Doğru dediğiniz ve alkış tuttuğunuz yürüyüşünüz, yok oluşa sürükleyen idam fermanımızdır

Yayın Tarihi: 21/02/12 09:23
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Plansız programsız günü birlik kararlarla ne yaptığına akıl sır erdirilemeyen anlayış ve uygulamalar karşısında bunalan halkımız düşürüldüğü zor yaşam koşulları içerisinde ecel terleri dökmektedir.

Hangi alana bakarsanız bakın büyük sorunlarla kendi başına mücadele etmeye çalışmaktadır.

Eğitim, sağlık, turizm, sanayi, tarımsal üretim, hayvancılık, esnaf ve zanaatkâr, bakıma muhtaç, dar gelirli, sosyal sigortalı, asgari ücretli, emekli, çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, banka sistemi, işsizlik, trafik, elektrik, enerji, doğa, çevre, çöp, haberleşme, özelleştirme, haksız rekabet, kimsesiz, engelli ve tüm insanlarımızın ne halde olduğu memlekete bakıldığında net görülmektedir.

Yaşam koşullarının her geçen günle daha da zorlaştığı ve mutsuzluğun yanında umutsuzluğa dönüştüğü halkımızın hükümete karşı her alanda gerçekleştirdiği söylem ve eylemlerle anlaşılmaktadır.

Halkımızın büyük bir çoğunluğu kendi doğduğu topraklara yabancılaşıyor.

İhtiyaçlarını kendi ülkesinde karşılamakta zorlanıyor.

Büyük iddialara rağmen kontrolsüz artan nüfus ve bilinçli şekilde dağıtılan vatandaşlıklar halkımızın iradesini, kültürünü ve tüm değerlerini hızla yok ediyor.

Bu uygulamalar sonucu oluşan olumsuz tablonun yaratıcıları halkımızın büyük çoğunluğunun her türlü eylemine rağmen anlaşılmaz bir rahatlık içinde davranış sergilemesi işleri daha da tehlikeli boyutlara taşıyacak izlenimini kuvvetlendiriyor.

Halkın endişelerini dikkate almayan ve herkesin yanlış dediğine gözlerini kapatıp kulaklarını tıkayanların makam koltuklarını korumak amaçlı, emir almayı alışkanlık haline getiren ve aldıkları emirleri sorgulamadan uygulayanların kime hizmet ettiği halkımız tarafından sorgulanmaktadır.

Her alanda dibe vurulmuşluğun, kıbrıstürk halkını düşünmeyen ve geleceğini dikkate almayan sosyal, siyasal ve ekonomik iflasın reva görenler sanırım geleceğimize ışık tutamayacaktır.

Başta hükümet partisi olmak üzere örgütlü örgütsüz tüm insanımızın sallanıp kendine gelmesi kaçınılmazımızdır. Kendi halkının önceliğini hiçe sayan, en önemli kurumlarını ve hizmetlerini özelleştirme adı altında kıbrıstürk halkının elinden çıkaran, ve uygulamalarla her kararında çıkmazı derinleştiren ve son zamanlarda AK Parti ile yapılan karşılıklı
anlaşmalarla kendi haklarını çoğunlukla devreden ve gelecekte bu anlaşmalar sonucu uğranabilecek zararın boyutunu gözlerden kaçıranların gerçekten ne yapmaya çalıştığını anlamak mümkün değildir.

Siz büyük iddialarla görev talep edip sorunlara çözüm üretmek adına halktan yetki aldınız.

Bu yetkiyi maalesef hayatı normalleştirmek adına kullanmıyorsunuz plan, program yapmak yerine sorunları ortadan
kaldırmak yerine daha da büyük bir tehlikeye doğru uygulamalarınızla halkımızı sürükleyerek götürüyorsunuz.

Buna direnmeye çalışan halka hayatı zindan ediyorsunuz.

Maaşlarını geriletiyorsunuz. Asgari ücretliye artış vermiyorsunuz. İşsizliğe çare bulmuyorsunuz.

Yüksek ve haksız faizler altında tüm halkın geleceğini bankalara ve para sahiplerine ipotekliyorsunuz.

İşsiz insanımıza iş imkanı sağlayana kadar işsizlik parası ödemek yerine işlerini ellerinden alıyorsunuz.

Keyfi ve adil olmayan vergilerle haksızlıklar yapıyorsunuz.

Zamlarla düşük gelirli insanımıza kendi ülkesinde yaşama şansı vermiyorsunuz.

Bugüne kadar yurdumuzda tek bir tartışma yaşanmayan konular üzerinden halkı birbirine düşürüyorsunuz. Üreticiyi üretimden koparıyorsunuz.

Halka kan kusturuyorsunuz. Niyetiniz ne? İktidarda kalabilmek adına AK Parti hükümetine tüm aşağılayıcı onur kırıcı açıklamaları ve yıllardır övünçle bahsettiğimiz ve canımız pahasına koruduğumuz kimliğimize, manevi değerlerimize saldırılara fil hikâyesinde olduğu gibi daha da büyük davetiyeler mi çıkarıyorsunuz. Oysa hikâyede sorunlarına sahip
çıkmayan halka bir ders ve herşey müstahaktır öğretisi var.

Örneğiniz buysa yanlış yoldasınız halkın mesajını ve hassasiyetlerini de anlamıyorsunuz. Halk sorunlarına ve kaybettikleri değerlere sahip çıkıyor.

Sizse halkın ihanet ettiği yetkililer yerine, halkına ihanet eden yetkililer olarak duruyorsunuz tablonun en önünde.

Rahatsız olduğunuzu, zorda kaldığınızı, ihaneti çağrıştıran uygulamalara imza atmak zorunluluğunuzu düşündürecek zerre kadar bir soru işareti yok kimsenin aklında sizi anlayacak.

Yalnızca daha uzun süre iktidar olabilmek adına kıbrıstürk halkının asırlardır, verdiği mücadeleye sırt çevirmek ne haliniz varsa görün demek, insanımızı doğdukları topraklarda umutsuzluğa düşürerek yok oluşa zorla sürüklemek önem verdiği ve uğruna ölümü göze aldığı vazgeçilmez değerlerini peşkeş çekmek kendi yurdunda vatansızlığı yaşatmak yakışanımdır?

Birilerine göre daha çok Türk ve Müslüman olmamız gerektiği içinmidir bütün bunlar.

Oysa benim okuduğum ve dinlediğim kıbrıstürk tarihi öncelikle bu değerler üzerine kurulmuş ve canlar pahasına sahip çıkılıp yaşatılmıştır. Halkına yabancılaşan ve tüm haklarıyla başkalarına devretmeyi büyük bir hizmetmiş gibi sunan hükümetimiz ve destekçileri mutlumusunuz?

Huzurlumusunuz? Hala daha doğru yolda olduğunuzu söyleyebiliyormusunuz? Helal size. Doğru dediğiniz ve alkış
tututuğunuz yürüyüşünüz yok oluşumuzdur.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Tahsin MERTEKCİ yazıları