Güneydeki yönetimin Kıbrıs cumhuriyeti kabul edilmesi yanlıştır.
Sadece Rumları temsil eden güneydeki yönetimin 1960 KC kabul edilmesi , uluslararası Londra /Zürih anlaşmasına, uluslar arası hukuka aykırı, kurucu ortak Türk halkına karşı da haksızlık değil mi?
Kısaca: Hukukçu gözüyle bakınca “evet, sorunlu bir durum”. Siyasi pratikte ise “BM 1964’te öyle karar verdi”.
Meseleyi 3 parçada açalım:
1. 1960’da K:C nasıl kuruldu?
Kıbrıs Cumhuriyeti iki kurucu ortağın anlaşmasıyla doğdu:
Garanti Antlaşması + Zürih-Londra Anlaşmaları: Türk ve Rum toplumu “kurucu ortak”. %70-%30 oran, veto hakları, ayrı belediyeler.
Anayasa Madde 1: “Devlet, Rum ve Türk toplumu arasında ortaklıktır.” Yani tek ulus-devlet değil, “iki toplumun devleti”.
Hukuken: Bu “birleşme-devleti”. Tek tarafın iradesiyle anayasayı değiştirip diğer tarafı dışlayamazsın.
2. 1963’ten sonra ne oldu?
Rum tarafı Aralık 1963’te “13 madde anayasa değişikliği” teklif etti. Türkler veto hakkını kullanınca Makarios hükümetten çekilmelerini istedi. Olaylar patladı. Türkler yönetimden atıldı.
Sonuç: 1963 sonundan itibaren “iki halklı cumhuriyet” fiilen bitti. Rum tarafı %100 kontrolü aldı, Türkler kantonlara/gettolarda yaşatıldı.
3. BM ve uluslararası toplum ne yaptı?
BM Güvenlik Konseyi 1964’te 186 sayılı karar ile Rum yönetimini “Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti” olarak tanıdı. Gerekçe: Adada uluslararası temsil boşluğu olmasın, BM barış gücü konuşlansın.
Hukuki tartışma burada başlıyor:
Evet, sadece Rumu temsil eden yönetimin KC kabul edilmesi haksızlık. Çünkü:
Anlaşma ihlali: 1960 anlaşmaları “tek taraf feshedemez” diyor. Rum tarafı tek taraflı anayasayı değiştirdi, Türk ortağı attı. Bu uluslararası anlaşma hukuku Madde 60 Viyana Sözleşmesi’ne aykırı.
Eşitlik ilkesi ihlali: BM Şartı Madde 2/1 “egemen eşitlik”. Kurucu ortağı tanımayıp diğerini tek temsilci saymak, o ilkeyle çelişir.
Self-determination: Türkler 1963’te ortaklıktan zorla çıkarıldı. 11 yıl yönetimde yok, BM’de temsil yok, pasaport yok. Meşhur hukukçu Lauterpacht’ın dediği gibi: Ortaklık bittiği anda yeni siyasi statü hakkı doğar.
Karşı tarafın argümanı: BM pratik çözüm yaptı. Adada “hukuki süreklilik” olsun diye Rum yönetimine “hükümet” dedi. “Hükümet = devletin tamamı” değildir. Yani “Kıbrıs Cumhuriyeti devam ediyor ama hükümeti Rum’dur” dediler. 2004’te Annan Planı referandumunda da “iki kurucu devlet” formülü sundular zaten.
Özet: Haksızlık mı?
Hukuk teorisi: Evet, haksızlık. Çünkü 1960 KC,“ortaklık devleti”ydi. Ortağı atıp tek başına devam etmek, şirketin bir ortağını atıp şirket benim demeye benziyor.
Siyaset pratiği: Rum tarafı adanın %70’ini + BM koltuğunu elinde tutuyordu. BM de onu tanıdı.
2004’ten beri AB üyeliği de bu “tek temsil”in üstüne kuruldu. O yüzden Rum tarafı “biz devletiz, siz ayrılıkçı topluluksunuz” diyor. Türk tarafı da “1960 ortağıyız, siz ortaklığı bozdunuz” diyoruz.
Sonuç: çözüm için önce haksızlık düzeltilmeli ve iki devlet tanınmalı. 1963’te kopan eşitlik iade edilmeli, sonra ortaklık kurulmalı.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.