Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Gökhan ALTINER | 27 Aralık 2018, Perşembe

Daha fazla vergi “hayat pahalılığı”

Paylaş  
22
24
20

Daha fazla vergi “hayat pahalılığı”

Çelebioğlu: “Ya harcamaları kısıp devletin ekonomi içindeki payını azaltacak, ya da vergi gelirlerini bir şekilde artırıp harcamaya devam edecek.  Ortalama hükümet ömrü 1,5 sene olan bir ülkede Devletin harcamalarını kısması hayal bile edilemez. Zaten koltuktaki süre çok kısa... Onu da acı reçete uygulamaya kimsenin siyasi kredisi yok. Doğal olarak KKTC Hükümetlerinin tek çaresi daha fazla vergi toplamak oldu.”

KKTC Ekonomisi neden istenilen kalkınmayı sağlayamıyor ve neden kalkınamıyor; bu konular üzerine birçok insan kelam kesmiştir. Hatta dönemin Başbakanı Ferdi Sabit Soyer’in hükümete geldiğinde en büyük hayali buydu. Ferdi bey samimiydi de bu düşüncelerinde ama çeşitli ekonomik krizler buna izin vermemişti. Ekonomist dostum Görkem Çelebioğlu ile uzun bir aradan sonra buluşup bir kahve içtik. Bir süre önce dünyanın saygın ekonomi dergilerinden Forbes’de de bir yazısı çıkmıştı Görkem’in.

Görkem yurt dışındaki parlak geleceğini elinin tersiyle yitip kendi ülkesinde meyve vermeyi tercih eden ender insanlardan biri.

“Neden Kıbrıs Türkü kendi ayaklarının üzerinde duramasın, bu neden olmuyor” diye başladık sohbete ve çok derin bir sohbet oldu. Bu sohbetten doğan ve Görkem’in ekonomik akılla anlattıklarını sizlerle paylaşıyorum.

Bu ülkeden hiçbir şey olmaz diyenleriniz çoktur ama her şey hesap kitap ve vizyon işi işte.

Kıbrıs türkü nasıl kendi ayakları üzerinde durabilir?

Çelebioğlu “Düşünülen her tür ekonomik modelde: Federal Çözüm, Tayvan, Kosova, Cebelitarık ve benzerleri, Kıbrıs Türkü’nün kendi ayakları üzerinde durması şart. Çok tekrar edilip herkesin kafasında farklı bir resim oluşturan ‘’Kendi Ayakları Üstünde Durmak’’ ne demek? Mali boyutuyla söylenmek istenileni ekonomi bilimi çerçevesinde açıklayabiliriz. 1776 Yılında İskoç ekonomist Adam Smith’in temellerini attığı Ekonomi bilim dalının var olma sebebi budur. Bize düşen bu bilgileri KKTC’ye uyarlamak.  Ekonomik Bağımsızlık Özgürlük Getirir” diye başladı söze..

“Dünya tarihinin açık farkla en zengin ailesi Rothschild’lerdir. Sahip olduklar maddi güçle Napolyon’un sonunu getiren, Avrupa’nın tüm devletlerine hükmeden bir aile... İnsanlık tarihinde parayı en iyi kullanmasını bilen ailedir desek yeridir. Rothschild ailesinin kurucusu Mayer Rothschild’in 200 sene önceki söylemi:  ‘’ Bana bir ülkenin parasının kontrolünü verin, yasaları kimin yazdığı umurumda değil.’’

Parayı en iyi idare edenin gözlemi: Paranın kontrolü olmadan siyaset bir tiyatrodan ibaret.

Politika halkı oyalar ve eğlendirir. Ancak politika kendi başına ‘’Sonuç Odaklı’’ değildir. Sonucun ne olacağına parayı kontrol edenler karar verir. Paranın kontrolü değişmeden politikacıların yeni düzen kuracağına inanmak en iyi ihtimalle saflıktır. İşte bu yüzden Kıbrıs Türkü kendi ayakları üzerinde nasıl duracak sorusunun yanıtı Ekonomik Bağımsızlıktan geçmekte. Ekonomik Bağımsızlık için yapılması gereken ilk iş Kıbrıs Türkü’nün parasını kimin kontrol ettiğini bulmak. Eğer kontrol halkta değilse, halkı memnun edecek bir politik düzenin kurulması da mümkün değildir. Ali gitmiş Veli gelmiş bir fark olmayacaktır” dedi.

İşte söyleşinin ayrıntıları…

Devlet ekonomisi

“KKTC’de bizim Özel Sektör diye tanımladığımız kesim dünyanın geri kalanına göre Ticari İşletme dahi değil. Ticari İşletmenin farkını anlamak için yanı başımızdan bir örnek.  Türkiye Bankaları Senelik 40 Milyon TL’den fazla satışı olan işletmeleri Ticari İşletme sınıfına koymakta. Eğer yıllık ciro bu tutarın altında ise KOBİ (Küçük ve Orta Boy İşletme) statüsüne tabi etmekte.

İngiltere’de ise yıllık satış rakamı 10 Milyon Sterlin ve üzeri şirketlerin bağımsız denetim raporuna ihtiyaçları var. Hem İngiltere’nin hem de Türkiye’nin çizgiyi nerede çektiğine dikkat edin... Her iki ülke de dünyanın en büyük 20 ekonomisi içerisinde.

KKTC ekonomisini konuşmaya her başladığımızda dönüp dolaşıp geldiğimiz yer Devlet idaresi.

İskandinav ülkelerinde ne varsa KKTC’de o yok. İstikrarlı bir nüfus yapısı, siyasi düzen, devlet harcamalarında şeffaflık, hem eğitim hem de sağlıkta Özel Sektör ve Devlet rekabeti ve daha niceleri...

Sosyal Devletçilik oynamaya çalışan KKTC, hem kendi insanının ekonomik becerisi hem de Türkiye’nin devamlı ekonomik katkılarıyla bu oyunu normalden uzun bir süre oynadı.  Özellikle Türkiye’nin desteklerini aşağıdaki tablodan net bir şekilde görebilmekteyiz.

 

Yeni kurulan KKTC’nin büyük miktarda dış yardıma muhtaç olması anlaşılabilir. Yeni bir devlet beraberinde birçok altyapı yatırım harcamalarını da beraberinde getirmiştir. Ancak 1983’deki düzen günümüze kadar devam etmemeliydi.

İngiltere’nin Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) kararı doğrultusunda tarımsal ürünlerimize engel koymaya başladığı 1994 yılına kadar gayet iyimser bir KKTC tablosu mevcut. Dış yardımları gittikçe azalan ve kendine yetebilen.

Aynı dönem KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durmaya en yakın olduğu zaman. Bu dönem yurtdışı ile ticaretin ne kadar önemli olduğunu bize hatırlatmakta.

2001 sonrası dönemde ise Türkiye’nin Hibe ve Kredilerinin KKTC Devleti içerisindeki payı düzenli bir düşüş sergiledi. Tarihten hatırlanması gereken, Kemal Derviş ile başlayan Türkiye’nin sıkı mali politikasının doğum yılı da 2001 olmuştur.

Aynı dönemde Türkiye Cumhuriyeti’nin Kamu Borcu ekonomik büyüklüğe oranı %80’den %30’a geriledi.

Türkiye’nin yardımlarının bütçe içerisindeki payı azaldıkça KKTC Devleti’nin önüne iki seçenek belirdi.

Ya harcamaları kısıp devletin ekonomi içindeki payını azaltacak, ya da vergi gelirlerini bir şekilde arttırıp harcamaya devam edecek.

Ortalama hükümet ömrü 1,5 sene olan bir ülkede Devletin harcamalarını kısması hayal bile edilemez. Zaten koltuktaki süre çok kısa... Onu da acı reçete uygulamaya kimsenin siyasi kredisi yok.

Doğal olarak KKTC Hükümetleri’nin tek çaresi daha fazla vergi toplamak oldu”.

Dolaylı vergi’nin doğrudan sonucu: Hayat pahalılığı

“Dolaylı vergiler yukarıda bahsettiğimiz gibi yediğiniz, içtiğiniz, tükettiğiniz mal ve hizmetlerden alınan bir vergidir. Dolaylı vergi doğrudan toplumun tüm kesimleri için hayat pahalılığı yaratmaktadır.

Avrupa Birliği Bahar 2017 Euro barometre anketine göre vatandaşın bir numaralı şikâyeti hayat pahalılığı. Aynı raporda gazetelerin manşetlerinden düşmeyen Kıbrıs Sorunu ancak 5. sırada kendine yer bulmakta. Kuzey Kıbrıs’ta hayat pahalılığı ile mücadeleyi gündeme almaya geç bile kalınmış.

Devletin ufalması ya da harcamalarını kısması mevcut siyasi düzende mümkün değil. Diğer taraftan doğrudan vergi toplumun hangi kesimini hedef alırsa alsın çok ciddi bir karşı tepki doğurmakta... 

Dolaylı vergilerin hayatımızdan yakın bir gelecekte çıkmayacağını öngörmek zor değil.

Üzerinde durulması gereken dolaylı verginin nasıl doğru kullanılabileceğini irdelemek olmalı. Hükümet edenlerin ya da hükümet etmeye heveslenenlerin daha detaylı değerlendirmesi gereken konu bu”.

Doğru vergi politikası ekonomik bağımsızlık getirir

Aslında biz zaten dolaylı vergileri bazı durumlarda doğru kullanıyoruz. Sigara, Alkol, Ateşli silahlar ve benzeri lüks/eğlence ürünlerine %20’lik bir KDV yüklüyoruz. Bu ürünler lükse kaçtığı hatta sağlığa zararlı olduğu için talep edilen vergi oranları çok da tepki toplamamakta.

KKTC’de bu listenin çok daha genişletilmesi ve nüfus yapısına uyarlanması şart. Yeni dolaylı vergi kalemleri için seçenek çok...

Basit bir çalışma ile toplum sağlığını destekleyici vergiler getirilebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyesi doğrultusunda şekerli yiyeceklere ve içeceklere yeni vergiler gelirse bundan kim zarar görecek? Zaten toplu tüketilmeyen bu ürünlerin Güney Kıbrıs’tan kaçak yollarla ülkeye sokulması da, et örneğinin tersine, cazip bir kaçakçılık yolu oluşturmayacak.

Bir diğer alternatif ise süratle gelişen medya sektöründen olabilir. Milyon dolarlık arabalara binen futbolcular, bölüm başına yüz binler kazanan evlilik programı sunucularının kazandığı parada KKTC halkının da katkısı var. Bir şekliyle bu medya harcamalarına vergi uygulanabilir.  Yeter ki konu gündeme gelsin”.

***********

Günün Sözü

Adları unut, yüzleri, sesleri, kokuları falan. Geçmişine bir asfalt dök. Yürüyebilmek için ihtiyacın olacak…

Burak Aksak

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Mart 2019, Pazartesi    Çöküş hızlanıyor
15 Mart 2019, Cuma    KKTC'ye gelmeyin! Ölebilirsiniz...
14 Mart 2019, Perşembe    Tatar'a operasyon mu? Tanıdık geliyor...
13 Mart 2019, Çarşamba    Hapse atınca ne oluyor?
12 Mart 2019, Salı    Eroğlu cenazeye katılacak mı?
11 Mart 2019, Pazartesi    "Küçük" sessiz sedasız giderken…
5 Mart 2019, Salı    Kaza geliyorum der... Aklınızla...
4 Mart 2019, Pazartesi    Tatlısu, Orçan'ın ellerinde büyüyor
1 Mart 2019, Cuma    Tatar: "UBP-HP koalisyonu olabilir"
28 Şubat 2019, Perşembe    Tatar partiye hâkim

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Çöküş hızlanıyor
Gökhan ALTINER | 18 Mart 2019, Pazartesi
Neden her gün aynı ya da daha kötü diye düşündüm.  Ya da neden öfkemizi yenemiyoruz? Hayalleri ertelemeyi bir yana bırakın artık hayal de kurmuyoruz. Aşırı sinirliyiz ve bir şeyler yapma isteğimiz tam anlamıyla yok ol...
KKTC'ye gelmeyin! Ölebilirsiniz...
Gökhan ALTINER | 15 Mart 2019, Cuma
Dünya’da bazı güvenli olmayan ülkeler vardır. Zaman zaman haberlerini okursunuz. Örneğin Meksika çok güzel bir ülkedir ama kesinlikle güvenli değildir. Yolları sokakları çetelerle doludur ve eğer dikkatli olmazs...
Tatar'a operasyon mu? Tanıdık geliyor...
Gökhan ALTINER | 14 Mart 2019, Perşembe
Eski Başbakanlardan Sayın İrsen Küçük dün yoğun bir halk katılımıyla ebedi yolculuğuna uğurlandı. Tanrı’dan kendisine rahmet dilerken yaslı ailesine de tekrardan sabırlar diliyorum. Artık hepimize düşen Sayın Kü...