Türkiye Anavatansa!

loading
15 Temmuz, Çarşamba
£

8.62

7.83

$

6.86

A- A A+

Türkiye Anavatansa!

Ülkenin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine istinaden ciddi sorunları var. Bu sorunlar gördüğüm kadarıyla gereğinden fazla abartılıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini konuşmaya kalktığımızda daha altı ay var ne aceleniz var deniliyordu. Seçime şunun şurasında kalmış üç ay halen daha üç-dört ay var deniliyor. Öyle tahmin ediyorum ki bir hafta kaldığında da daha koca bir hafta var ne aceleniz var denilecek ama evet bizim gündemimiz şu an Cumhurbaşkanlığı seçimleri değil, hatta bir hafta kalmış olacak olsa bile.

Memleketin kronik sorunları var. Nedir bunlar. İmzalanmasına rağmen halen para akışının başlamadığı bir ekonomik protokol sorunumuz var. Bunun Başbakan Ersin Tatar ile bir ilgisi yok. Bunu anlamayanlar var ama gerçekten yok. Bu bir hükümet sorunu. Yarın sabah herhangi başka bir hükümet kurulsa dahi ekonomik protokolde anlaşılan konular uygulanmaya başlanmadığı süre bloke kalkmayacak ve para akışı başlamayacak. Hatta yeni protokol de imzalanmayacak.

Gelin görün ki hangi hükümet iktidara gelirse gelsin protokolde yapılması istenen bazı önemli maddeleri hayata geçirmekten kaçınacaktır.

Erhürman hükümetini hatırlayın. Dönemin Başbakanı olarak Erhürman yapamayacağı maddeleri değil yapabileceği maddeleri imzalamak ve protokolü bir yıllık yapmak istemişti. Türkiye de buna yanaşmamıştı. En azından Tufan Hoca bu noktada dürüst davranmış ve imzalamaktan kaçınmıştı. 

UBP’nin genel karakteridir imzalar ama yapmaz. Buna Halkın Partisi de ortak oldu ama asıl kaçırmamanız gereken bir başka nokta var; demek ki mevcut hükümet kim olursa olsun Ankara Hükümeti’nin her istediğini yerine getiremiyor. Hal böyle olunca da para gelmiyor.

Yaşanan sorun budur.

Bunu Başbakan Tatar’a mal etmek ona dayandırmak kesinlikle doğru değildir. Yarın sabah 30 kişiden oluşan bir hükümet kurulsa ve protokolü tam anlamıyla uygulamaya kalksa ülkede kadife darbe olur.

Konuşuyoruz, konuşuyoruz bazı şeyleri ama işin gerçeğine yani uygulamaya gelindiğinde dışardan gazel çalmakla olmuyor bu işler.

Erken seçim zaman kaybından başka bir şey değil

Herkes aklını yitirmiş olmalı diye düşünüyorum bazen ya da akıl tutulması yaşıyor bazı insanlar. Herkesin ağzında bir erken seçim lafazanlığı. İmar planında bir anlaşmazlık mı var hemen erken seçime gidilsin, vize tüzüğünde sorun mu var erken seçime gidilsin, Türkiye para mı vermiyor bu hükümet gitsin filan partiler gelsin Türkiye kesin para verecek. O nedenle hemen erken seçime gidilsin.

Yahu Allah aşkına nasıl bir akıl fikirdir bu?

Kelli felli adamlar savunuyor bunu hem de her partiden. Amaç ne amaçlanan ne?

Türkiye’nin para vermemesini herkes bir şekilde birine ya da bir olaya indirgiyor.

Beyler olay basit ve nettir; “uygula protokolü al parayı, sen bu imzayı attın”. Haaa protokolü uygularsın sendikalar ülkeyi başına mı yıkar, halk sokağa mı iner artık başına ne gelecekse çekersin.

Ama mesele bu işte. Ya imzalamayacaksın başının çaresine bakacaksın ya da imzalayıp yerine getireceksin. İmzaladın ama yerine getirmedin mi o zaman da para beklemeyeceksin ve bunu toplum ile paylaşacaksın.

Bu kadar basittir olay. Ama Başbakan Tatar’ın da bilinçli olarak üstüne gidiliyor bu da aşikâr. Mesele bir memleket meselesidir. Bu konuda tek düzgün davranan CTP’dir. Her hükümet olduğunda Ankara’ya ben bu gömleği giymem deyip giymiyor ve bir süre sonra hükümetten gidiyor.

Ankara ile uzlaşılmalı

Gerek UBP-HP’nin gerekse ileride gelecek hükümetin yapması gereken de son derece basittir. Ankara’ya karşı dürüst olacaklar ve biz bunları yapabiliriz bunları yapamayız diyecekler. Uzlaşmanın bir yolunu bulacaklar. İki dost müttefik kardeş ülke günün sonunda, birbirimize trip atacak halimiz mi var?

Türkiye bizim her şeyimiz, beğenseniz de beğenmeseniz de samimi olacağız, bunun başka yolu yok.

Türkiye Anavatansa!

Burada Türkiye hükümetine de önemli görevler düşüyor. Ankara Hükümeti, iktidar olan KKTC hükümetleriyle birçok konuda ters düşebilir ya da uzlaşamayabilir ancak Türkiye gerçekten ana vatansa o zaman Kıbrıslı Türklere de analığını eskiden olduğu gibi yapacak.

Türkiye para vermezse yol yapılmıyor ve insanlar her gün bu yollarda ölüyor, hastane yapılmazsa insanlar sağlıklı yaşayamıyor, okullar yapılmazsa çocuklar okuyamıyor. Bu devletin parası yok bunları yapsın, bugüne kadar hep Türkiye yardım etti.

Demem o ki Ankara Hükümeti, KKTC hükümetlerine kızıp Kıbrıslı Türkleri cezalandırmamalı. Bu halkın tek güvencesi Türkiye’dir. Eee Türkiye de bu halka sırtını dönerse vay halimize.

Dostlar üzgünüm ama şu an yaşanan ne yazık ki bu durumdur.

Ekonomik protokole gelince iki devlet arası antlaşma ama maneviyata gelince ana vatan-yavru vatan söylemleri olmuyor. Buradaki halk her geçen gün kırılıyor, küsüyor, uzaklaşıyor.

Benim bildiğim anneler kırılsa da gücense de evladından esirgemez. Ama şu an için bu anne –evlat bağı koptu kopacak. Türkiye buna izin vermemeli.

Kimse kırılmasın gücenmesin. Sokakta vatandaşın duygusu aynen bu yazdığım gibidir.

Türkiye’nin gündeminde KKTC yok diyorlar

Çok sık duyuyorum artık bunu; Ankara,  KKTC adını duymak dahi istemiyor”… Yani o kadar kırılmışlar bize. Gerçekleri konuşalım bu ne kadar doğrudur bilemem ama Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bazı konularda haklı  kırgınlıkları  olabilir ama ya Kıbrıslı Türkler, tüm Kıbrıslı Türklere mi kırıldı Sn. Başkan?

Doğal gaz konusunda Türkiye’de hem Sn. Fuat Oktay hem Sn. Cumhurbaşkanı manevi ve gurur verici açıklamalar yapıyorlar; “Biz garantörüz, Kıbrıslı Türk kardeşlerimiz” deniliyor. Doğrudur, aynen söylendiği gibidir ama bizim hükümetler beceriksiz ise bunun cezasını bir anne evlatlarına kesmez, kesemez.

Sözün sonu dostlar; bu yavru vatanda ya da bu kardeş vatanda parasızlıktan yollar yapılamıyor, yeni okullar, hastaneler yapılamıyor, ciddi ekonomik sıkıntılar var ve artıyor. Fakirlik artıyor. Türkiye’den tek bir kuruş yardım gelmiyor.

Bu evlada yazık oluyor beyler…

Bilmem anlatabildim mi?

******************

Günün Sözü

“Annesinden dayak yediği halde, yine 'anne' diye ağlayan bir çocuktur aşk.”

 Cemal Süreya

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.