Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Kıbrıs davasının değil ekmek davasının çözüm zamanı!

Yayın Tarihi: 31/01/22 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Çok şükür, bin şükür, bir buçuk yıllık sancı, seçimlerin bitmesi ile sona erdi.

Herşeyden önce bir itirafta bulunayım. Benim de gönlümde aktif siyaset yattığı için, çevremdeki dostlarımın da nasihatleriyle, kalemimle duygularımı döşerken temkinli olmaya çalışmıştım. Çok başarılı olamadım ama, temkinli olamadığım zamanlarda da yazılarımı yayınlamadım. Güzel bir tecrübe yaşadım elbet. Sonucundaki hayır, zamanla somutlaşacaktır. Emin olduğum yegane gerçeklik, memleket sevdamın, hizmet aşkımın, kalıplardan ya da gelinecek makamlardan bağımsız olduğu... Bu cihetle, kalemimden dökülen ama sizlerle paylaşamadığım yazılarım için açık yüreklilikle özür diliyorum...

***

Seçimler bitti, hükümet nasıl kurulacak, programında Kıbrıs Sorunu nasıl yer alacak sancısı başladı.

1. Paramız, sermayemiz yok.

2. Doğal kaynağımız, zenginliğimiz yok.

3. Elektriğimiz yok.

4. Üretim, sanayi yok.

5. Hammaddemiz yok.

6. Kamu hizmetleri yürümüyor.

7. Maaş ve ücret yükü, bütçenin yatırım ve kalkınma endeksli olmasını engelliyor.

8. Eğitim sistemi çökmüş.

9. Sağlık sistemi çökmüş.

10. Adil bir vergi sistemi yok ve zaten vergi ödeme/toplama alışkanlığı ya da gücü yok.

11. Moral, motivasyon, umut yok.

12. Döviz hareketliliği kısa vadeli program dahi yapmaya imkan vermiyor.

13. Pahalılık ve enflasyon, orta düzey gelir grubunu dahi açlık sınırına düşürdü.

14. Kıbrıs sorunu dolayısıyla ambargo var ve tanınmamışlık da tuz biber ekiyor...

Yukarıda sıralanan veriler çoğaltılabilir ama azaltılamaz. Herkes, tüm partiler bu dertlere çare olmak iddiasıyla yarıştı. Yeni meclisin de bu dertlere çare olması bekleniyor.

Gelin görün ki, hiç bir partinin bu çareler hususunda somut bir eylem planı yok. Dahası, güçlü bir hükümet oluşturulamazsa, olma ihtimali de yok.

Olasılıklar arasında en çok konuşulan UBP - DP - HP koalisyonu. Bu olasılıkta güçlü ve yukarıdaki dertlere çare yaratabilecek bir hükümet kurulabilir mi? Sanmam.

DP'nin durumu kritik. Sn. Akpınar da, Sn. Tosunoğlu da bileklerinin hakkıyla seçim kazanmışlar. Tebrik ederim. Gelin görün ki, her ikisinin ticari hayatlarıyla ilgili sayısız dedikodu dolanıyor ortada. Bu dedikoduların hepsi yalan dahi olsa, bu iki vekilin desteği ile dahi olsa kurulacak her hükümet, dedikodular altında kalmaya ve gerekli kudreti yaratıp da ülke sorunlarını çözmekte çok zorlanacaktır. 

Sn. Arıklı ve Sn. Özersay, hükümetçilik konusundaki geçmiş performanslarıyla zaten sınıfta kalmışlardı. Zaten halk, açıkça bu iki başkanın partisine, sizi hükümet olarak istemiyoruz dedi. Sn. Atalay hocanın durumu da diğer iki DP vekilinden pek farklı değil. Hatta daha vahim. Çünkü, diğer iki vekil kamu görevi yapmamış ama Talip Hoca, başkanlığını yaptığı kamu kurumundaki iç huzuru ve çalışma düzenini biraz yıpratmıştı.

Değerli meslektaşım sevgili dost Ayşegül hanımın bu dönem bir bakanlık alması ise neredeyse imkansız.

Bu şartlarda, aritmetik olarak CTP olmadan da bir hükümet kurulması mümkün görünse dahi, teknik olarak CTP olmadan kurulacak bir hükümetin, ülke sorunlarına çare bulunmasında beklenen verimi sağlaması gerçekçi değil.

Peki, UBP - CTP koalisyonu kurulabilir mi? Bazı asgari müştereklerde uzlaşılabilirse neden olmasın?

Herşeyden evvel, CTP'nin hükümete ortak olmak ve elini taşın altına sokmak istemesi gerekmektedir.

Bir de kırmızı çizgiler meselesi var tabii. Bana göre şimdi anlamsız ya da prematüre. İnsanlar bir gün daha fazla yetsin paraları diye çırpınırken, yeni asgari ücretin gizli bir işsizliğe kapı açması beklenirken, hayat göğüs gerilemeyecek denli pahalıyken, kimse Kıbrıs Meselesi ile yatıp kalkmasın.

Mesele, Rumlar istemeden bir ortaklıkla çözümlenemez. Zaten, kısa vadede yeni bir müzakere süreci de öngörülmüyor.

O halde, Kıbrıs Sorunu, bir hükümet programı sorunu değildir. Bırakın, bu sorun Cumhurbaşkanı tarafından, meclisin belirleyeceği çerçevede yürütülsün.

Türkiye, tek dayanak noktamızdır ve finans kaynağımızdır. Tarihi, milli, manevi ortaklıklarımızı bırakın bir yana. Ekonomik çıkış için, Türkiye tek limanımızdır. Bu realite ortadayken, Türkiye konusu da hükümet programı konusu değildir.

KKTC'nin kendi ayakları üzerinde durması olmazsa olmazdır. Bu da hükümet programı konusu olamaz.

CTP, Türkiyesiz yürünmeyeceğini; UBP de Türkiye'nin emir kulu olarak yürünmeyeceğini bilmeli, kabullenmelidir.

Ülkedeki ekmek davası, ne Türkiyesiz ne de Türkiyenin emirleriyle çözülemez. Bu dava, burada, Türkiye'nin desteği, halkın fedakarlığı ve alışkanlıklarından vazgeçmesi ve UBP ve CTP'nin koşulsuz elbirlikteliği ile programlı biçimde çalışmasıyla çözülebilir.

Bırakın Kıbrıs sorunu kendi mecrasında aksın gitsin. Vazgeçmeyin. Çözüm yolunda biriniz federasyon, biriniz iki devlet desin.

Ama, unutmayın! EKMEK SORUNU ÇÖZÜLMEZSE, KIBRIS SORUNUNU UMURSAYACAK BİR HALK BULAMAYACAKSINIZ... 

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları