Kalıcı çözüm

Yayın Tarihi: 18/08/26 07:50
okuma süresi: 4 dak.

Çözüm irademizi kanıtlamak yerine bize yapılan haksızlıkların düzeltilmesi için mücadele etmeliyiz.

1960 Londra Zürih andlaşması ile kurulan Kıbrıs cumhuriyeti,   iki halklı bir cumhuriyetti;

BMGK’nin 186 sayılı kararı ile Rum yönetimi Kıbrıs cumhuriyeti kabul edildi, adanın tek sahibi olması için de  541 ve 550 sayılı kararları ile KKTC nin tanınması engellenmektedir.

Üstüne üstlük Türk tarafının görüşü alınmadan, sadece Rumları temsil eden Yönetim AB’ne  üye alındı.

YUKARIDAKİ KARARLAR NEDENİYLE RUM MÜZAKERELERDE YÖNETİM YETKİSİNİ TÜRKLERLE PAYLAŞMAYA RAZI OLMADI.

Bu nedenle hala daha çözüm irademizi kanıtlamak saplantısına takılıp kalmak, KKTC’nin tanınmasının geciktirilmesi ve  Rumun bizi masada oyalayarak ambargolarla çökertmek tezgahına yardımcı olmaktadır.

Karşımızdaki gerçekler nedeniyle, her koşulda Rumun safında yer alan BMGK ve AB’nin belirleyeceği koşullarda müzakerelere katılmak yerine ÖNCE Rumun makul anlaşmaya razı olmamasını sağlayan nedenlerin etkisiz duruma getirilmesi için mücadele etmeliyiz.

Mücadele etmemiz gereken haksızlıklar nedir?

1. Rum tarafı Aralık 1963’te “13 maddelik anayasa değişikliği” teklif etti. Türkler veto hakkını kullanınca Makarios hükümetten çekilmelerini istedi. Olaylar patladı. Türkler yönetimden atıldı.

Sonuç: 1963 sonundan itibaren “iki halklı cumhuriyet” fiilen bitti.

2. BM Güvenlik Konseyi 1964’te 186 sayılı karar ile Rum yönetimini “Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti” olarak tanıdı. Oysa : 1960 anlaşmaları “tek taraf feshedilemez” .

3. Rum tarafı tek taraflı anayasayı değiştirdi, Türk ortağı attı. Bu uluslararası anlaşma hukuku Madde 60 Viyana Sözleşmesi’ne aykırıdır.

4. Eşitlik ilkesi ihlali: BM Şartı Madde 2/1 “egemen eşitlik”. Kurucu ortağı tanımayıp diğerini tek temsilci saymak, o ilkeyle çelişir.

5. 1960 KC,“ortaklık devleti”idi. Ortağı atıp tek başına devam etmek, şirketin bir ortağını atıp şirket benim demeye benzer.

6. Self-determination: Türkler 1963’te ortaklıktan zorla çıkarıldı. 11 yıl yönetimde yok, BM’de temsil yok, pasaport yok. Meşhur hukukçu Lauterpacht’ın dediği gibi: Ortaklık bittiği anda yeni siyasi statü hakkı doğar.

7. 2004’ten beri AB üyeliği de bu “tek temsil”in üstüne kuruldu. O yüzden Rum tarafı “biz devletiz, siz ayrılıkçı topluluksunuz” diyor. Oysa biz “1960 ortağıyız, ortaklığı Rum bozdu.

Rum yetkililerinin açıklamaları ve son günlerdeki eylemleri, bizimle eşit ortaklıktan yana olmadıklarını kanıtlamaktadır.

Rum ve her koşulda Rum-Yunan ikilisinin safında yer alan AB ile BM’in de amacı, Giritte olduğu gibi önce bir ara çözümle Türk ordusunu uzaklaştırmak ondan sonra da adanın tümünü Yunanistana bağlamaktır.

Sade vatandaşların bildiği bu gerçeği hala daha göz zardı eden ve federasyon çatısı altında Rumla birleşmeyi savunanlar anlaşılması zor bir tutum içindedir.

Çünkü olası federal ara çözümden sonra ortaya çıkacak durumdan, halkımız yanında  siyasiler de zarar görecek.

Bu nedenle Kıbrıs Türk halkının güvenli geleceği için, anavatanın belirlediği ve kalıcı çözüm olan iki egemen eşit devlet seçeneğini tek yumruk halinde destelemeliyiz.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.