Ambargo altında kalkınma(1)

Yayın Tarihi: 15/12/08 00:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Ambargo altında kalkınma(1)

Anavatan Türkiye İkinci Dünya Savaşından beri, Kıbrıs'la doğrudan doğruya ilgilendiği dönemde, son yıllarda bu boyutta yaptığı yardımı asla yapmadı. O "Milli Mücadele "günlerinde çekilen sıkıntıları bilenler, elbette yaşayanlardır. 15 Temmuz 1974'de yok olma çizgisine yaklaşıldığında da "Mali ve ayni katkı" istenilen düzeyde değildi. Dağ boyu sıkıntı vardı. Kalkınma değil, yaşamak ve tırnaklarını bu toprağa geçirmek ve de hayatta kalmak öncelikli idi. Biçilmiş maaşlar, Kızılay yardımı ile geçinen büyük bir kitle. Ürettiğini Rum barikatlarından aşırarak kente taşıyamayan üretici kitlesinin zararı…

Ambargo kentlerde,köylerde,yollarda,sokaklarda vardı. Silâhlı Rum polisi ve çeteleri yollara dökülmüşlerdi. Kıbrıs Türkü, bırakınız Kıbrıs içini, dış dünyadan tek kuruşluk alım veya satım yapamıyordu. "Kıbrıs Cumhuriyeti'ne "silâhlı darbe ile egemen olan Rum ve Yunanlı, devlet olanaklarının üzerine çökmüş, ortaklık olan Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ganimetlemiş, Garantör İngiltere'den başlayarak, öteki devletler ve kuruluşlar onlara kesenin ağzını açmış, adayı Rum Cumhuriyeti'ne çevirmelerine omuz vermişlerdi.

Buna rağmen tarihler 1970'i gösterdiğinde,Türkiye'nin büyük baskısı ile adada daha güvenli seyahat sağlanabildi; üretici,malını üreten kentlere taşıyabildi. Yönetim toparlanmaya,devlet niteliğine bürünmeye,resmi dairelerinde vatandaşına hızmet sunmaya, bankalar kredi vermeye, maaşlar da ihtiyaca daha fazla cevap verecek düzeye ulaşmıştı. Artık "Kıbrıs Türk Yönetimi" örgütlenmesini tamamlıyor,TMT ile güvenliği,içgüvenliği sağlıyor; okullarını, hastahanelerini seferber ediyor, seçim yapıyor, gençlerini Anavatan Türkiye'ye yüksek eğitime gönderebiliyordu.

1970-1974 arasında artık köyde üretimin arttığı,kentlerde üretime katılma heyecanı yaratıldığı,örgütlenmenin bir üst düzeye taşındığı yıllar oldu.Halk "Ambargo altında yaşamayı ve mukavemet etmeyi", TMT ve Türkiye'nin sayesinde sağladığı güvence ile öğrenmiş ve başarmıştı. Ambargoyu korkulu rüya olarak algılamadan,daha fazla iş alanı yaratmak ve daha fazla gelir sağlamak hedef olmuştu. Bazı cesur yatırımcı, bu koşullarda yatırımı kabullenmişti. Çalışmak ve halkı Kıbrıs topraklarda barındırmak, bu adayı Yunana teslim etmemek ana dava idi. "Kıbrıs Türk Yönetimi" buna dayalı politikasını halka yaymıştı.Bunu başarmıştı. Hükümet artık çeşitli Kentlerde toplantılarını yapabiliyordu.

İşte bu yıllarda, hem de ambargo altında yapılanları anımsamak ve bugün de neler yapılacağını ortaya dökmek istiyorum. Çünkü yapılanlar üzerinde yapılan yalan yanlış yayınlar, artık zarar vermeye başladı.

CTP ve Cumhurbaşkanı M.A.Talat, "İzolâsyonlar kaldırılmalıdır " tezi ile geldi ve nerede ise bu, onların Rumdan istenen tek koşulu idi. "Rum izolasyonları kaldıracak", görüşme ondan sonra yapılacaktı. BM ve AB'den de istenen buydu. Hatta ABD raporlarında Annan Plânının uygulanması ve izolasyonların kaldırılması, sık sık yer alıyordu. Ta ki Karamanlis iktidara gelsin ve de Dışişleri Bakanı Bakoyanni, Washington'a kendi koşullarını dikte ettirsin! O günden sonra ABD'den, izolâsyon veya Annan Plânının uygulanması lafları işitilmedi. Aksine "Türkler,Rumlaırn Annana Planında istedikleri değişiklikleri kabul etmelidir" temennisi yapılageldi.

Ama KKTC'de iktidarda olanlar da artık izolâsyonların kaldırılmasını konuşmuyorlar; aksine Ruma istedikleri her kolaylığı sağlamanın marifet olduğuna bakarak davranıyorlar.Hatta aramızdaki bazı ajanlar, Rum Yöneticilerinin ayağına kadar gidip isteklerini not edip, avukatlıklarına soyunuyorlar.Buna Brüksel'e gitmek ve de Ruma hak vermek de dahildir.

Ben yine de "Ambargolu hayat" üzerinde duracak ve bugün başarılamayanların, o gün 1970'den başlanarak nasıl başarıldığının öyküsünü anlatacağım…Geçen gün Televizyon kanallarının birinde, "Sultani üzüm ihracatının" nasıl yapıldığının yarım yamalak anlatıldığını işitince, bu yazı dizisini yazmaya karar verdim. Çünkü bazılarını politika, bazılarını Rumu ürkütmemek, bazılarını önyargı, gerçekleri söylemekten uzak tutmaktadır.

Bugün ambargo altındayız. İnkâr edilemez. Ama bilinsin ki ambrago altında da kalkınma ve mücadele olur. Bunu geçmişte yaptık, başardık ve bugünlere geldik. Ruma yama olarak yeni bir "Ortaklık Cumhuriyeti'ni" başarı olarak görme hastalığına tutulmuş olanlar ne derlerse desinler…

Ben "Milli Mücadele" denince Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, Türk Ulusunun yeniden doğuşunu ve emperyalizmi Ege sularına dökmesini anımsarım…Ben "Milli Mücadele" denince Vietnam halkının önce Fransızlarla, daha sonra İngilizlerle ve sonra da Amerikalılarla yaptıkları "Kurtuluş Mücadelesini" göz önüne getiririm. Değil ambargo, toprağın altında sincaplar gibi sürdürülen bir mücadelenin heybeti unutulamaz…Ama Atatürkçü Kıbrıs Türk Halkının bu topraklara tırnaklarını geçirerek verdiği Milli Mücadelenin öncekilerden kalır yeri yoktur. Kıbrıs Türkü koskoca bir dünyaya karşı ama arkasında Anavatan Türkiye olduğu hâlde tarihe geçen mücadele verdi… Bağımsızlığını, egemenliğini ve de devletini korudu…

Hem de ambargo altında… Yarın ambargo altında yapılan üretimi,ambargo altında yapılan iç ve dış ticareti;ambargo altında gemilerle ve uçaklarla üçüncü ülkelere yapılan satışları,tarımın ve Kooperatifçiliğimizin altın çağını yazacağım…


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.