Lefke’de tarihin peşinde bir akademisyen-I

Yayın Tarihi: 25/09/22 10:00
okuma süresi: 12 dak.
A- A A+

Değerli okuyucular, bu yazımda sizler ile dostum, değerli akademisyen LAÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elnur Agayev ile yaptığım sohbeti paylaşmak istiyorum. Elnur Hoca son yıllarda Lefke tarihi konusunda yaptığı çalışmalarıyla gündeme gelmektedir.

Soru: Hocam, Azerbaycan doğumlusunuz, Türkiye’de eğitim görüp arkasına LAÜ’de akademisyenlik yapmaktasınız, kısaca kendinizden ve çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

16 Ağustos 1971 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti Masallı ilinin Gızılavar köyünde doğdum. Köyde büyüdüm. Bir köy çocuğu olarak anne babama tarım ve hayvancılık uğraşlarında yardım ettim. Babam tarih öğretmeni, annem ise ev hanımıdır. Ailede 3 kız ve 4 erkek olmak üzere 7 kardeşiz. 1988 yılında Gızılavar köy okulundan mezun oldum. Verimli bir eğitim sürecini geçirdiğimi düşünüyorum. Üniversiteyi kazanamayınca askerliğin yolunu tuttum.

1989-1991 yılları arasında Sovyetler Birliği’nde Kızıl Ordu’da askerliğimi yaptım. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin çöktüğünü düşündüğümüzde Kızıl Ordu’nun son askerlerinden sayılırım.

1992 yılında Azerbaycan’daki Ebülfez Elçibey iktidarı döneminde ilk defa uygulanan test sınavlarıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü kazanarak Türkiye’ye geldim. 4 yıllık tarih eğitimini tamamladıktan sonra (1993-1997) aynı üniversitenin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde yüksek lisans (2000) ve doktora çalışmasını yaptım (2006). Doktora tezimi “Sovyet İdeolojisi Işığında Türk Cumhuriyetlerinde Tarihyazımı ve Tarih Eğitimi: Azerbaycan Örneği” konusunda yaptım.

2008 yılında çalışmak için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geldim. O yıldan beri Lefke Avrupa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. 2016 yılında Doçent olmaya hak kazandım.

Araştırma alanlarım: Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Tarihyazımı, Tarih Eğitimidir. Sovyetler Birliği, Azerbaycan, Türkiye, Kıbrıs, Talış tarihlerinin Yakınçağ dönemiyle de ilgiliyimdir. Bu alanlarda çok sayıda araştırmalarım, makalelerim bulunmaktadır.

Lefke araştırmaları özel ilgi alanımı oluşturmaktadır.

Soru: Lefke’nin tarihini araştıran bir araştırmacı olarak 20. Yüzyıl başından günümüze kadar Lefke’deki değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başta da ifade ettiğim gibi birçok alanda çalışma yapmakla beraber Lefke özel ilgi alanımı oluşturmaktadır. Şimdiye kadar yayınlamış 7 kitabımdan 6’sı direk Lefke ile ilgilidir: Güzelim Lefke, Lefke Tarihinden Sayfalar, Bir Zamanlar Lefke, Lefke’de Tarihin Peşinde, Lefke Tarihi ve Kültürü Üzerine Araştırmalar ve Oysaki Şampiyonluğu Yazacaktım. 7. kitabımın da Lefke’yle bağı olmasına rağmen Kıbrıs’tan Geçen Beyaz Ruslarla ilgilidir.

Lefke ile ilgili araştırmalar yaparken 20. Yüzyılın başından günümüze gözlemlediğim değişimleri çeşitli unsurlar üzerinden anlatmağa ve değerlendirmeğe çalışacağım.

Bir kere temel yapı Kıbrıs Türkü’ne dayanmakla beraber bahsettiğimiz süre zarfında etnik ve inanç yapısında bazı değişimleri görmek mümkündür. Örneğin, 1831 yılında Osmanlı döneminde Kıbrıs’ın genelinde olduğu gibi Lefke’de de nüfus sayımı yapılmıştır. Bu sayıma göre Lefke’de Aşağı, Orta ve Yukarı mahalle dâhil olmak üzere 294 Müslim, 34 gayrimüslim yaşamaktaydı. Yine 1900 yılında Lefke Belediyesi kurulduğunda Lefke için verilen sayı 212 Müslim ve 51 Hristiyan’ın yaşadığı şeklindeydi. Lefke’de Rumların toplu şekilde yaşadıkları mahalle bulunmaktaydı. 1950’li yılların sonundan başlayarak Rumların ve Lefke’de yaşayan az sayıdaki gayrimüslimlerin göçüyle Lefke tamamen Türk ve Müslüman yapısını korumuştur.

Eski tarihlere dayanan ve 20. yüzyıl başlarında da kaynaklardan gözlemlediğimiz Lefke camileri varlıklarını günümüze kadar korumaktalar. Bu da halkın etnik ve dinsel yapısıyla açıklanabilir. Lefke’deki Piri Paşa Cami, Orta Cami ve Mahkemeler Camisi Müslümanların ibadetine açıktır. Üzerindeki yazıdan 20. Yüzyılın başında yapıldığı anlaşılan (1916) kilise ise toplumsal arası çatışmalar döneminde hasarlar görmüş ve kullanılamaz durumdadır. Tarihi yapı olmasından dolayı bir ara tamirine kalkışılsa da daha bir gelişme kaydedilmiş değildir. Ve tabii ki yukarıda da ifade edildiği gibi Hıristiyan nüfus da Lefke’de kalmamıştır. 

Lefke’de bahsettiğimiz dönem sürecinde mimari yapıdaki değişimi takip etmek mümkündür. Her ne kadar bugün Lefke’de Osmanlı döneminden kalma mimari yapıları takip etmek zor olsa da Osmanlı mimari tarzında yapılan yapılara rastlanmaktadır ve birçoğu işlerliğini korumaktadır. Bu tür yapılar Lefke Çarşı’sındaki, Fadıl Nekipzade sokaktaki ve Mahkemelerin çaprazındaki yapılardır. Bu yapıları İngiliz ve İngiliz sonrası dönemi yapıları takip etmektedir.

Lefke’nin ekonomisi tarım, bahçecilik, hayvancılık, ticaret ve memuriyet maaşlarına dayanmaktadır. Yüzyılın ilk yarısında Kıbrıs Maden Şirketi’nin bölgede aktif üretime başlaması Lefke ve kırsal kesim için önemli istihdam sağlamıştır. Sadece bölgenin köylerinden değil Baf ve Mağusa’dan da gelip madende iş bulanlar bulunmaktaydı. Bunun yanında sulama sisteminin yeterli olmaması, bazen sert geçen kışın etkileri tarım ve bahçecilikte üretimini azaltmıştır. Fakat maden üretiminin azalmasından sonra yeniden maden dışı alanlara yoğunlaşma olmuştur. Tarım, hayvancılık, bahçecilik alanları gelişme göstermiştir. Ve bu gelişme bugün de bölgede kendini göstermektedir.

Yüzyılın başında karada, deve ve at arabasına dayanan ulaşım ve taşımacılık zamanla adada demir yolunun yapılmasıyla yerini raylara bırakmıştır. Kıbrıs’ta 1905 yılında açılışı yapılan demir yolu 1907 yılında Güzelyurt’a, 1915 yılında da Lefke bölgesine ulaşmıştır. Bugün demiryolunun geçtiği Güzelyurt ve son durak Evrihu istasyonları müze yapılmıştır. Lefke’ye en yakın istasyon olan ve zamanında Lefke halkının en fazla kullandığı ulaşım yeri olan Çamlıköy istasyonu ise bugün kullanılamaz durumdadır, kalıntılarıyla tarihe terk edilmiştir. Bu hareketli ulaşım sisteminin 30’lu yıllardaki aktif kullanımı zamanla etkinliğinin kaybetse de adada varlığını 1951 yılına kadar koruyabilmiştir. Bugün bildiğimiz gibi karada ulaşım ve taşımacılık araba ve otobüs servisleriyle sağlanmaktadır. Ve son günlerde bölgeye ulaşım için geniş ve rahat asfalt yollar yapılmıştır.

Yüzyılın başlarında Gemikonağı’nda liman bulunması Lefke’nin dışarıya ulaşımını da kolaylaştırıyordu. Bugün ada dışına çıkmak için Lefkoşa ve Larnaka’daki havaalanları ve Girne ve Mağusa’daki deniz limanları tercih ediliyorsa bahsettiğimiz dönemde ulaşım ve taşımacılık anlamında Gemikonağı limanı önemli görev üstlenmekteydi. 1881 yılı kayıtlarında Gemikonağı limanından tahıl ihracatından, 1900’lerin başındaki kayıtlarda ise bu limandan insanların yolculuklardan bahsedilmektedir. Sonraki yıllarda Kıbrıs Maden Şirketi de yine maden taşımacılığında bu limanı kullandı. Bugün ise o limanın olumsuz görüntüleri, sahip çıkılmayan görüntüleri yansımaktadır. Yeni Liman konusu zaman zaman gündeme getirilse de onarımı konusunda bir mesafe alınmış değildir.

Sosyo-kültürel yapı olarak Lefke Türk ve İslam kültürünün taşıyıcısıdır. Yüzyılın başında Osmanlı etkisi hala devam etmekteydi. Bu özellikle inanç ve vakıf kültürünün devam ettirilmesinde kendini bariz şekilde gösteriyordu. Bugün Lefke’de tarihi 3 camiinin varlığını koruması özellikle bunun göstergesidir. Vakıf kültürü her ne kadar son dönemlerde azalsa da, yüzyılın başındaki yaygınlığını göstermese de ortadan kalkmış değildir. Varlığını sürdürmektedir. 

Hastalıklar, sağlık sorunlarının çözülememesi beraberinde ölümleri getirmiştir. 1930’ların ortalarında yaşanan veba salgını ölüm sayılarını artırmıştır. Buna ek olarak yeterli sağlık alt yapısının olmamasından dolayı doğum sırasında ölümler veya küçük yaşta ölümler yaygınlaşmıştı. Veya basit ameliyatların ölümlerle sonuçlandıkları görülmüştür. Bu sorunu gidermek için açılan Pendaya Hastanesi (Cengiz Topel Hastanesi) bir nebze de olsa soruna çare olabilmiştir. İlk dönemde hastaneye karşı geleneksek tıp yöntemlerinin tercih edilmesi ve hastaneye uzak durulması sorunların bir parçası olarak görülmekteydi. Fakat zamanla bu sorunlar aşılmış ve halkın açılan hastaneye ilgisi artmıştır. 1920’lere dayanan Cengiz Topel Hastanesi bugün geliştirilmeye ve halkın talepleri doğrultusunda kurulmaya çalışılsa da yeterli olamamaktadır.

 Yine yüzyılın başında eğitim bölgede bir sorun teşkil etmekteydi. Camilerin yanındaki Sıbyan mektepleri bir süre sonra Terakki-i İptidaiye, Erkek, Kız okullarına dönüşmüştür. Bu amaçla 1916 ve 1924 yıllarında açılan okul binaları korunmaktadır fakat atık durumdalar. Eğitim sorunun çözmek için 1951 yılında Lefke’de Ortaokul açıldı. Bu okulun açılmasında mektep komisyonu başkanı olan, dönemin Lefke Belediye Başkanı Fadıl Nekipzade’nin zahmetlerini unutmamak lazımdır. Yine Fadıl beyin de girişimiyle 1953 yılında Lefke’de günümüzde İstiklal İlkokulu adını taşıyan okul açıldı. Yine aynı dönemlerde Lefke Gazi Okulu’nun, daha sonra Lisesinin açılması bölge eğitimi için önemli bir gelişme oldu. Bu alanda en son gelişme de birkaç yıl önce Lefke Gazi Koleji’nin açılması oldu.

Lefke bir sanat ve kültür merkezidir. Burada sanat ve kültür etkinlikleri eksik olmazdı ve bugün de eskisi kadar olmasa da bu gelenek devam etmektedir. Okul müsamerelerinin, Kulüp ve dernek faaliyetlerinin, yardım kampanyalarının ayrılmaz bir parçasıydı tiyatro gösterimleri. Okul sahneleri, Vasıf Palasın yazlık ve kışlık bölümleri tiyatroların nümayiş ettirilmesi için önemli mekânlardı. Osman Talat Alkan ve Osman Talat Yurdakul’un hazırladıkları tiyatro oyunları hala hatırlanmaktadır. Yine yazlık ve kışlık sinemalar Lefkelinin vazgeçilmez dinlenme ve kültürlenme merkezleriydi. Yaşlıların anlattıklarına göre 1930’lardan beri Lefke’de portakal festivalleri düzenlenir. Bugün bu festivallerin çeşitleri çoğaltılarak gelenek devam ettirilmeğe çalışılmaktadır. Bu anlamda festivaller sadece bir kültür özelliği değil, ekonomik özellik de taşımaktadır. Portakal, Hurma ve Ceviz festivalleri Lefke’ye bir renk katmaktadır.

Kurumsal bağlamda bakıldığında 20. Yüzyılın hemen başında adada ilk Türk belediyesi olan Lefke Belediyesi’nin kurulduğunu görüyoruz. Bugün adada en eski belediyelerden olan ve bu yıl 122. yaşını kutlayan Lefke Belediyesi halka hizmetlerini sunmaktadır. Hizmette sınır yoktur ve hizmetler tartışılabilir ama tarihi bir Belediyenin varlığı ve sürdürülebilir olması Lefkeli açısından önemlidir, korunmalıdır, geliştirilmelidir.

Bu değerlendirmeleri daha başka öğeler üzerinden de yapmak mümkündür…  

Değerli okuyucular diğer yazımda Elnur Hoca’nın Lefke hakkındaki önerilerini paylaşacağım. Güzel bir Pazar günü geçirmeniz dileğiyle.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Kaan KUTLAY yazıları