Bakanın sürprizi çöpe gitti

loading
12 Temmuz, Pazar
£

8.66

7.76

$

6.86

A- A A+

Bakanın sürprizi çöpe gitti

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faiz Sucuoğlu’nun yaklaşık bir aydır gizlediği ve kimseye açıklamadığı sürpriz geçtiğimiz günlerde açıklandı ve asgari ücretliye 200 lira ek bir ödeme yapılacağı duyuruldu. Gelin görün ki asgari ücret komisyonunun dün yaptığı toplantı uzlaşı olmayınca bir hafta ertelendi. Hükümet tarafı 3600 lira İşçi tarafı da 4300 lira da diretince Bakanın sürpriz dediği olay da çöpe gitti.

Şimdi nasıl bir ortak yol bulunacak doğrusu merak ediyorum. Hayat pahalılığı almış başını gitmiş. Ücret artırılsa işveren tarafı ödeyemeyecek artırılmasa insanlar bu pahalılıkta nasıl geçinecek sorusu her zaman olduğu gibi geçerliliğini koruyor. Bakan Sucuoğlu’nun iyi niyetinden hiçbirimizin şüphesi yok ama Bakan Sucuoğlu’nun kucağında çok zor bir sıkıntı oturuyor şimdi.

Ekonomist dostum Görkem Çelebioğlu ile dün yine bir araya gelip uzunca bir sohbet ettik. Görkem hem Kuzey hem de Güney’deki ekonomik yapıyı oldukça yakından izleyen ve bununla ilgili ciddi araştırmalar yapan bir ekonomist. Görkem özellikle ülke ekonomisinin ve bu ülke de dönen sıcak paranın da izlediği yolları yakından takip ediyor. Tek derdi KKTC ekonomisinin nasıl hızla kalkınabileceği meselesi.

Dünkü sohbetimizde asgari ücreti konuştuk. Bildiğiniz gibi fakir vatandaşın tek bel bağladığı artış asgari ücret artışı. Genelde hükümet hep işveren tarafından yer alırken son zamanlarda Çalışma Bakanlığı daha aktif rol üstlenip ortayı bulmayı başarıyor.

Ancak Görkem’in asgari ücret artışı ile ilgili ilginç değerlendirmeleri oldu dün bana.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faiz Sucuoğlu’nun da ilgiyle okuyacağını tahmin ediyorum.

İlginizi çekeceğini düşündüğümden sizlerle paylaşıyorum. İşte Görkem’in incelemeleri…

“Yapılacak olan artışın devlet bütçesine paralel olması şart. Aksi halde TC ile yapılan Mali Protokol ve beraberinde verilen sözlerin tutulması imkânsız.

Bu yüzden herhangi bir komisyondan ülkenin dengelerini değiştirmesini beklemek haksızlık olur.

Aşağıda tarif edeceğimiz üzere KKTC’de ekonomisindeki genel durgunluk son 10 senedir değişmemiştir. Sorunun temelinde de KKTC’nin istikrarsız politik yapısı vardır.

Asgari ücret neden bu kadar önemli?

Ülkenin bir bütün olarak kazancı, işçisiyle ve işvereniyle emek vererek yarattıkları bir pastadır. Asgari ücret ise bu pastayı dilimleyen bir bıçak görevi görmektedir.

Asgari ücret analizi yapılırken hem pastaya hem de dilimlere bakmadan doğru bir resim ortaya çıkmayacaktır. Eğer ülkede refah azalıyorsa dilimlerin de ufalması normaldir. Refahı arttırıcı önlemlerin alınması elzemdir.

Diğer tarafta, pasta büyürken dilimler gittikçe ufalıyorsa sorun refah değil eşitsizliktir. Eşitsizlik sorunu, sanılanın aksine çözülmesi çok daha zor bir meseledir.

Refah ve eşitsizlik tedavileri çok farklı iki sorundur. Bu yüzden tespit doğru yapılmalı.

Asgari ücret 10 senede 10 Dolar arttı

KKTC’nin gerçek nüfusu nedir sorusuna dahi net bir yanıt alınamazken ekonomik bir teşhis yapmak güç. Elimizde doğruluğuna inanabileceğimiz kısıtlı veri var.

Kısıtlı verilerin birinci kaynağı asgari ücret oranları. Resmi gazetede yayınlanıp uygulamaya giren bu oranların sosyal sigorta sistemi ve devlet bütçesi ile beraber işleme konulması asgari ücret uygulamasına güvenimizi arttırmaktadır.

Diğer tarafta, KKTC’nin dış ticaret hacminin %90’ına sahip TC’deki asgari ücret ile kıyaslama yapılması KKTC’deki gidişatın göreceli olarak nasıl olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır.

Görmeyi beklediğimiz tablo, en büyük ticari partnerimiz zenginleşiyor ve asgari ücretini arttırıyorsa, bizim de bu paralelde refahımızın artması ve asgari ücretin yükselmesidir.

Bu bağlamda cevap bulunması gereken soru: KKTC’nin en büyük ekonomik partneri olan Türkiye Cumhuriyeti kendi asgari ücretlisine nasıl bir refah artışı sağladı. Aynı dönemde KKTC’de durum ne oldu?

Dolara endekslediğimiz asgari ücret oranlarının TC ile kıyasla gittikçe düştüğü aşikârdır.

KKTC’nin pastası nasıl büyüyecek: Yeni ekonomik düzen

KKTC olarak son 10 senede asgari ücretlimizin alım gücünü 10 Dolar arttırabildik. Sebebi toplum olarak da son 10 senede yerinde saymamız. Hatta enflasyon ile birlikte geri gitmemizdir.

Ülke sınırları içerisinde alım gücünü arttırmanın 2 yolu vardır. Bu yollardan birisi için mazeretimiz var ancak diğeri için hiçbir mazeret yoktur.

Ertelemek için mazeretimiz olmayan çözüm, yeni işletmeler desteklenmeli

Dünya Bankası tarafından 2008 Finans Krizi sonrasında yapılan araştırmalarda, yaratılan her yeni 10 işten 8’ini ‘’yeni işletmeler’’ yaratmakta. Kalan 2 işi ise kamu ve eski büyük işletmeler oluşturmaktadır.

Birinci Basamak: Yeni işletmelerin ayakta durabilmesi için finans ve eğitim olanaklarının sunulması. KKTC Ekonomi Bakanlığı’nın yürüttüğü Esnaf Kredisi Programları ve Girişimcilik Eğitim Programları KKTC imkânlarının çok üzerinde fayda sağlamaktadır.

İkinci Basamak:  Yeni işletmelerin önündeki bürokratik engellerler kaldırılmalı. KKTC bu kriterdetam anlamıyla sınıfta kalmakta. Durumun ne kadar vahim olduğunu anlamak için çok basit bir örnek yeterli.

Dünya Bankası’nın belirlediği İş Yapma Kolaylığı Endeksine göre son sırada yer alan, yani Dünya’daki en iş yapılamaz ülke olan, Somali’de yeni bir işletme 9 prosedür ile kurulurken, KKTC’de benzer bir işletme 16 Prosedür ile kurulmakta.

Sınıfın en kötüsünden fersah fersah geride olmak kabul edilemez olduğu kadar da anlaşılabilir bir durum.

Bürokratik engellerin kaldırılması mevcut 10 bakanlık arasında uzun vadeli ve de koordineli bir çalışma gerektirmekte.

Ortalama hükümet ömrü 1 sene olan, kronik erken seçim hastalığına sahip KKTC’de bürokrasinin kör düğüm olması şaşılmaz. Yasama ve yürütme sistemi bir bütün olarak değişmedikçe de bürokratik engellerin azalacağına inanmak güç.

Üçüncü Basamak: Yeni işletme kurma ‘’Kültür’’ünü kazandırmak. KKTC’nin büyük devlet ekonomisinden nemalanan ufak çıkar çevreleri işletmeci olmaya kötü bir unvan kazandırdı. Bu da yetmezmiş gibi yenilerin önünü kesmek üzere ciddi çalışmalar içerisine girdi.

Üçüncü basamakta tablo tamamen karamsar değil...

Türkiye ile yapılan Mali Protokol çerçevesinde hayata geçen Rekabet Yasası ‘’Ben Tek Olayım’’ zihniyetindeki işletmelerin önüne bir engel olarak çıkmakta.

Diğer taraftan doğruları yapan yeni işletmelerin sosyal medya ortamında süratle yüceltilmesi yeni işletmecilere motivasyon sağlamakta.

Her tür kültür değişiminde olduğu gibi, işletmeci olma kültürünün de devreye girmesi de zaman alacaktır.

Bu kültürün değişmesindeki esas görev yeni nesile düşmekte. Dünya’ya devamlı bağlı yeni ‘’Mobil nesil’’ haksızlığa sesini daha rahat çıkartıyor. ‘’Ben tek olayımcılar’’ yerine ‘’Yeni iyiler’’ böylece gelecektir.

Yeni İşletmelerin önünün açılmasında reçete belli, mazeretimiz yok. Tek eksiğimiz siyasi istikrarın yakalanması.

KKTC’nin ekonomik tedavisi gayet nettir, ancak uygulayacak irade eksiktir”...

**************

Günün Sözü

Parmak uçlarıma hapsettim seni, dokunduğum her yerde seni hissediyorum, canım yanıyor.

Cemal Süreya

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.