Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 8 Şubat 2018, Perşembe

Panoptikon

Paylaş  
15
42
15

Şu sıralar hapishanedeki mahkumlar için kitap topluyorum. 

Katılmak isteyenlere bunu duyurarak Panoptikon’u anlatmak istedim. Bir hapishane modelinin adıdır. Öte yandan bu yöntemle bir gözlemleme ve gözlemlenme felsefesini de anlamında taşır.

Panoptikon İngiliz düşün insanı Jeremy Bentham tarafından geliştirilmiş bir projedir. Bu proje cezaevini bir halka biçiminde planlıyor. Bu şekilde inşa edilecek binadaki hücrelerin pencereleri içeriye (avluya) bakacak şekilde hesaplanır. Avlunun ise tam ortasına kule yerleştirilir. Kuleden bakanlar hücreleri sürekli olarak görebileceklerdir. Hücredeki mahkumlar ise, kuledekileri tam olarak göremedikleri için, ne zaman gözetlendiklerini, gözetlenip gözetlenmediklerini bilemeyecekler ve her an gözetleniyormuş gibi davranmak zorunda kalacaklardır. Sistem bu. Bu tür bir sistemde mahkumun, gözetlenmenin sürekliliği ile gözetim altında olmayı kabulleneceği düşünülür.

Foucault, hapishanenin tarihini bin dokuz yüz yetmiş beş senesinde yazdı. Avrupa’da 17. yüzyıla kadar hapishane yoktu. Mahkumlar, hastalar hatta deliler bir binaya kapatılıyorlardı. Ardından gelişen olaylarla eylem ve ayaklanma korkusu hapishane ile ilgili ilk fikirlerin ortaya atılmasına neden oldu. O günlerin fikir babası olan iktidar sahipleri, yeni projelerle hem mahkumları ıslah etmeyi hem de kapitalizmin ihtiyaç duyduğu ucuz işgücünü sağlamayı hedefledi. Ama baskı ve şiddetle bunu başaramadılar. Bunun üzerine 18. yüzyılın sonunda şiddetle çözmek yerine disiplinin, gönüllü olarak benimsetilmesi kavramı üzerine eğildiler. İşte bu noktada Panoptikon ortaya çıktı. 

*

Peki bizde ne oluyor? Ard arda yaşanan firarlar, mahkumların darp edilmesi, şiddet altında kontrole Tabibler Birliği’nin gösterdiği duyarlı tepki, rehin alma, hapishane içindeki eylemler, içeride çözülemeyeni dev duvarlarla dışarıdan çözmeye çalışma eğilimi, tuvaletten yemeğe, yatma yerinden, temizliğe, çocuk mahkumlara ayrı yer olmamasından kendini yakarak öldüren mahkum olayına kadar, hapishanemizden yükselen kokunun keskinliği, medyada, bir kabarsa bir sönse de, unutulmayacak gibi.

Bu mahkumlar, hangi ülkeden olurlarsa olsunlar veya hangi suçu işlemiş olurlarsa olsunlar, insani haklarla cezalarını çekmeğe ve temel ihtiyaçları konusunda endişesiz bir mahkumiyet yaşamağa hak sahibidirler. Can güvenlikleri ise hapishane yönetimine emanettir.

“Ruhun, bedenin içinde hapsolduğu düşünülür, oysa modernleşmeyle, vücudun terbiye edildiği bir beden hapishanesi haline gelmiştir” diyor Foucault. İşte bu cümle ile anlayabilmeliyiz aslında, insanların ruhunu teslim etmek yerine direnmelerini ve hatta bedenlerini feda etmelerini...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Ağustos 2018, Çarşamba    Afrodit’in aşk adası çıkmazda…
17 Ağustos 2018, Cuma    “Ben kimim?"
16 Ağustos 2018, Perşembe    Unutursak, uyutuluruz
15 Ağustos 2018, Çarşamba    Duru insan kimliği
14 Ağustos 2018, Salı    “Kalbinde çarpar aklın”
13 Ağustos 2018, Pazartesi    Medyada nefret söylemi  
9 Ağustos 2018, Perşembe    Dili geçmiş zamanlar  
8 Ağustos 2018, Çarşamba    Yalnız ama duygusuz
7 Ağustos 2018, Salı    Nietzsche ne derse desin!
6 Ağustos 2018, Pazartesi    Birden şüpheye düştüm!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Afrodit’in aşk adası çıkmazda…
Ferhat ATİK | 22 Ağustos 2018, Çarşamba
Oysa Akdeniz’in bu sıcak ülkesinde yaşanan her gün, insanları gülümsetecek mutluluklarla da yaşanabilirdi. Olmadı!
Biliyor musunuz, Kıbrıs Adası’nın gerçek anlamda kendi kendini yönetmesi 1489 yılında sona erer. 15. ...
“Ben kimim?"
Ferhat ATİK | 17 Ağustos 2018, Cuma
Bu yüzyılda her şey değişirken toplum da geri kalamaz. Dünyanın hızla dönüşen teknolojik ve enformasyon etkileşimli hayatlarıçok da anlamaya zaman bulmadan değişiyor.
Dünyaca ünlü politik psikoloji dehası kabul edile...
Unutursak, uyutuluruz
Ferhat ATİK | 16 Ağustos 2018, Perşembe
 
Türk Dil Kurumu tarafından “Belli insan öbeklerinin ayrımlaşmasını bilinçli bir biçimde gerçekleştirmeyi amaçlayan bir yöneltinin benimsenmesi” diye yapılan tanım, “Ayrımcılık” sözcüğünün karşılığıdır.
Fransızca k...