YANKI

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

Popülistleri neden hâlâ iktidarda tutuyoruz?

Yayın Tarihi: 10/01/22 05:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Nasıl ki insanın zihnindeki bir düşünce biçimi eylemlerinden önce gelip onları belirlerse,

aynı şekilde, işi siyasetle uğraşmak olan kimseler arasındaki belirli bir felsefenin yükselişi de

toplumun varoluş koşullarından önce gelir ve onları belirler.

 

Yani yaşam üzerine düşünmemiz gerekiyor.
Hayatımız üzerine düşünmemiz gerekiyor.
Barış üzerine düşünmemiz gerekiyor.
Siyaset üzerine düşünmemiz gerekiyor.
Ve kendi değerlerimizi seçmemiz gerekiyor.
Eğer kendimiz üzerine düşünmez ve kendi değerlerimizi seçmezsek, o zaman başkalarının seçimlerine göre yaşayacağız demektir.

 

“Sapiens: İnsanlığın Kısa Tarihi”, “Homo Deus: Yarının Kısa Tarihi” ve “21.Yüzyıl İçin 21 Ders” kitaplarının yazarı İsrailli tarihçi Yuval Noah Harari, bir söyleşide kendisine yöneltilen “Neden biz popülistleri iktidarda tutuyoruz sorusuna tarih nası yanıt veriyor?” sorusuna şöyle cevap veriyor (İngilizce yapılan sözlü söyleşiden Türkçe’ye çeviri tarafımdan yapılmıştır):

Bu eski bir hiledir: Böl ve yönet.

Bir diktatör için gücün yolu toplumu bölmek, vatandaşlar arasında güvensizlik yaratmaktır; çünkü demokrasinin işlemesi vatandaşlar arasında güven olmasını gerektirir.

 

Diğer partilere, benim politik rakiplerime güvenmeliyim. Onlara katılmasam da, onların belki aptal olduklarını düşünsem de, onların kötü niyetli olduğunu düşünmem ve onların bana zarar vermek istediklerini düşünmem.

Bu demokrasinin temelidir.

Seçimleri kaybetsem de, vatandaşların genel kararını kabul etmeyi isterim.  

Fakat, eğer diğer partilerin benim rakiplerim değil de benim düşmanım olduğunu, benim yaşam şeklime zarar vermek istediklerini düşünürsem, beni köleleştirmek istediklerini düşünürsem, o zaman seçimleri kazanmak için yasal olan veya olmayan her şeyi seçimi kazanmak için yaparım.

Eğer kaybedersem, kararı kabul etmem.

Bu durumda ya bir iç savaş meydana gelir ya da bir diktatöre sahip olursunuz.

Bir diktatörün vatandaşlar arasında güvene ihtiyacı yoktur.

Esasen bir diktatör için insanların birbirinden korkup nefret etmesi daha da iyidir,

çünkü bu durumda insanlar diktatörü atmak için birleşemez.

 

Bu bağlamda;

diktatörlük bir ot gibidir, her yerde büyüyebilir.

Fakat demokrasi hassas bir çiçeğe benzer.

Başarılı olabilmesi için ön koşullara ihtiyacı vardır.

Bu anahtar ön koşullardan biri de toplumun farklı kesimleri arasındaki güvendir.

 

Bütün dünyada tüm popülistlerin yaptığı aynı hiledir.

Aralarında anlaşmazlıkların olduğu toplumlarda, önceden var olmuş yaraları toplumun önüne koyarlar.

Bu yaraları iyileştirmek yerine, parmaklarını içine sokup genişletmeye çalışırlar ve mümkün olduğunca kışkırtarak vatandaşlar arasındaki güvene zarar verirler.

Sonra da kendilerini bir toplum lideri olarak değil de, sanki toplum içerisinde savaşan kabileler varmış ve kendisi de bu kabilelerden birinin lideri olarak diğer kabileleri yenmeye ant içmiş bir lider olarak görürler.

 

Toplumumuzda bazılarının bütün uğraşları, maalesef ki;

başkalarının bilincine varabilmek”!
Birçok siyasi ve medyatik alan buna kilitlenmiş...
Nasıl mı?
Hangi yöntemlerle çabucak başkalarının bilincine varabilirizi tartışıyorlar.
Modernliğin tarif ettiği kavramlarla sirkülasyona girip, "kendimizi başkalarının bilinciyle ifade edelim" diyorlar...!
Neredeyse topluma "kendimizi tanımak için başkalarına muhtacız" diyorlar yani...!

Ancak bilelim ki, insan nereye ait olduğunu unutursa, kendini de unutur.

Sıra kendimize "kaderimizi" belirleyecek asıl soruyu sormaya geldi:
Felsefi derinlik, düşünce, birikim ve toplumsal gelenekleri taşıyan donanımımız mı bize yol göstermeli, yoksa şimdiye kadar biat etme, toplumu kutuplara bölme ve ganimet dağıtma temelinde ağırlıkla bunalım üretmiş bir bakış açısı mı bizim dertlerimize derman olmalı?

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#inbox #gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR yazıları