‘Yoksa erken seçim mi!’ diyen düdükçüler...

Yayın Tarihi: 13/11/20 09:40
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Sıkı bir Katolik filozof, siyaset kuramcısı Alman Carl Schmitt, düşmanın kim olduğu, siyasal alanın nasıl belirleneceği konuları üzerinde incelikle durur.

Katolikliğinden de anlayabileceğiniz gibi Schmitt’e göre siyasal alanda iyi-kötü, güzel-çirkin yoktur.

Bunlar estetik ve ahlakın dipsiz meseleleridir...

‘Egemen, istisnai duruma karar verendir’ prensibini tarihe geçiren Schmitt’e göre eğer bir halk dost-düşman ayrımı yapamıyorsa ya da yapmak istemiyorsa o anda siyasal açıdan sona erer…

O’na göre bunları bir “yabancı dış” belirliyorsa, sizin de hak vereceğiniz gibi artık siyaseten özgür bir halktan söz edilemez

Yoktur’ yani.

Aynı prensip, “irade” kavramı için de geçerlidir…

Hani şu bizim bitip tükenmek bilmeyen o ünlü varoluş mücadelesine hapsolmuş kutsî “halk iradesi” yani…

Siyasal dönüşümlerin hem odağı, hem de demokrasi oyununda şaşmaz ilke sandık halkın önüne ne zaman ve ne şekilde konur gerçekten?

***

Meclis içinden bir hükümet modelinin çıkmayacağı ve olası erken seçime hazırlıklı olmak gerektiğine ilişkin ‘çalan çanlar’ vesilesi ile soralım;

“Erken seçimin” yapılıp yapılmayacağına ya da doğrusu “hükümetin ‘kurulma’ ya da ‘kurtulma’ imkânı olmadığına; yani bu koşullarda seçime gitme realitesine gerçekten de “birbirleri ile görüşen” UBP, CTP, HP ya da diğerleri mi karar verecek?

Bildiğimiz kadarı ile “hele” artık böyle olmayacak.

Geçmişten farklı olarak da alenilik sorunu da yaşanmayacak.  

Seçim düdüğünü “bizim” çalacağımıza inanıyorsanız yanılıyorsunuz

***

Madem egemen olanın ancak olağan durumlarda “yönetilenlere” karşı sorumluluğu vardır, o halde bütün her şeye karar veren ‘egemen ‘olanın sorumluluğu hiç yok mudur?

Herkesin içeriğini bildiği böylesi bir dönemde seçim mucize olur…

Mucize 'acz' kökünden gelir.

Âciz bırakma.

Âciz kılma, güçsüz bırakma anlamlarına gelir…

‘Tanrı devletinde’ mucizeyi gören kişi onun karşısında aciz kalır...

İşte Schmitt, olağanüstü hali gören kişinin de modern “ulus devlette” aciz kalacağını söylemek istemektedir.

Gerek pandemi sürecinin şekillendirdiği ekonomik gidişat nedeniyle gerekse de KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerine eklemlenen UBP’de “çok elli” bulaşık suyu kongresinde resmen OHAL durumundayız

***

Alman Carl Schmitt’i boş verin…

Mühür kimdeyse Süleyman odur, derler…

Yani anlamanız gereken prensip o ki: kriz anlarında karar verme yetkisi kimdeyse “iktidar” da odur

Yani seçim düdüğünü bizim çalmamız öyle pek kolay iş değil

***

Ama ne zamana kadar sürecek bu düzen, diye faziletli bir sual geliyorsa eğer aklınıza;

Machiavelli’nin mirasçılarından olan İtalyan Vilfredo Pareto’nun ‘Seçkinlerin Düşüşü ve Yükselişi’ kitabında anlatılan “seçkinlerin dolaşımına” ilişkin yazdıklarını okumalarını öneririm…

Yani seçim hakkında “fikir” yürütmek “bizler” için anlamsız…

Bu pazar yapılacak tafsilatlı Maraş pikniğinden sonra bu konulara daha somut gireriz.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.