Aynı aktörler aynı senaryo

Yayın Tarihi: 29/07/26 07:35
okuma süresi: 4 dak.

Son günlerde batılı emperyalistlerin AB ve BM’yi seferber ederek, iki devletli seçeneği göz ardı etmeleri ve yeniden birleşik federal çözümü dayatmaları, Girit senaryosu ile Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak için düğmeye basıldığı kuşkularını güçlendirmektedir.

İdeolojik saplantılarla, dayanaksız TC fobisi nedeniyle, yalanlarla, gerçekleşmesi mümkün olmayan  hayali beklentilerle federasyonun iyiliğimize olduğuna inandırılan iyi niyetli kişilerin gerçekleri kavramasına yardımcı olmak amacı ile Girit adasının nasıl Yunanistan’a bağlandığını hatırlatmakta yarar görürüm.

1821’de emperyalistlerin destek ve yardımı ile Morada kurulan 700.000 nüfuslu Yunanistan, sürekli olarak Türklere ait toprakları ilhak ederek sınırlarını genişletmiştir. Halen, Megalo İdea hayalleri uyarınca bize ait toprakları ele geçirerek genişlemek çabasındadır.

Ayni felaketle karşılaşmamak amacı ile Girit’in Yunanistan’a nasıl bağlandığını özellikle Kıbrıs Türk halkının her bireyinin öğrenmesi  gerektiği görüşündeyim.

‘İBRET ALINMASI GEREKEN TARİHİ OLAY:

.......’.Türkler, Rumları kesecek iddiasıyla Avrupa devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya) adaya asker çıkardı. Asayişi artık onların askeri sağlayacaktı! O halde Girit’te Türk askerine gerek var mıydı? Diyorlardı ki, Osmanlı askeri gidince Rumlar bir daha ayaklanmazdı!

Gülmeyiniz, aynı gerekçeler günümüzde Kıbrıs için de söyleniyor.(Garantör olarak NATO askeri getirileceği söyleniyor)

1. Avrupa’nın bu kandırmasıyla Türk askeri 1898 de Girit’ten çekildi.

2. Ada özerk ilan edildi.

3. Giriti’n kaderi, Avrupalılara bırakıldı. Avrupalılar, Rumların ve Türklerin can ve mal güvenliklerini güvence altına aldıktan sonra adadan ayrılacaklardı. Girit’e böylece barış gelecekti. Harika!

4. Tabii bu arada bir şart daha ileri sürüldü: Girit valisini seçme hakkı Osmanlı padişahına bırakıldı. Ancak istisnai bir durum vardı; büyük devletlerin o valiyi onaylaması gerekiyordu. Yoksa kendileri atama yapacaklardı. Ne oldu dersiniz; Osmanlının karşı koymasına rağmen Prens Otto Girit Valisi yapıldı.

Kısa bir süre sonra dört devlet adadan çekildi.

Rumlar hemen adaya Yunan bayrağı çekti. Hani barış gelecekti; beyaz güvercinler uçacaktı adanın üzerinde? Osmanlı büyük bir diplomasi başarısıyla (!) bayrağı indirtti. Karşılık olarak, Avrupa ülkelerinin ve Yunanistan’ın tepkisini çekmemek için, İstanbul’da sahnelenen Girit adlı tiyatro oyununu sansürledi. Şaka gibi…

Ve sonuç: Toprak Kaybı

OSMANLI, Avrupalı dört devletin oyalayıcı sözlerine, teminatlarına ve “açılım masallarına hep inandı. Bunun karşılığında Girit’i kaybetti.

Bu da şöyle oldu: 1910’da Girit Meclisi Yunanistan’la birleşme kararı aldı.

Anadolu’nun birçok yerinde mitingler yapıldı; Türkler, Girit’te savaşmak için gönüllü asker olma müracaatında bulundu; Yunan malları boykot edildi, gemileri Osmanlı limanlarına sokulmadı; Osmanlı konuyu Lahey Hakem Mahkemesine götürmek istedi vs. vs. Bunların pek yaptırımı olmadı. Girit onca açılıma rağmen 1913’te Osmanlının elinden kuş olup uçtu, gitti!

Giden toprağın yüzölçümü 8.336 kilometrekare idi.

(Prof. Dr. METE GÜLMEN).

Kıbrıs Türk halkı olarak geri dönüşümsüz felaketle karşılaşmamak için, özellikle federasyoncular mutlaka Girit dramından ders almalı. Çünkü ayni aktörler ve ayni senaryo ile Kıbrıs’ın da Yunanistan’a verilmesine çalışılmaktadır.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.