Vicdan yola çıktı
VİCDANIN YOLCULUĞU BAŞLADI
Bir insanın hayatı için verilen mücadele, aslında bir toplumun vicdanının aynasıdır.
Bazen bir yazı yazarsınız…
Ve yazdığınız şey, kelimelerin çok ötesine geçer.
Ama bazı hikâyeler vardır ki…
tek bir kalemin değil,
birçok yüreğin ortak sesine dönüşür.
Bir insanın hayatına dokunur,
bir toplumun kalbine dokunur,
ve fark edersiniz ki…
Aslında ortada tek bir yazı değil, bir çağrı vardır.
Serdar Ferit için yürütülen bu süreçte,
birçok insanın yüreğinden kopan destekler, çağrılar ve çabalar vardı.
Bir süre önce bu köşede o ortak sesin, o ortak vicdanın bir parçası olarak kaleme aldığım yazımda şu cümleyi paylaşmıştım:
“Bir insanın umudu hepimizin vicdanıdır.”
O gün, bu cümleyi kurarken yalnızca bir duyguyu değil,
bir gerçeği dile getiriyordum.
Bugün ise o gerçeğin,
nasıl ete kemiğe büründüğüne,
nasıl bir dayanışmaya dönüştüğüne birlikte tanıklık ediyoruz.
BİR AYDA YAZILAN İNSANLIK HİKÂYESİ
Toplanan sadece para değil; umut, nefes ve insanlığın kendisiydi.
Aradan geçen yaklaşık bir ay…
Belki takvim için kısa bir süre,
ama vicdan için uzun bir yolculuk.
Bu süreçte;
Kıbrıs’tan, Türkiye’den, İngiltere’den
ve dünyanın farklı köşelerinden
insanlar tek bir şey yaptı:
Kalplerini açtı.
Kıbrıs Türk halkı başta olmak üzere,
farklı kültürlerden, farklı coğrafyalardan insanlar
bir araya geldi…
Ve bir insanın umudunu
yalnız bırakmadı.
Toplanan her katkı,
aslında bir rakam değil…
bir nefesti.
Biraz daha yaşamak için,
biraz daha umut etmek için verilen bir nefes…
4 MAYIS: BİR DOĞUM GÜNÜ, BİR DİRENİŞ
Bazen bir doğum günü, yeniden hayata tutunmanın başlangıcı olur.
Bugün 4 Mayıs…
Serdar’ın doğum günü.
Ve belki de hayatının
en anlamlı, en kritik doğum günü.
Çünkü bugün, yalnızca yeni bir yaşa adım atmıyor…
aynı zamanda yeniden hayata tutunmak için
uzun bir yolculuğa çıkıyor.
Meksika’da başlayacak tedavi süreci,
iki ay sürecek bir hastane süreciyle başlayor.
Sonrası…
umutla örülü bir bekleyiş:
Evine dönmek,
oğlunun gözlerinin içine bakabilmek,
hayatın en sade ama en büyük mucizesine yeniden dokunabilmek…
BİR BABANIN EN BÜYÜK ARZUSU
Hayat bazen tek bir dileğe indirgenir: Bir çocuğun büyüdüğünü görebilmek.
Serdar güçlüdür.
Bunu sadece onu tanıyanlar değil,
ona destek veren herkes bilir.
Metaneti,
sabrı,
ve en önemlisi…
yaşama tutunma iradesi
birçok insana ilham verecek kadar büyüktür.
Ama bütün bu gücün ardında
çok sade bir dilek vardır:
Küçük oğlunun büyüdüğünü görebilmek.
İşte bu dilek,
bütün duaların ortak noktasıdır.
VİCDANIN SESSİZ DUASI
Şimdi destekten öte bir zamandayız: Dua, en derin dayanışmadır.
Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu görüyoruz:
Serdar Ferit için yapılan çağrılar,
farklı kalemlerden, farklı yüreklerden yükselen seslerle
bir bütün hâline gelmiştir.
Benim de kaleme aldığım o yazı,
tıpkı diğerleri gibi,
bu büyük vicdan hareketinin bir parçasıydı.
Ve biz bir kez daha anladık ki:
İnsan, insanın umudu olabilir.
Ama şimdi…
yeni bir eşikteyiz.
Artık sadece destek değil,
dua zamanıdır.
Sessiz ama derin,
görünmeyen ama hissedilen dualar…
SON SÖZ YERİNE
Bir hayat için edilen dua, insanlığın en saf hâlidir.
Bugün, 4 Mayıs’ta
Serdar yeni bir yaşa değil,
yeni bir mücadeleye başlayor.
Bizler de burada,
kalbimizle, duamızla onun yanında olacağız.
Tanrı’dan dileğimiz şudur:
Onu yeniden aramıza kavuşturması…
ailesine,
oğluna,
sevdiklerine…
Ve hayatın en güzel yerine:
yaşamanın kendisine.
Çünkü bir insanın umudu,
hâlâ hepimizin vicdanıdır.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.