...cehennem, insan yüreğinde...

Yayın Tarihi: 14/02/21 11:37
okuma süresi: 8 dak.
A- A A+

İnsan, kendi mutluluğundan mesuldür ve bu mutluluğa kendisi ulaşmak zorundadır...

Fakat insan, kendi mutluluğu için başkalarının hayatlarından feragat etmesini talep edemez…

…ne de başkalarının mutluluğu için kendisini feda etmelidir…

İnsanın öz saygısı olmalıdır…

Eğer kişinin üzerinde konumlandırılmış bir sevgiyse; evet, ahlaksız…

Hatta ahlaksızdan da öte; imkansız…

Zira tüm insanlığı herhangi bir ayrım yapmaksızın sevmekse istenen;…

…bu, insanları herhangi bir standart koymadan sevmek demek,…

…bu, insanların herhangi bir değeri ya da erdemi olup olmadığına bakmaksızın sevmek demek…

Yani kimseyi sevmemek demek…

Peki kişisel çıkarın üzerinde bir sevgi duymak ne manaya geliyor?...

Örneğin, geleneksel ahlak anlayışına uygun bir koca, karısına şöyle diyecek: ”Seninle, sadece senin iyiliğin için evleniyorum.

Benim bu işte hiçbir kişisel çıkarım yok. Bencillikten o kadar uzağım ki seninle senin iyliğin için evleniyorum.”

Sevginin bu şekilde işlemesi gerekmiyor…

Sevginin bir tür iş anlaşması olduğuna katılıyorum…

Fakat her işin kendine özgü kuralları ve kendine özgü bir geçerli akçesi vardır…

Sevginin de geçerli akçesi erdemdir…

İnsanları, onlara yaptıklarınız ya da onların size yaptıklarından ötürü sevmezsiniz…

Onları, karakterlerine işledikleri değerleri için, erdemleri için seversiniz…

İnsanları nedensiz sevemezsiniz…

Ayrım yapmaksızın herkesi sevemezsiniz…

Sadece bunu hak edenleri seversiniz…

Fakat bir insan daima kendini düzeltebilir…

İnsanın özgür iradesi vardır…

Eğer bir insan sevgiyi istiyorsa, zayıflıklarını ve kusurlarını düzeltmelidir…

Ancak o zaman sevgiyi hak eder…

Fakat sevgi olsun, para olsun…

Maddi manevi hiçbir şeyi kazanmadan elde etmeyi umamaz…

Bu dünyada gerçek sevgiyi hak eden maalesef çok az insan vardır…

Fakat bu, herkese açık…

Herkes sevgiyi hak edebilir…

Benim ahlak anlayışım bunu söylüyor…

Birincil güdü bu olmasa dahi, sevgiye değer olmanın bir yolu bu…

Kimsenin bir başkasının haklarına güç kullanarak tecavüz etmeye ya da güç kullanarak ona kendi fikirlerini empoze etmeye hakkı yoktur.

Devletin özgür bir toplumda yasal ama minimal bir role sahip olması gerektiğine, devletin insanı suçludan korumak için, anayasanın ise insanı devletten korumak için var olması gerektiğine inanan ve kurmuş olduğu objektivizm felsefesi ile tanınan yazar ve filozof Ayn Rand’ın sevgi ve mutluluk üzerine görüşlerini sizlerle paylaşmak istedim.

Ayn Rand, “Sevginin de geçerli akçesi erdemdir” diyordu.

Peki erdem nedir?

Erdem (Grc. Arete, İng. virtue; Fr. vertu; Al. eigenschaft) tanım olarak ahlaki açıdan her zaman ve sürekli şekilde iyi olma eğilimidir.

Erdem, en yalın hali ile “Her varlığın kendine özgü fonksiyonu en iyi biçimde yerine getirme” olarak tanımlanır.

Erdem, Antik Yunan’da bir şeyin yetkinliği anlamına gelirdi. Kendine uygun olan işi yapana, kendine özgü işlevi yerine getirene Arete’si olan, yani yetkin olan, erdemli insan denirdi. Örneğin; tarağın Arete’si iyi taramaktır, çünkü tarak bu amaç için imal edilmiştir.

İnsan söz konusu olduğunda erdem şu şekilde tanımlanır: “İnsana özgü faaliyet türü, hareket, büyüme, üreme değildir, çünkü bunları başka hayvan türleri de gerçekleştirir. İnsanın erdemi, aklı en yüksek düzeyde kullanmasından ve geliştirmesinden oluşur.

Erdem terimini felsefeye sokan, “her varlığın kendine özgü fonksiyonunu en iyi biçimde yerine getirme” anlamına gelen erdem sözcüğünü insan için kullanan, felsefeyi gökyüzünden yeryüzüne indiren adam olarak da bilinen Sokrates (M.Ö. 469–399) olmuştur.

Bu bağlamda Sokrates’e göre erdem, insanın kendisine özgü ve uygun olanı gerçekleştirmesidir.

Sokrates’e göre erdem kişinin ulaşabileceği en yüksek değerdir.

Sokrates, erdemi, iyi insanın sahip olduğu ve uyguladığı şey olarak da tanımlar.

Sokrates’in öğrencisi Kinik Okulu’nun kurucusu Antisthenes’e göre ise (M.Ö. 446–366) erdem, ruhun sarsılmaz ilkesidir (Ataraxia). Erdem ve mutluluk birdir. Erdem insanı özgür kılan yegane şeydir. Erdem insanı dünyadaki değişimlerden bağımsız hale getirir. İnsanın mutlu olması için erdemden başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

Kinizm; zenginlik, güç, şöhret gibi bütün insani duyguları terk edip her şeyden uzak yaşamayı benimseyen bir düşünce biçimidir. Kinizm için var olan temel kavramlar; doğa, akıl, kendi kendine yeterlilik ve özgürlüktür. En meşhur kinik ise Diyojen’dir.

Kinizmin amacı “arete” veya “virtus” olarak ifade edilir. Anlamı “erdemin ve mutluluğun zirvesine ulaşmak”tır.

Sokrates’in öğrencisi Platon (M.Ö. 428/427 - 348/347) tarafından yazılan Menon diyaloğunda, Platon; Menon, Sokrates, Köle ve Anytos karakterlerini erdem üzerine, sonradan Sokratik yöntem olarak da bilinecek haliyle konuşturur.

Diyalog Menon’un Sokrates’e erdem öğretilebilir bir şey midir? Sorusuyla başlar.

Platon Menon diyaloğunda “Erdem bir doğa vergisidir.” diyordu.

Platon’a göre erdem bir bilimdir, iyiyi gerçekleştirmek için iyi yargılamak gerekir.

Platon da ilk dönem diyaloglarında Sokrates’in düşüncelerine tamamen katılmakta ve bu öğretiler doğrultusunda ilk sistemli siyaset felsefesini yaratmaktaydı. Platon’un erdem kavramına ilişkin yaklaşımında farklı olan, erdemi ahlak felsefesinden siyaset felsefesine de taşımış olmasıdır. Onun varlık felsefesi ise; her varlığın öz bir işlevi olduğu düşüncesine dayanır ve işlevini gereği gibi yerine getiren varlık, erdemli olarak değerlendirilir.

Platon’un öğrencisi Aristoteles’e (M.Ö. 384–322) göre erdemli yaşam için tutkuları usla yani akılla dengelemek gerekmektedir: usun yani aklın belirleyiciliğinde seçim yapabilen insan iyiyi kötüden ayırmayı bilecektir.

Aristoteles’e göre erdemin ne olduğunu bilmek yetmez, onu yaşamak ya da uygulamak gerekir.

Erdemlilik en yüce iyiyi, mutluluğu amaçlar.

Erdem yolunu her kişi mutluluğa gidiyor diye seçer. İnsan mutluluğa erdemle ulaşır, bunun için insanın mutluluğa uyarlı olması, hem bedensel hem ruhsal açıdan yeterli ya da yetkin olması gerekir.

Aristoteles de, daha sonraki filozoflar da erdem için usun yani aklın belirleyici ve seçici gücünü zorunlu gördüler.

Ancak us yani akıl insanı aşırılıkların getirdiği yıkımlardan koruyabilecektir.

Aristoteles’e göre adalet yalnızca erdemin bir parçası değil, bütünüdür, yaşama değer katan yegane şey akıl’dır.

“Tanrı’ya erişmek için bir tek yol vardır: O da sadece erdemdir diyordu Aristoteles.

Ayn Rand ise, “Sevginin de geçerli akçesi erdemdir” diyordu.

İnsan ruhunun en karanlık deriniklerine girmeyi başarmış yazar Fyodor Dostoyevski cehennemi, insan yüreğinde sevginin bittiği yer olarak tasvir etmiştir.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.