Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Rasıh REŞAT | 17 Ağustos 2018, Cuma

Şimdi oldu işte

Paylaş  
4
0
4

 

Her ne hikmetse hükümet ya da Başbakan ilk söylemesi ya da yapması gerekeni sonra söyledi ya da yaptı.

Dün bir grup meslektaşım ile Başbakanlık’ta ağırlandık. Çay kahve ve içinde bolibif olmayan sandviçler eşliğinde iki saati aşkın Başbakan Tufan Erhürman ile sohbet etme imkanımız oldu. Hükümetin açıkladığı “fırsatçı tüccar önlemi” kamuoyundan önce bizimle paylaşıldı.

İşte tam o sırada. “Oh be. İşte şimdi oldu” diye geçirdim içimden.

“Serbest piyasa ekonomisine devletin müdahalesinin sakıncaları” hassasiyeti artık hükümetin önünde engel olmaktan çıktı.

Ağırlığı hukukçulardan oluşan hükümet,  2171977 Sayılı Mal ve Hizmetler Yasası’nı buldu ve uygulamaya sokmaya karar verdi çok şükür.

Şimdi Sterlin’i 10TL’den hesaplayıp marketlere o fiyatlardan mal veren fırsatçı ve kan emici tüccarlar, ya da “Kaça verirsem vereyim bu ahali alacak mecburdur” diyen toplum parazitleri korksun bence. Hükümet, daha doğrusu Ekonomi Bakanlığı sağlam durur ve bu fırsatçıların canını yakarsa, onların vatandaşın canını yakmasına engel olurlar. Bu kadar da basit.

Zaten dert, vatandaşın alım gücünün azalmasına engel olmak değil mi? İşte bu basit yöntemle bu yapılabilir.

Şimdi iş bunu tespit etmekte.

Personel yok, vakit yok gibi bahanelere sarılmasın kimse.

Bu ülkede süpermarket zincirlerinin sayısı bellidir. İki elin parmaklarını geçmez.

Genel müdürlerini çağırırsınız, fatura dosyalarını beraberlerinde getirmelerini istersiniz. Geçen ay aldıkları malların faturaları ile geçtiğimiz hafta aldıkları malların faturalarını karşılaştırmalarını istersiniz.

Market sahipleri ya da yöneticileri zaten bu dertten muzdarip. Fiyatlar yükselince satışlarının azalacağını, müşterilerinin onları sorumlu tutacağını ve alışverişlerini başka yerlere kaydırmak isteyeceklerini biliyorlar. Bu nedenle sizin gönüllü denetim memurlarınız olmaya hazırdırlar.

Faturalara bakarsınız.

Aradaki farklar, dövizdeki hareketin farkı kadar ise sorun yok. Ama fark “sırf içinde olayım” diye abartılı bir şekilde büyültülmüşse ya da dövizin düşüşü karşısında yeniden küçültülmemişse o ithalatçının canını yakarsınız.

Yakarsınız ki, bir daha bu ahalinin ensesinden servetine servet katmaya kalkışmasın. Yakarsınız ki, bir daha krizi fırsat bilip bundan ahlaksızca fayda sağlamaya çalışmasın.

Bir ülkedeki herhangi bir anomaliyi fırsata çevirip bundan haksız bir şekilde para kazananlar için başka ülkelerde büyük yaptırımlar vardır eminim.

Bizim garip ülkemizde bu alışkanlık haline gelmiş ne yazık ki.

Misal, kapılar kapalı olduğu dönemde İngiliz menşeili çikolatayı her gün yemek kimsenin haddi ve harcı değildi.  İngiltere’den birisi gelecek ve hediye olarak getireceği çikolatadan birer ikişer diş yense mutluluk verirdi. Aynı şekilde misafirliğe gidip ne içersiniz diye sorduklarında, “Nescafe” demek çok ayıptı ve yapılmazdı çünkü herkesin evinde yoktu. İngiliz çikolatası ve Nescafe çok pahalıydı.

Gel zaman git zaman kapılar açıldı ve Güney Kıbrıs’taki marketlerden sözünü ettiğim ürünlerin gerçek fiyatları ortaya çıktı. O dönemin açıkgöz tüccarları fiyatlarını düşürmek zorunda kaldı. Bugün İngiliz çikolatası ile Türkiye çikolatası arasındaki fark çok az. Ancak kapıların kapalı olduğu 1974-2003 yılları arasında yapılan serveti düşündüğünüzde, birileri buna benzer birçok ürün üzerinden, fırsatçılığı ve kan emiciliğinden dolayı çok paralar kazanmış. Bakarsanız bugünkü krizden fayda sağlamak isteyenler de aynı şirketler ya da kişilerdir.

Başbakan’a buradan kocaman bir teşekkür. Detaylarda ve teknik işlerde boğulmaya gerek yok. Sadece bu önlemi alsalar ve devletin tebasını koruduğunu hissettirseler, gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Eylül 2018, Cuma    Cübbenin rengi değişince kahraman olunmuyor
6 Eylül 2018, Perşembe    Neydi olacağı
31 Ağustos 2018, Cuma    Hani “eşit işe eşit ücret” hassasiyeti?
25 Ağustos 2018, Cumartesi    Bir Post-Bayram yazısı
19 Ağustos 2018, Pazar    Yerim ben sizin toplumsal seferberliğinizi
18 Ağustos 2018, Cumartesi    Şu kira kuru meselesi
15 Ağustos 2018, Çarşamba    Deneyim, çene, domates ve bizim ekonomistler
14 Ağustos 2018, Salı    Fırsatçı tüccarların raflardaki gezintisi 
13 Ağustos 2018, Pazartesi    Her adam kendine...
7 Ağustos 2018, Salı    Bu ahalinin zekâsıyla dalga geçmeyin

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Cübbenin rengi değişince kahraman olunmuyor
Rasıh REŞAT | 21 Eylül 2018, Cuma
Cübbenin rengi değişince kahraman olunmuyor
Afrika’ya yapılan saldırı davasında KKTC mahkemelerinden beklenmedik derecede hızlı bir şekilde çıkan mahkumiyet kararı karşısında bizi şaşırtan ve de adalete güven duygumu...
Neydi olacağı
Rasıh REŞAT | 6 Eylül 2018, Perşembe
Neydi olacağı
Bizim Mehmet Ekin Vaiz’in zaman zaman kahkahalara boğduğu, zaman zaman ise kara kara düşündürdüğü skeçlerden oluşan haber bülteninin adıdır yazının başlığı. Kıbrıslılar, “Zaten beklenen de buydu” ya da ...
Hani “eşit işe eşit ücret” hassasiyeti?
Rasıh REŞAT | 31 Ağustos 2018, Cuma
Hani “eşit işe eşit ücret” hassasiyeti?
İrsen Küçükbaşbakanlığındaki KKTC hükümetinin “Göç Yasası” diye sendikalar tarafından adlandırılan ve şimdilerde bakanların bile bu isimle adlandırdığı, “Kamu Çalışanlarının Ma...