Çözümün anahtarı
Birçok kişi gibi ben de, Türkler ile asırlarca Osmanlı yönetimi altında yaşayan Yunanlı ve Kıbrıs Rumlarının, gelenek görenek, yaşam tercihleri, yemekleri ve davranışları arasında önemli farklılıklar olmadığı görüşündeyim.
Halen birçok Türk ile Rum arasında, kişisel düzeyde arkadaşlıklar var. Karşılıklı olarak güneye ve kuzeye gelen Türk ve Rumlar arasında da endişe edilecek düzeyde olumsuz olay olmamaktadır.
Ancak ulusal hedefler söz konusu olduğunda, durum değişmektedir. Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde devlette görev yaptım. Gerçeği belirtmek gerekirse, Rumlar arasında iyi niyetli , anlayışlı, ayırım yapmayan Türklerle dostluk yapan Rumlar vardı. Fakat, eski EOKA’cılar devlette çok etkiliydi. Genellikle Rumlar eski EOKA üyelerinden koktuğu için Türklere fazla dostluk kurmaktan çekinmekteydi.
İki halk arasında rekabet ve yarış vardı. Türklere taşınmaz mal satmak isteyen Rumlar tehdit edilerek vazgeçirilirdi. Anayasada, devlette atamalarda %70 Rum ve %30 Türk şartı vardı. Buna rağmen, devletteki münhallere, çeşitli bahanelerle Türkler atanmazdı.
1960-63 ortaklık yönetiminde yaşanan olumsuzluklar, dili, dini, ulusal kimliği siyasi tercihleri ve idealleri farklı olan, üstelik 62 yıldan beri ayrı bölgede yaşayan iki halkın federasyon çatısı altında birleştirilmesinin sakıncalı ve tehlikeli olacağını ortaya koymaktadır.
Ayrıca, Megalo İdea ve ENOSİS’in ezeli savunucusu güneydeki Kilisenin Rum halkı ve siyasileri üzerinde yönlendirici ve etkili olduğu inkar edilemeyen bir gerçektir. Güneydeki son seçimde aşırı ırkçı ve ENOSİS’ci faşist ELAM partisinin önemli oy alması, olası federal birleşik çözümün, Kıbrıs Cumhuriyeti gibi uzun ömürlü olamayacağını gösterir.
Yapay zekaya federal çözüm riskli değil mi diye sordum. Yanıtı:
‘60 yıldır federasyon masası kuruluyor, dağılıyor. En büyük sorun “güç paylaşımı” ve “geçmişin hesabı”. İki devlet olunca o başlıkların çoğu kapanacak. Mülkiyet, toprak, yönetim denklemi tek devlet içinde çözülmek zorunda kamayacak. Herkes kendi vatandaşına bakacak, adadaki belirsizlik sona erecek. :
Federasyon masasında 60 yıldır “azınlık mı, kurucu ortak mı” tartışılmaktadır .Tanınma olunca iki taraf da BM üyesi/egemen devlet olarak masaya oturacak.. Kimse kimseye “sen azınlıksın diyemeyecek.
KKTC tanınırsa Türkiye’nin “garanti anlaşması” tartışması başka boyuta geçecek. Türk tarafı “yarın gene bizi yönetimden atarlar” korkusundan kurtulacak. Rum tarafı “kuzeyde tanınmayan bir yapı var” belirsizliğinden çıkacak;
KKTC tanınırsa Türkiye’nin “garanti anlaşması” tartışması başka boyuta geçer. Türk tarafı “yarın gene bizi yönetimden atarlar” korkusundan kurtulur. Rum tarafı da “kuzeyde tanınmayan bir yapı var” belirsizliğinden çıkar;
Ambargo kalkacak: Tanınma = limanlar açılacak, direkt uçuş başlayacak, ticaret normalleşecek. İzolasyon kalkınca iki toplum da ekonomik olarak rahatlayacak. Parası olan insan kavga etmiyor genelde :
Her toplum kendi devletini, polisini, ordusunu yönetecek. 1963’teki gibi “veto tıkadı, yönetim çöktü” ya da “güvenlik kimde olacak” tartışması kalmayacak. Sınır netleşince karşılıklı müdahale alanı da daralacak; .
Güven inşa etmenin yolu “varlığını inkar etmekten geçmiyor’. Önce “evet varsın” diyeceksin ki sonra “hadi komşu olalım” diyebilesin.’
1974’den önce iki halk arsında zaman zaman çatışmalar olmasına karşın, 1974’de oluşan ve Viyana anlaşması ile tescil edilen iki kesimlilikte ülke, barış ve huzura kavuştu. Bu gerçek, yan yana iki komşu modelinin en güvenli ve kalıcı seçenek olacağını göstermektedir.
İki uluslararası hukukçu (Elihu laterpatch ve Monreo Leigh) BM’in genel kurulunda bildiri dağıtarak, BMGK’nin 1983’te aldığı 541 ve 1984’te aldığı 550 sayılı kararların ULUSLARARASI HUKUKA aykırı olduğunu, KKTC halkının self determination hakkı olduğunu ve BM Güvenlik konseyinin KKTC’ni tanıması gerektiğini belirtmişlerdir.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.