Vahşi Ruh'un intikamı – KKTC

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

MYCORRHIZA

Cüneyt ÇERKEZ
cuneyt.cerkez@yahoo.com
Cüneyt ÇERKEZ
A- A A+

Vahşi Ruh’un intikamı – KKTC

Akademik olarak yükselmenin yalnızca sahte bir makyaj olduğunu düşündüğünden dolayı akademik öğrenime devam etmeyen, Louvain Üniversitesi’nde cerrahi başkanlık, dönemin imparatorunun ve prensinin kişisel hekimi olmak gibi teklifleri “Ben fakir olan halkın acısını dindirmek istiyorum.” diyerek reddeden 17. yüzyıl kimyagerlerinden Jan Baptist van Helmont’un Vahşi Ruh (spiritus sylvestris) olarak adlandırdığı CO₂ (karbondioksit) temel sera gazıdır.

Vahşi Ruh’un tüm iklim değişikliklerinin üçte ikisinin (2/3) nedeni olduğu tahmin edilmektedir.

Atmosferdeki insan kaynaklı sera gazı yoğunluğu, özellikle 1850’li yıllarda hızını arttıran II. Sanayi Devrimi (Teknoloji Devrimi) ile artmaya başlamıştır.

Bunun bir sonucu olarak, küresel enerji talebinde bir artış gözlemlenmiş ve bu artışı karşılayabilmek için özellikle fosil yakıt gibi doğal kaynakların kullanımında ciddi bir artış gözlemlenmiştir.

Geliştirilen matematiksel bilgisayar modellerine göre, CO₂ yoğunluğunun 2 katına çıkması halinde küresel sıcaklığın ortalama 3°C artacağı hesaplanmıştır.

Son yıllarda sıcaklığın 1°C civarlarında arttığı gözlemlenmektedir.

Bilim insanları atmosferin CO₂ yoğunluğunu milyonda bir parça dediğimiz PPM (parts per million) değeri ile ölçer.

15 Mayıs 2020 tarihi rakamlarına göre atmosferde yaklaşık 416.9 PPM CO₂ bulunuyor.

Bu değer sanayileşmeden önce 280 PPM civarlarında idi.

Yıl

PPM Değeri

1010

280.0

1500

282.2

1750

277.0

1850

284.7

1900

295.8

1950

310.7

2000

371.8

2010

387.9

2015

402.6

2020

(15 Mayıs)

416.9

PPM değeri ne kadar yüksek olursa iklim değişikliği o kadar tehlikeli.

Scripps Oşinografi Enstitüsü’nde bir jeokimyacı olan Ralph Keeling yalnızca küresel emisyonlarda bir yıl boyunca gerçekleşecek sürekli yüzde 10’luk bir düşüşün CO₂ konsantrasyonlarında açıkça görünebileceğini söylüyor. 2008 finansal kriz ve Sovyetler Birliği’nin çöküşü gibi ekonomik felaketler bile, 1958’den bu yana kayıt tutan Hawaii’deki Mauna Loa’da yapılan CO₂ okumalarında görünmedi.

Kovid-19 pandemisi yüzünden Çin ekonomik aktivitelerini kapatmaya başladıktan kısa süre sonra, analistler de karantinalar ile ne kadar iklim kirliliğinin önlenebileceğini tahmin etmeye başladılar. Şu ana kadar çıkan geçici sonuç %25 civarında.

CO₂ miktarı 2010’dan bu yana yılda ortalama 2.5 PPM artıyor.

Exeter Üniversitesi’nden Dr. Pierre Friedlingstein yıllık emisyonlarda yüzde 10’luk bir düşüşün yine de CO₂ miktarında 2 PPM’lik bir artışa dönüşeceğini tahmin ediyor.

Sera gazı salınımlarındaki artışa bağlı iklim değişikliğini ve olumsuz etkilerini önlemeye yönelik olarak; bu gazların salınımlarını sınırlandırmak ve azaltmak amacıyla, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü yürürlüktedir.

Bu amaç doğrultusunda; enerji üretiminde daha az CO₂ çıkaran, yenilenebilir enerji alternatifleri tercih edilmeli veya CO₂ emisyonunun tutulması veya depolanması gerekmektedir.

İşte tam da bu noktada, yani CO₂ emisyonunun tutulması veya depolanması konusunda İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’sünden çevre bilimci Dr. Thomas Crowther ve ekibinin yürüttüğü çalışmada ağaçların iklim değişikliğiyle mücadelede en güçlü silah olduğu belirtildi.

Dr. Thomas Crowther, gezegendeki CO₂ emisyonlarını etkisiz hale getirmenin sırrını keşfetmiş olabileceğini düşünüyor.

Dr. Thomas Crowther’a göre, 1.2 trilyon yeni ağaç dikmek CO₂ emisyonlarını nötralize edecektir.

İklim değişikliğinin şu anda ne kadar ciddi bir sorun olduğu düşünüldüğünde, ağaç dikimi kadar basit bir şeyin son on yılda CO₂ emisyonlarını tamamen nötralize etmesi oldukça harika olurdu.

Araştırmaya göre gezegende 1.2 trilyon yeni ağaç dikmek için yeterli alan var.

Peki insanoğlu bu hedefe ulaşabilir mi?

Çalışma için Dr. Thomas Crowther ve ekibi, gezegende kaç ağacın olduğunu daha doğru bir şekilde tahmin etmek için gezegeni inceledi. Ekip, gezegende yaklaşık 3 trilyon ağaç olduğu sonucuna vardı. ABD'deki Yale Üniversitesi bilim insanlarının 2015 yılında yapılan ve "Nature" dergisinde yayımlanan araştırma sonucu da aynı tahminde bulunmuştu.

Şu anda gezegende 400 gigaton CO₂ depolayan yaklaşık 3 trilyon ağaç var.

Dr. Thomas Crowther, gezegene 1.2 trilyon ağaç daha dikecek kadar yer olduğunu, insanlar bu alandan yararlanır ve 1.2 trilyon ağaç dikerse, son 10 yıldaki CO₂ emisyonunu nötralize edebileceğimizi iddia ediyor.

Bu da gezegendeki toplam arazinin yüzde 11’ine denk geliyor yani ABD ve Çin’in toplam büyüklüğü kadar.

Dr. Thomas Crowther temel olarak, gezegenin yeniden ağaçlandırılmasını öneriyor.

Araştırmacıların yaptığı hesaplamalara göre, 1.2 trilyon ek ağacının dikilebileceği 1.7 milyon hektarlık arazi halihazırda mevcut. Kaldı ki, kentsel ya da tarım alanlarını kapsamıyor. Araştırma bozulmuş ya da terk edilmiş toprakların yeterli olduğunu gözler önüne seriyor.

Her yıl yaklaşık 15 milyar ağacın, tarım arazisi açma, kötü orman yönetimi, yangınlar gibi nedenlerle yok edildiği vurgulanan araştırmada, ilk uygarlıkların 11 bin 700 yıl önce ortaya çıkmasından bu yana yeryüzündeki ağaç sayısının, 46% oranında azaldığına dikkat çekildi.

Özellikle 1850’li yıllarda hızını arttıran II. Sanayi Devrimi’nden bugüne yani 170 yılda yok ettiğimiz ağaç sayısı birkaç trilyon.

Araştırmayı yöneten Dr. Thomas Crowther, "Ağaçlar, yeryüzündeki en önemli ve en kritik organizmalar arasında yer alıyor. İnsanoğlu, ağaçların taşıdığı önemi daha yeni kavramaya başladı. Büyük miktarda karbon depolayan ağaçlar, su, hava ve besin kalitesinde çok önemli bir rol oynuyor" ifadesini kullanmıştı.

Dr. Thomas Crowther, "Gezegendeki ağaç sayısını şimdiye kadar yarıya indirdik ve bunun hem iklim hem de insan sağlığı üzerindeki etkilerini görmeye başladık" dedi.

Dr. Tom Crowther konuyla ilgili olarak şöyle diyor: “Bu yeni sayısal değerlendirme gösterdi ki Yeniden Ağaçlandırma karşı karşıya olduğumuz iklim değişikliği sorununun olağan çözümlerden biri değil; bilakis Yeniden Ağaçlandırma ezici farkla birinci çözüm. Bu oran benim aklımı başımdan aldı. Yeniden Ağaçlandırmanın ilk 10 çözüm arasına gireceğini biliyordum ama önerilen diğer çözümlerden çok daha güçlü.

Yeniden Ağaçlandırma mevcut olan en ucuz yöntem ve herkes bu çalışmaya dahil olabilir. Ayrıca herkesin kendi ağacını yetiştirerek, yeniden ağaçlandırma girişimlerine bağış yaparak ve orman tahribatına neden olan şirketlerden uzak durarak etki yaratabilir.

1.2 trilyon ağaç dikmek büyük olasılıkla çok zaman alacaktır.

Yeryüzündeki 7.784 milyar insanın (17 Mayıs 2020) her biri yaklaşık 155 ağaç dikmedikçe, bu işlem muhtemelen onlarca yıl alacaktır.

Bununla birlikte, bu hedefin zorluğu, ağaç dikme projelerini destekleyen çevreci insanların önüne geçmemelidir, çünkü her bir ağaç bir fark yaratabilir.

Bahsi geçen 1.2 trilyon ağaç yarın dikilecek olsa bile, tüm faydalarından yararlanmak onlarca seneyi bulacak. O zaman zarfında CO₂ emisyonunun ne duruma geleceği konusu da belirsiz.

Dr. Thomas Crowther yine de fosil yakıttan kaynaklı emisyonunun sıfıra indirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Bu hedefe ulaşabilmek de zor değil, ağaçlar kelimenin tam anlamıyla insanları kentsel ortamlarda daha mutlu ediyorlar, hava kalitesini, su kalitesini, gıda kalitesini, ekosistem hizmetini geliştiriyorlar, bu çok kolay, elle tutulur bir hedef. Herkes katılabilir.

Ayrıca, bir bahçesi olan insanlar kendi ağaçlarını kendileri de dikebilir.

Peki yaşadığımız iklim değişikliğinin asıl sebebi katlettiğimiz ağaçlar değil mi?

Katlettiğimiz Ağaçların Vahşi Ruh’larının intikamı değil mi?

Doğa’dan çaldıklarımızı geri vermedikçe huzur bulamayacağız.

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için hayatı kendimizden başkaları için de güzelleştirmeli ve iyileştirmeliyiz, yani içimizdeki 2 köpekten iyi köpeği beslemek için mücadele etmeliyiz.

Hz. Ömer’in insanlığa seslendiği gibi ‘Sabır, boyun eğmek değil, mücadele etmektir’.

Katlettiğimiz Ağaçlar’ın vahşi ruhlarına ağıt niteliğinde, bizlerden evvel gezegende yaşamış gönül adamı Max Ehrmann tarafından kaleme alınan Desiderata adlı şiirin birkaç satırını sizlerle paylaşmak istedim.

Desiderata’ kelimesi Latincedir ve ‘arzu edilen şeyler’ veya ‘dilekler’ anlamına gelir.

Sen de en az ağaçlar ve yıldızlar kadar

bu evrenin bir çocuğusun ve burada olmaya hakkın var.

Sen farkına varsan da varmasan da evren gerektiği gibi tekamül etmekte.

Ağaçlar da yıldızlar da en az bizler gibi bu evrenin çocukları.

Ağaçların da bu gezegenin gerçek sahipleri olarak burada olmaya hakkı var.

Ya ağaçları Doğa’ya geri vereceğiz ya da fosil yakıtlarını yerin altında tutacağız.

Dünyadaki en büyük özgürlük seçebilme özgürlüğüdür, seçim bizlerin.

Ağaçlara ve ormanlara çok büyük bir tutku ile bağlı olan Alman Peter Wohlleben’in çok satanlar listesine girmeyi başarmış kitabı “Ağaçların Gizli Yaşamı: Ne Hissederler, Nasıl İletişim Kurarlar? Sırlarla Dolu Bir Dünyada Keşiflerbize ağaçların birbirlerini aile olarak gördüklerini, dikkatli baktığımızda birbirlerinin ışıklarını engellemediklerini görebileceğimizi anlatıyor.

Ağaçların acıyı hissedebildiğini, hafızaları olduğunu ve ebeveyn ağaçların çocuklarıyla birlikte yaşadığını öğrenmiş olsaydık, artık onları sanki sıradan bir işmiş gibi devasa makinelerle kesip hayatlarını altüst edebilir miydik?

Bu alanda yapılmış bilimsel araştırmalar ve kendisinin yıllara dayanan gözlemlerinden yola çıkan Peter Wohlleben’e göre ağaçlar da tipik insan davranışları sergiliyor.

Ağaç ebeveynler birlikte yaşadıkları yavrularıyla iletişim kuruyor ve onların büyümelerine destek oluyor.

Bunlar yetmezmiş gibi ağaçlar birbirini yaklaşan tehlikelere karşı uyarıyor ve aralarındaki hasta veya acı çeken bireylerle, mantarlarla kurdukları simbiyotik ilişki (mycorrhiza) yardımı ile, gıdalarını paylaşıyor.

Birbiri ile konuşan, yardımlaşan ve sosyal ilişkiler kuran ağaçlar da en az bizler kadar bu evrenin çocukları değil mi?

Ağaçları çocuklarınızı sevdiğiniz gibi sevin, onlarla sürekli konuşun.

Arzu Evren İpekçi’nin “Zeytin, Taş, Yağ: Kuzey Kıbrıs’ta Zeytinyağı Değirmenleri” adlı kitabında KKTC’de toplam 500 bin (0.5 Milyon) Zeytin Ağacı olduğu vurgulanmaktadır.

KKTC’nin nüfusunun 375 bin olduğunu varsayarsak, toplamda 58 Milyon adet yeniden ağaçlandırma rakamına ulaşabilir miyiz?.

Genç bir Cumhuriyet olarak gezegende fark yaratabilir miyiz?

Masmavi göğü delercesine EVET YAPTIK diye haykırabilir miyiz?

Bilgelik sabırla sakal uzatanda değil, sabırla ağaç büyütendedir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.