Özgür: "Değişim başka bahara kalmasın"

loading
4 Ağustos, Salı
£

9.12

8.21

$

6.98

A- A A+

Özgür: "Değişim başka bahara kalmasın"

• "Bir defa kamu düzenimiz berbat durumda. Kamu yönetimi etkin ve verimli çalışmıyor. Dolayısı ile başbakanlığı, bakanlıkları yeniden yapılandırmamız şart. Çünkü mevcut haliyle bakanlıklar politika üretmiyor, daireleri arasında koordinasyonu sağlayamıyor, planlama yapamıyor, kendi iç denetimleri dahi çok yetersiz. Yeni birimler kurulmalı bakanlıklarda. Başbakanlık da kamunun bütününü ilgilendiren politikaları oluşturan ve bakanlıkları koordine edebilen bir yapıya kavuşturulmalı".

Maliye eski Bakanı Birikim Özgür ile dün buluşup hem kahve içtik hem güzel bir söyleşi yaptık. Aslında Birikim Özgür bana hep işte CTP'nin modern yüzü hissiyatını vermiştir. Bir yanda geleneklerine sıkı sıkıya bağlı kalırken diğer taraftan da Türkiye ile ilişkileri dengede tutmaya çaba sarf eden ve kendi ülkesi için maksimum menfaatini düşünen ve talep eden bir vizyonu var. Dün yaptığımız kahve sohbetinden öne çıkan ve sürecin genelini değerlendiren görüşlerini sizlerle paylaşıyorum.

"CTP olarak yoğun şekilde halkın arasındayız. Çarşı, pazar, okullar, devlet daireleri, sürekli dolaşıyoruz. Halkın bize gösterdiği ilgiden oldukça memnunuz.

Neticede seçime bir aya yakın bir süre kaldı. Doğal olarak biz dahil tüm partiler halka iktidara gelmeleri halinde ne yapmak istediklerini açıklamaya çalışıyor.

Genel izlenimim o ki bu seçim sürecinde ülke koşulları çoğu siyasetçi tarafından yeterince dikkate alınmıyor. Hal böyle olunca da vaatler halkımıza pek de inandırıcı gelmiyor.

Otobüs benzetmesi yapacak olursak durumu şöyle özetlemek mümkün. Halka, "sizi Lefkoşa'dan Girne'ye götüreceğiz" diyoruz. Otobüsün şoförlüğüne talibiz. Halk bakıyor ve görüyor ki otobüsün lastikleri patlak. Size inanır mı?

Yıllardır açıklamaya çalıştığımız mevzu tam da budur. Sistemimizde ciddi aksaklıklar var. Herkes şoför olmak isteyebilir ama her şoför otobüsün aksayan taraflarını düzeltemez.

Şimdi sanırım ortak malımız olan bu otobüsün aksayan yanlarını da konuşmalıyız ki vaatler havada kalmasın. Aksi takdirde halkımız bize Lefkoşa'dan Girne'ye gitme hevesiyle oy verebilir ama otobüs yol alamaz ve siyasete güven azalabilir.

Bu nedenle değişimi başka bahara bırakmayalım, sistemimizin aksayan taraflarını da muhakkak bu süreçte konuşalım diyoruz. Aksi takdirde seçimden sonra ülkede siyasi boşluk oluşabilir.

2013 öncesinde ülkemizin koşullarını gözlemleyip bu sistemin mutlaka değişmesini gerektiğini söylüyordum. Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında gerçekten yaşam kalitemiz çok düşük. 2013 sonrasında sistemin içine girdim. Milletvekili ve bakan olarak sistemin niye düzgün çalışamadığını yaşayarak öğrenme fırsatım oldu.

Düşünün ki her yıl %3-4 ekonomi büyüyor ama halk fakirleşiyor. Bunun tek nedeni dövizdeki artış değildir.
Esasta yaşam kalitemizi düşüren ve bizi fakirleştiren ana etken sistemimizdeki aksaklıklardır. Otobüse benzin koyuyoruz, her yıl turist sayısı, öğrenci sayısı artıyor, ekonomi büyüyor ama otobüsün lastikleri patlak.

Bir defa kamu düzenimiz berbat durumda. Kamu yönetimi etkin ve verimli çalışmıyor. Dolayısı ile başbakanlığı, bakanlıkları yeniden yapılandırmamız şart. Çünkü mevcut haliyle bakanlıklar politika üretmiyor, daireleri arasında koordinasyonu sağlayamıyor, planlama yapamıyor, kendi iç denetimleri dahi çok yetersiz. Yeni birimler kurulmalı bakanlıklarda. Başbakanlık da kamunun bütününü ilgilendiren politikaları oluşturan ve bakanlıkları koordine edebilen bir yapıya kavuşturulmalı.

Diğer yandan yerel yönetimlerde ciddi sıkıntılar var. Belediyelerimizin yarısının nüfusu 5 binden az. Çevre ve altyapı sorunlarıyla baş edebilecek gelir ve yönetim kapasiteleri yok. Gelir yaratma kapasiteleri düşük, insan kaynakları yetersiz. Bu sorunlar varken siz çevre ya da altyapıya ilişkin vaatler sunsanız da bilmelisiniz ki yerel yönetimler reformunu yapmazsanız bir arpa boyu yol kat edemeyeceksiniz.

Kamu yönetimimizin bir diğer önemli sorunu kamu-özel işbirliklerini yönetemeyişidir. Bunun için de bir sözleşme yönetimi birimi kurulmalı ve özel sektörle devletin tüm sözleşmelerini uzman hukukçular yönetmeli.

Kamu personel sistemimizde de ciddi sıkıntılar var. Üçlü kararname sistemi kamu yönetimini siyasileştirdi, kurumsal hafıza kayboldu, verimlilik düştü. Geçicilerle kadroluların sayısı neredeyse eşit ve dolayısı ile liyakat yok. Hizmet sınıfları karmaşık. Kamu Görevlileri Yasasının çok hızlı şekilde meclisten geçirilmesi gerekiyor.

İstatistik Kurumunu bir türlü kuramadık. Hızla yaşam bulmalı çünkü etkin yönetim için uluslararası standartlarda, doğru ve güncel veriler üretecek bir kurum olmazsa olmazdır.

Bu saydıklarım, bizi iş yapmaktan alıkoyan kamu yönetimine ilişkin temel sıkıntılardır.

Bunun yanı sıra elbette kamunun mali yönetimini de güçlendirmemiz gerekiyor. Bu noktada da verginin tabana yayılmasını çok önemsiyorum.

Her şeyden önemlisi ise kamunun daha kaliteli hizmet sunabilmesidir. Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, mahkemeler. Tümünde de kaynakları daha etkin kullanıp hizmetlerin niteliğini artırmak mecburiyetindeyiz. "Bütçeyi artırarak hizmet kalitesini yükselteceğiz" derseniz size kaynağınız var mı diye sorarlar. Ancak örneğin eğitimde öğretmenler arasındaki eşitsizlikleri gidererek ve ders saatlerine ilişkin adaletsizliği ortadan kaldırarak bir yandan sistemi güçlendirirsiniz yani kaynaklarınızı etkin kullanmaya başlarsınız diğer yandan da örneğin yeni okullar inşa edebilecek kaynaklara erişebilirsiniz.

Türkiye ile ilişkiler artık bu zemine oturdu. 2018 yılında reform destek ödeneğinde yaklaşık 1 milyar TL olacak. Yeni hükümetin bir yandan sistemi güçlendirecek adımları atıp diğer yandan da bu kaynağa erişip hizmet kalitesine dönük atılımlar için finansman sorununu aşması gerekecek.

Her alanda böyle bir denge kurulması gerekiyor. Sistemi düzeltmeden sadece bütçeyi artırırsanız bozuk yapıyı büyütürsünüz. Eğer sistemi düzeltirken hizmet kalitesine ilişkin yeniliklere imza atamazsanız bu kez de ciddi tepkiyle karşılaşırsınız. Önümüzdeki süreçte bu bütünlüğü mutlaka sağlamamız gerekiyor. Aksi takdirde değişim bir başka bahara kalır.

Bir de şunu unutmamak gerekir ki esas mesele ekonomidir. Yükseköğretimi daha iyi yönetmemiz gerekiyor. Turizmde ülkemizin potansiyelini daha etkin değerlendirmemiz gerekiyor. Limanlarda ciddi bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç var. Yönetim ile işletmeyi ayrıştırıp kamunun yönetime yoğunlaşmasını sağlamamız şart. Aksi halde limanlarımızdan istediğimiz verimi elde edemeyeceğiz. Telekomünikasyon sistemimiz için de aynı şey geçerli".

Reel sektöre ilişkin hangi yapısal düzenlemelere gidileceğini halkımız duymak istiyor. Bu alanlarda partilerin kamu-özel işbirliğine sıcak bakıp bakmadıklarını halkımızın bilmesi gerekir. Biz CTP olarak artık bu gibi konularda çok net bir politikaya sahibiz. Halkımızın alım gücünü artırmak istiyoruz. Ekonomi büyürken halkın fakirleşmesinin önüne bu yapısal düzenlemelerle geçeceğiz. Kamunun finanse edemeyeceği altyapı yatırımlarında ve uzmanlık gerektiren alanlarda özel sektörle işbirliğine sıcak bakıyoruz.

Özeleştirimizi yaptık. Önümüzdeki dönemde üretime odaklanacağız. Edindiğimiz tecrübelerle maliye için ekonomi değil, ekonomi için maliye diyoruz. Genel Başkanımız Tufan Erhürman'ın dediği gibi, "Üretmekten başka şansımız yok. Çözüm olsa da olmasa da varoluşumuzu sürdürebilmemizin tek noktası üretmektir". Kıbrıslı Türklerin özünde var olan birlik ve beraberlik duygusunu yeşerteceğiz. Kooperatifçiliği ülkemizin kalkınması için öncelikli şart olarak görüyoruz. Kendimizi bu dönemde emek ve ürünün gerçek değerini bulmasına adayacağız.

Üretim odaklı ekonomi için çalışırken Türkiye Cumhuriyeti ve Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi stratejik ortağımız olacak. Uzun yıllar boyunca Türkiye'den gelen kaynakları gayrı adil bir biçimde dağıtarak oy devşirmeyi marifet sayan siyaset geleneği nedeniyle geciktirilen üretim odaklı ekonomi çalışmalarını artık somutlaştırma ve uygulamaya sokma zamanı geldi de geçiyor bile!

Çünkü biliyoruz ki üreten yok olmaz ve eminiz ki birlikte çalışır yaparız".

**************
Günün Sözü
Bilirsin günahları yazan melek soldadır. Hatta bundandır kalbin solda olması. Çünkü belki de aşk, yaşanılan en büyük günahtır.
Aziz Nesin

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.