Sakın bizi sürükleyeceğinizi sanmayınız!
Ben bu yazı ile Ankara'yı uyarmak istiyorum. Hem iktidar, hem de muhalefet bilmelidir ki, Kıbrıs davamız Avrupa sevdası yüzünden "Hukuk" yoluyla kaybedilmek üzeredir. Savaşta kazandık,direndik, AB bizim "Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki " haklarımızı göz ardı etti; haklarımıza tecavüz etti. Tüm haklarımızın üzerine Rumu oturttu.Yetmedi şimdi yargı yoluyla kesinkes önümüzü kesmek istemektedir.
Dün ORAMS davasının nasıl geliştiğini ortaya koyabilmek için köşe yazımı uzatmak zorunda kaldım. Orada yeteneğini, hayatı boyunca kanıtlamış seçkin bir Hukukcumuzun kaleminden sundum söz konusu davanın konumunu. Orams davası basit bir "Konut davası" iken, Rum-Yunan cephesinin bize karşı sürdürmekte olduğu Haçlı Seferinden ötürü, yayıldı, kapsamı genişletildi, lobi faaliyetlerinin etkisi ile politik makam olan ve de "AB Hükümeti sayılan Komisyon", bu dava hakkında aleyhimize görüş beyan etti.
Yani Avrupalı işine geldiğinde bize hukuk ahkâmı kesiyor;adaletten söz ediyor; işine geldiğinde politik görüş beyan ederek, Hukuku gölgeliyor. Ve de bu hakkı kendisinde görüyor.
Dava, Rum-Yunan işgâlinde olan "Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'nde" görüldü. İngiliz aileye savunma hakkı tanınmadan karara bağlandı. KKTC topraklarında haksız mal edindikleri kararı verildi. Ya malı iade edecek ve tazminat ödeyip üstüne inşa ettikleri konutu yıkacaklar; ya da İngiltere'deki malları üzerine yürünecekti.
Özetle yaptığım bu yalın anlatıma, İngiltere sonucunu da ekleyeyim. Rumlar İngiltere'deki davayı kaybettiler. Mahkeme, Güneydeki Rum Mahkemesinin KKTC topraklarındaki bir olay hakkında karar veremeyeceğini öngördü. Gerçek durumu yansıttı. Türkün güneydeki mallarının varlığını da teslim etti.
Bu kez bundan tatmin olmayan Rumlar,halen KKTC'de iktidar olanların "Ruma yumuşak yaklaşma" hastalığından ötürü, iki taraf olarak, Avrupa Yargısına gidilmesini sağladılar. AB yargısı, "AB Hükümeti" olan Komisyonun görüşünü aldı. Orada Rum ve Yunan lobisi at oynatmaktadır. Bunun açılımını dünkü yazımda olduğu gibi aktardığım gibi, "Orams dava" dosyasında bulabilirsiniz. Ben sadece bunu özetliyorum.
AB siyasi organı AB yargısına görüş veriyor ve de artık Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ndeki yargı kararlarının KKTC'de geçerli olacağının karara bağlanmasını tavsiye ediyor.
Sorarım, hangi hakla? AB kim ? AB benim hakkımda karar vemre hakkını nereden buldu? Bu eski sömürge egosu mudur?Sömürge artığı yetkileri saklı mı kaldı? KKTC özgür,egemen ve de bağımsız bir devlettir.Sınırları bellidir. Anayasası ve yasaları ile yaşayan bir varlıktır. Kıbrıs Rumu ise Yunanistan ile "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin "işgâlcisidir. AB hatayı kendisinde görmeli ve de Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'ni AB üyeliğine almasının hata olduğunu teslim etmelidir. Türkiye de artık bu amaçla dava açmalıdır.
Dolayısıyla dünkü yazımda atıfta bulunulan tavsiye kararı, kabul edilirse bu tüm AB ülkerinde geçerli olacak bir karara dönüşecektir. Bu da KKTC'nin sonu ve de en büyük ambargo demektir. Yani silâh atılmadan, Rumun ve AB'nin bürokratlarının sanal işgâline uğrayacağız demektir. Bu karar kabul edilirse, sadece taşınmaz mal konusunda değil, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'na aykırı olarak, her alanda verecekleri karar, KKTC'de geçerli sayılacak. Buna ticaret,seyahat,mal edinme,ceza hukuku, eğitim,aile hukuku ve diğer alanlar dahil olacaktır.Hatta KKTC'de cereyan eden ve ceza yasasına girenler de onların yetki alanına girmiş sayılacaktır.
Olay budur. Ankara'dan ses yok. KKTC'de iktidarı elinde tutanlar, bilerek ve isteyerek, boyunlarını uzatmış durumdalar. Onların peşinde oldukları tek şey var; Rumlarla her ne koşul altında olursa olsun "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'"ni oluşturmak...
Biz de soruyoruz. KKTC'nin 25 nci yılında, Devletimizi AB'ye idam ettirecek miyiz? Hak ve Hukuk dinlemez, eski sömürgecilerin bu topraklarda yeniden at oynatmalarına razı olacak mıyız? Bunu bize Ankara yanıtlamak zorundadır...Bu kadar AB sevdası yetemedi mi?...Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'nin AB üyeliği konusundaki dava ne zaman açılacaktır?
Ama herkes bilsin ki bu işin sonunda barış değil, kan vardır...Hem bu kararı almak, hem de kapıları ardına kadar açmak, halkı Rumlarla, karşı karşıya bırakmak çatışma demektir. Bunun sorumlusu da günün sonunda AB olacaktır.
AB bizi "KUNTA KİNTE" mi sandı? YETER ARTIK. ...Haykırıyoruz: ANKARA UYAN!...
Sakın bizi sürükleyeceğinizi sanmayınız...
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.