Sit alanı konusunda acemilik(!)

Yayın Tarihi: 25/10/16 08:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+
"Acemi" kelimesi bir işin "yabancısı" olan demek…

Eli işe alışmamış. Özetle toy, tecrübesiz.

Yani bir işi beceremeyen...

**

Zamanında Saraya yeni alınmış câriyelere de "acem", yani "yabancı kavimden" anlamında "acemi" denirmiş ama kelime bugünkü kastettiğimiz anlamda "Seyis Acem Efendi" denen kişilikten gelmektedir…

Kendisi Türkiye'deki ilk araba sürücüsüdür.

Yıldız sarayında seyis olarak çalışan "Acem Efendi" aynı zamanda İstanbul'un da ilk şoförü olarak bilinir.

İkinci Abdülhamid benzinli araçlara izin verdiğinde -ki bunlara sıvı ile çalışan otomobil denirdi- ilk arabayı "kodaman" bir Basra Mebusu satın almış.

Sürücüsü, şoförü de bizim "Acem Efendi" olmuş.

Halk bu arabadan o kadar çok korkarmış ki (insan bilmediği şeyden korkar) "Acem geliyor kaçın, Acem geliyor kaçın" diye diye "acemi" kelimesi bu anlamda yerleşmiş ve kelime âdeta "darb-ı mesel" olmuş…

**

Haftalardır bir "acemilik" kamuoyu gündemini meşgul ediyor…

İlk araba sürücüsünden bahsettikse de üleştirmeye lüzum yok: "Acemilik"ten kastettiğimiz ilk yerli otomobil "Günsel" falan değildir…

Girne'de Yeni Yat Limanı ile Eziç Peanuts'ın arasında, aynı zamanda "sit alanı" olan 20 dönümlük denize sıfır arazi mevzuu…

Malum Bakanlar Kurulu Yakın Doğu Üniversitesi'nin kullanımı için önce 49 yıllığına kiralama kararı üretti.

Ortalık karıştı.

"Peşkeş" dendi.

Ardından arkeolojik "sit alanı" olduğu ortaya çıktı hatta Koruma Çevre Planı (KÇP) dâhilinde…

Tepkiler büyüdü ve mesele mahkemeye de intikal etti.

Davası dosyalandı. (Nitekim ara emri de alındı.)

Ardından hükümet "iptal edileceğini, zaten yasalara da uygun olmadığını" açıkladı.

Mesele kamu yararına tam kapandı, kapanıyor derken "acemilik" dün Kıbrıs Postası'nda yayımladığımız bir belge ile yeni bir boyut kazandı.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'ndan "ivedi" olarak Başbakanlık ile İçişleri, Turizm, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlıklarına dağıtımı yapılan orijinal belge, gazetemizin dünkü manşet sayısında.

Özetle meğer söz konusu "peşkeş" arazi, yaklaşık 30 yıl önce, 1987'de zaten Bayındırlık eliyle askerin kullanımına verilmiş.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ilgili bakanlıklara pafta kodları ile kadastro haritasının da ekleriyle sunulduğu "Hizmete Özel" yazıda söz konusu arazilerin aynı zamanda sit alanı olması nedeniyle emniyetinin sağlanması maksadıyla "etrafının komutanlık tarafından tel ile çevrilmiş olduğu" da ifade ediliyor.

Çetrefilli işin basına yansıması ardından hükümete 7 Ekim'de gönderilen ve bizzat Güvenlik Kuvvetleri Komutanı namına Albay imzalı "çok ivedi" başlıklı "hizmete mahsus" yazıya göre asker, hükümete mealen "arazi bizde. Kararınızı yeniden gözden geçirin" diyor.

Yani anlayacağınız zaten "başkasında" olan bir arazi yeniden "bir başkasına" verilmek istenmiş.

Haliyle zılliyeti üstünde olan da "durun bir dakika" demiş.

Yani iki üç haftadır boşu boşuna tepişiyoruz.

Yani bir KKTC klasiği…

**

Peki, acaba gerçekten öyle mi?

"Acemiler" için öyle.

Dedik ya acemilik diye…

Necip Fazıl bu kelimeyi "Belli ki her şey, hem de en 'acemi' tarafından, işlerin nihayetinde uydurulmuş, zekâsız mizansenlerden ibaret…" mısraında fevkalade isabetli kullanır.

Özetle evet, Girne'deki sit alanı meselesi tüm yönleri ile "mizansenden" ibaret.

Şu halde cevabı beklenen sorular şunlardır:

Bir:

Malum arazi Suat Günsel tarafından ilk kez mi talep edilmiştir? Daha evvel de bu konuda tartışma ve köklü bir geçmiş var mıdır?

İki:

Arazinin askerin kullanımında olmadığının bilinme-mesi gerçekten mümkün müdür? Yoksa bu bir şaka mıdır? Acaba bu konuda çok taraflı bir pazarlık mâzisi mi vardır?

Üç:

Askerin çevirdiği sit alanında "sitin" durumu nedir?

Dört:

Hükümetin bu konuda ürettiği son nihai karar nedir ve 2-3 haftalık tartışma süreci içinde gerçekten "acemi" olan kimdir?

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.