiş bir ekonomik gerçek değil.
Bunu yönetmek bankacılığın en temel sorumluluklarından biridir.

Eğer kur riski yönetilemediyse:

  • Neden önlem alınmadı?

  • Neden risk analizi yapılmadı?

  • Neden üretici korunmadı?

  • Neden yıllarca sorun büyümeye bırakıldı?

Şimdi kur artışını gerekçe göstermek, geçmiş yönetim anlayışının sonuçlarını ekonomik şartlara havale etmeye çalışmaktan başka bir şey değil.

"SİYASİ DAVRANMIYORUZ" CÜMLESİ NEDEN TARTIŞMALI?

Bir diğer dikkat çekici bölüm ise şu:

“Siyasi atamayla geldik ama siyasi davranmıyoruz.”

Bu cümle bile tek başına sistemin sorununu özetliyor.

Çünkü normal olan zaten siyasi davranmamak olmalıydı.
Bunu ayrıca vurgulama ihtiyacı duyulması bile, kamuoyunda bankanın geçmişte siyasi etkiler altında yönetildiği algısının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Üstelik kamuoyu bugün hâlâ şu sorulara net yanıt alamıyor:

  • Hangi dönemde kimlere kredi verildi?

  • Geri dönmeyen kredilerin siyasi bağlantıları var mı?

  • Aynı hassasiyet tahsilat süreçlerinde de gösterildi mi?

  • Küçük üretici ile büyük borçluya aynı yaklaşım mı uygulandı?

ASIL BAŞARI ORANI: GÜVEN KAYBI

Kalkınma Bankası’nın görevi, ekonomik kalkınmayı finanse etmekti.
Bugün ise kamuoyu bankayı:

  • batık kredilerle,

  • yapılandırmalarla,

  • siyasi tartışmalarla,

  • tahsil edilemeyen alacaklarla konuşuyor.

Yüzde 53’lük donuk alacak oranı bir “geçmiş hatası” değil; yıllarca süren denetimsizlik, siyasi ekonomi ve kontrolsüz kredi mekanizmasının sonucudur.

Ve bugün yapılan açıklamalar, çözümden çok, sistemin ne kadar ağır hasar aldığını yeniden gözler önüne seriyor.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.