Arıklı görevden alındı... Şimdi ne olacak?

Yayın Tarihi: 03/09/26 07:45
okuma süresi: 5 dak.

Yazımı yazmak için masa başına oturduğumda bambaşka bir yazı dizayn ettim ve gündemi bu yazı üzerine kurdum. Yazımı bitirdiğimde bir son dakika haberi geldi ve Başbakan Ünal Üstel’in Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’yı görevden aldığını öğrendim. Arıklı’nın görevden alınması yönünde bir kamuoyu baskısı vardı. Öyle anlıyoruz ki Başbakan Üstel, soruşturma sonuçlana kadar hem Bakan Arıklı’yı hem de Liman görevlilerini uzaklaştırma kararı aldı. Zaten Erhan başkanda dün akşam saatlerine doğru dokunulmazlığının kaldırılması için meclise önergede bulunacağını açıklamıştı.

Dün yazdım bugün de yazıyorum; Arıklı’nın bu olayda ne suçu var ne parmağı var ama teamüller gereği onurlu bir davranış olarak bakanın kendisi dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi. Arıklı’nın bir korkusu olsa bir kusuru olsa belki de bunu yapmazdı. Evet Arıklı’ya kamuoyunda bir tepki var ve bir gazeteci olarak Arıklı’nın suçu yok diye yazdığımda okurlarım tarafından sert bir dille eleştiriliyorum. Olabilir küfre düşmediği sürece her eleştiriye açığım.

Şimdi Başbakan, Arıklı’yı görevden aldı. Soruşturma yapılacak. Arıklı’nın bir kabahati yoksa görevine iade edilecek diye düşünüyordum ki Erhan Arıklı bugün toplanacak parti meclisinde hükümetten çekilmeyi tartışacaklarını açıkladı. Öyle tahmin ediyorum ki Hükümetten çekilecekler. Peki hükümetten çekilme karma oyun kalkmasına bir engel yaratacak mı, seçim tarihi konusunda bir değişiklik olacak mı onu da bekleyip göreceğiz.

Evet geçelim yazımıza...

Düşünsenize açık denizde sefer yapmak için uygunluğu bulunmayan bir katamaran satın alınıyor. Kaza raporları var. Şirket sahipleri söz konusu gemiyi tam teşekküllü tamir etmek yerine Yunan bir firmadan uygun fiyata tamir ettiriyor ve açık denizde Akdeniz gibi fırtınası bol olan bir denizde sefere koyuyor.

29 Ağustos; güneşli başlayan bir gün önceden yayınlanmış turuncu alarm seviyesinde bir fırtınaya tanıklık ediyor. Hem karada hem denizde aşırı bir fırtına var. buna rağmen Filo jetin batan gemisi Cumartesi günü o ciddi fırtına içinde sefer yapıyor ve gemi hasar görüyor.

Buna rağmen Pazar günü denizlerde yine fırtına olmasına rağmen yeniden sefere çıkarılıyor. Bir gün önceki fırtınadan dolayı hasar almış gemi limandan uzaklaştıktan sonra su almaya başlıyor ve bir anda her şey altüst oluyor ve gemi yan yatıyor. Gelen bilgilere göre geminin kaptanı sos yayınlamıyor. Hal böyle olunca sahil güvenlik hemen devreye giremiyor. Gemi yan yatıp da olay farkına varılınca sahil güvenlik ve özel yat işletmecileri gemiye doğru hemen yola çıkıyorlar.

Bu gerçekleşene kadar olanlar oluyor ve sekiz kişi boğularak can veriyor. Sonrasında yapılan istatistik tespitlerden sonra 20 kişinin daha kayıp olduğu belirleniyor. Kaptan sözüm ona 25 yıllık kaptan. Yahu sen bre kaptan 25 yıllık tecrüben var neyine güvenerek hasar almış bir gemiyi fırtınalı havada sefere sürüyorsun.

Bu da yetmezmiş gibi yolcuların dönelim çağrılarına uymuyorsun ve gemi yan yatıp alabora olduktan sonra iddialara göre gemi kaptanı herkesten önce gemiyi terk ediyor. Bu yazdıklarım yolcuların iddiası ne kadar doğrudur bilmiyoruz. Umarım doğru değildir.

İçinde çocuklarında olduğu 28 kardeşimiz hayatını kaybetmiş durumda. Bugün beşinci gün. Bu yazımı kaleme aldım saatlerde Başbakan Ünal Üstel’in açıklamaları son dakika diye veriyor ve bir kişinin naaşına ulaşıldığı açıklanıyor. Öyle tahmin ediyorum ki ilerleyen saatlerde belki de bu yazıyı siz okuduğunuzda bu sayı daha artmış olabilir.

Sırf sefer iptal olmasın ve para kazanılsın diye oldukça yüksek risk taşıyan bir deniz yolculuğuna çıkılıyor

AİLELER TAZMİN EDİLECEK Mİ?

Bir başka önemli soru da bu. Evet giden geri gelmiyor ama söz konusu firmanın hayatını kaybedenlerin aileleri kesinlik tazmin edilmeli. Nasıl ki İsias’ta otelin sahibi yargılandı ve ceza aldı. Filo jetin sahibi de yargı önüne çıkarılmalı. Hayatı kurtulan yurttaşlarımızın uzun yıllar sürecek psikolojik bunalımlarının hezimetini kim nasıl ödeyecek. Çocuklarını kaybeden kardeşlerimizin hezimetini kim nasıl ödeyecek.

Yazık çok yazık.

Şeriatın kestiği parmak acımaz derler. Kimler suçlu ve sorumluysa sonuna kadar gidilmeli ve herkes yargı önünde hesap vermelidir.

**********************

Günün Sözü

"Bazen kendimize yabancılaşmaya ihtiyaç duyarız. İşte o zaman ruhumuzda saklı olan ışık, görülmesi gereken neyse onun üzerine düşer."

Paulo Coelho


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları