Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 8 Şubat 2018, Perşembe

Panoptikon

Paylaş  
25
51
25

Şu sıralar hapishanedeki mahkumlar için kitap topluyorum. 

Katılmak isteyenlere bunu duyurarak Panoptikon’u anlatmak istedim. Bir hapishane modelinin adıdır. Öte yandan bu yöntemle bir gözlemleme ve gözlemlenme felsefesini de anlamında taşır.

Panoptikon İngiliz düşün insanı Jeremy Bentham tarafından geliştirilmiş bir projedir. Bu proje cezaevini bir halka biçiminde planlıyor. Bu şekilde inşa edilecek binadaki hücrelerin pencereleri içeriye (avluya) bakacak şekilde hesaplanır. Avlunun ise tam ortasına kule yerleştirilir. Kuleden bakanlar hücreleri sürekli olarak görebileceklerdir. Hücredeki mahkumlar ise, kuledekileri tam olarak göremedikleri için, ne zaman gözetlendiklerini, gözetlenip gözetlenmediklerini bilemeyecekler ve her an gözetleniyormuş gibi davranmak zorunda kalacaklardır. Sistem bu. Bu tür bir sistemde mahkumun, gözetlenmenin sürekliliği ile gözetim altında olmayı kabulleneceği düşünülür.

Foucault, hapishanenin tarihini bin dokuz yüz yetmiş beş senesinde yazdı. Avrupa’da 17. yüzyıla kadar hapishane yoktu. Mahkumlar, hastalar hatta deliler bir binaya kapatılıyorlardı. Ardından gelişen olaylarla eylem ve ayaklanma korkusu hapishane ile ilgili ilk fikirlerin ortaya atılmasına neden oldu. O günlerin fikir babası olan iktidar sahipleri, yeni projelerle hem mahkumları ıslah etmeyi hem de kapitalizmin ihtiyaç duyduğu ucuz işgücünü sağlamayı hedefledi. Ama baskı ve şiddetle bunu başaramadılar. Bunun üzerine 18. yüzyılın sonunda şiddetle çözmek yerine disiplinin, gönüllü olarak benimsetilmesi kavramı üzerine eğildiler. İşte bu noktada Panoptikon ortaya çıktı. 

*

Peki bizde ne oluyor? Ard arda yaşanan firarlar, mahkumların darp edilmesi, şiddet altında kontrole Tabibler Birliği’nin gösterdiği duyarlı tepki, rehin alma, hapishane içindeki eylemler, içeride çözülemeyeni dev duvarlarla dışarıdan çözmeye çalışma eğilimi, tuvaletten yemeğe, yatma yerinden, temizliğe, çocuk mahkumlara ayrı yer olmamasından kendini yakarak öldüren mahkum olayına kadar, hapishanemizden yükselen kokunun keskinliği, medyada, bir kabarsa bir sönse de, unutulmayacak gibi.

Bu mahkumlar, hangi ülkeden olurlarsa olsunlar veya hangi suçu işlemiş olurlarsa olsunlar, insani haklarla cezalarını çekmeğe ve temel ihtiyaçları konusunda endişesiz bir mahkumiyet yaşamağa hak sahibidirler. Can güvenlikleri ise hapishane yönetimine emanettir.

“Ruhun, bedenin içinde hapsolduğu düşünülür, oysa modernleşmeyle, vücudun terbiye edildiği bir beden hapishanesi haline gelmiştir” diyor Foucault. İşte bu cümle ile anlayabilmeliyiz aslında, insanların ruhunu teslim etmek yerine direnmelerini ve hatta bedenlerini feda etmelerini...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
15 Şubat 2019, Cuma    Modernleşme ve habercilik
14 Şubat 2019, Perşembe    Aşk
12 Şubat 2019, Salı    Ameller ve niyetler*
11 Şubat 2019, Pazartesi    Uçurtmasız gökyüzü
7 Şubat 2019, Perşembe    İki ihtilal arası sinema
6 Şubat 2019, Çarşamba    Hayat sen istersen güzel
5 Şubat 2019, Salı    "Neyi 'kurtarmaz'dı?"
4 Şubat 2019, Pazartesi    "İç çağ" metaforu ve "geçiş kültürü"
1 Şubat 2019, Cuma    Hayatı sev
28 Ocak 2019, Pazartesi    Literatüre sinema yazısı

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Modernleşme ve habercilik
Ferhat ATİK | 15 Şubat 2019, Cuma
Habermas’a göre modern dönemle birlikte kamusal alanda feodal koşullara bir geri dönüş yaşanmaktadır. Gerçekten de günümüzde büyük örgütler, birbiriyle ve devletle yarışırlar; kendi yönelimlerine bir ölçüde halk...
Aşk
Ferhat ATİK | 14 Şubat 2019, Perşembe
“Ben ölseydim o belki ağlardı. Ama o ağlasaydı ben ölürdüm.”
Bir insanın, bir insana duyduğu en kontrol edilemez duygunun aşk olduğunu söylememiz mümkün. Yanak kızartan, çocuklaştıran, saflaştıran, zamanı...
Ameller ve niyetler*
Ferhat ATİK | 12 Şubat 2019, Salı
Ameller ve niyetler*
Kalplerimizi bir kalpte birleştirip toplamak gerekir. O kalp, en çok sevilen kul olan, Efendimizin (s.a.v.) kalbidir. İlahi huzurda en çok saygı duyulan kimse odur. O’nu bulmalısın ve kalbini onu...