Memleketin anası ağlıyor…

Yayın Tarihi: 15/06/22 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+
  • Devlet diyorlar, demokrasi diyorlar, müdahale diyorlar. Farkına varmıyorlar ki biz bu dünyanın kayıt dışı insanlarıyız. Kim neden bizi ciddiye alsın ki?

Akılalmaz bir pahalılıkla karşı karşıyayız. Temel tüketim maddelerine gelen zamları konuşuyor herkes. Hellimin kilosu 150 lira olmuş, tavuk zaten 100 lira, iki adet ton balığı 50 lira, beyaz peynir 58 lira olmuş. Allah'ın yulaf ezmesi bile 35 lira olmuş. Okunur mu bu yazı bilmem ama memleketin gerçek gündemi bunlardır dostlar. Uzun tetrolün sahibi Hasan Uzun bende konuktu geçtiğimiz gün. Akaryakıt yaklaşık 3 lira daha pahalı olacak dedi. Adam benzinci herkesten iyi biliyor akaryakıta gelecek zammı. Yani bu demek oluyor ki litresi 26 lira olan benzin 29 lira olacak. Dizel de 30 lira. Hadi buyurun burdan yakın.

Hükümet son derece yanlış bir adım attı ve ceza yasa tasarısına ivedilik istedi bir de. Olacak iş değil. Memleketin anası ağlıyor zamlardan Hükümetin derdine bak sen. Yasa da yasa değil adeta gözünün üstünde kaşın var diyerek herkesi hapse tıkacak bir yasa. Birine hoşnutsuzluk yarattınız mı ayvayı yediğiniz gündür cezaevinin yolu gözükecek size.

Yani bu yasaları kim hangi akılla hazırladı hazırlayanlara yuh olsun başka bir şey demiyorum. Pahalılık o kadar bir insanları deli etti ki biz meclisi açtığımızda ceza yasasına yapılan tepkileri dinliyoruz. Tepkiler sonuna kadar haklı. Hükümetin gündemi hayatı nasıl ucuzlatırım olmalı halbuki, gelin görün ki kimi nasıl içeri atarız o tartıştırılıyor, kimi nasıl sustururuz, kimin nasıl sesini keseriz o konuşuluyor.

Kimse de çıkıp demiyor ne yapmamız lazım ki hayat ucuzlasın, bu fiyatlar böyle gitmez ama gerçekten gitmez.

Çalışma Bakanı Hasan Taçoy açıkladı asgari ücret 8500 lira olacak. Olmalı mı evet olmalı ama kim ödeyecek bu ücretleri, cevabı net kimse. Hiçbir iş veren bu ücretleri ödeyemez. Bunun ortası nasıl bulunacak, ortası da bulunamaz çünkü ortası yok. Aşırı yükselen fiyatlara karşın asgari ücretin de düzenlenmesi gerekiyor. Ödeyebilen ödeyecek ödeyemeyen de işçi çıkaracak; olacak olan budur.

Hatırlıyorum da eskiden verilen kavgalar daha çok ideoloji üzerindenmiş gibiydi geliyor bana. Ancak gelin görün ki şimdilerde tüm kavgalar artık ekonomik ve bireysel menfaatlere dayanıyor. Türkiye dolar ve Euro ile yaşamını şekillendirirken, bizler bu ülkede sterlin ve Euro ile yaşamaya çalışıyoruz. Ev alacaksan sterlinle alıyorsun; çünkü tüm inşaat malzemeleri İngiltere’den geliyor ya ondan. Hadi arabaları anlıyorum; Avrupa’dan gelenler Euro, Japonya, Kore gibi ülkelerden gelenler ise Dolarla getiriliyor. Peki ya şu evleri ne yapacağız?

Peki, ne var şimdi elimizde? Gelin bir bakalım. Yaklaşık 1,5 yılda ülkeyi seçimden seçime sürükleyen bir ton siyasetçiyle çalışma mekanizmaları demokratik anlayıştan uzak partiler var; ürettiğini satamadığı için batan üreticiler, borçlarını ödeyemediği için hapis yatmış ve yatacak vatandaşlar. Ne uyuşturucu kullanımında ne de kadın cinayetinde ne de kazalarda azalmalar olmadı. Kalp krizinden ölümler ve korona belası ile uğraştık. Hastaneye gitmek artık her zamankinden çok ama çok daha korkunç.

Ne karamsar tablo değil mi? Karamsar usta karamsar, bu anlattıklarımdan ibaret KKTC. Bu kadar net. Gençlerin neredeyse hepsi kaçmak istiyor bu ülkeden, birçoğu nereye gideceğini bilmeden.

Aile kurumu dediğimiz yapı çöktü. Aldatmalar aldı başını gitti. Boşanan çiftler, ortada kalan çocuklar ve tüm bunlara yetişemeyen bir Sosyal Güvenlik bakanlığı. Yetişemez de bütçesi yok ki.

Şimdi ben yazının başlığını bahtı kara diye atsam “ey yahu sen da amma negatifsin ha” diyenler çıkacak illaki.

Yalan mı?

Usta ya Devlet olacağız ve bunun gerekliliklerini yerine getireceğiz ya da oynamayacağız bu oyunu.

Anlıyor musunuz ne kadar aciz durumlara düşüyoruz. Hem de her açıdan. Anlayacağınız hem açık göz geçindik bunca zaman hem de çaresiz kaldık çoğu zaman.

Devlet diyorlar, demokrasi diyorlar, müdahale diyorlar. Farkına varmıyorlar ki biz bu dünyanın kayıt dışı insanlarıyız. Kim neden bizi ciddiye alsın ki?

***

GÜNÜN SÖZÜ

“Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.”

Grange

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları