OPERARUS: Bizde zengin, ‘memura’ tekâbül eder

Yayın Tarihi: 05/02/21 10:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

“Dün gece rüyamda gerçekliği gördüm. Sabah uyandığımda ‘bir rüya olduğunu’ anlayınca çok rahatladım.”

Stanislaw Lec

 

“Çalışma” sözcüğü geçmişten beri anlamı değişerek var olmuş…

Çalışmanın tanımları, onu ya yüceltmiş ya da küçümsemiştir.

Kimi açıdan “çalışma“ boş vaktin zıttı.

“Çalışma” yapmamız gereken ve fakat yapmamayı tercih edeceğimiz ve karşılığında ücret bekleme eğiliminde olduğumuz şeydir.

Çalışma ve çalışma dışı aktiviteleri, çalışma-dışının boş zaman olduğu bağlamında ayırt etmek “işkolikler” için mümkün değil.

Çalışmanın temel karakteristiği başkaları tarafından istenen, tanımlanan, yararlı görülen ve bu sıfatla onlar tarafından ücretlendirilen ve kamusal alandaki bir faaliyet olarak tanımlanır. 

Ne var ki Antik Yunan toplumunda “çalışma” için “acı veren faaliyet” anlamına gelen “PONOS” sözcüğü kullanılıyordu.

Yani Antik Yunanda  ‘bekayı hak tanıyanların sa’yı’ değildi çalışmak…

  1. yüzyıla kadar Fransızca sözcüklerden “OEVREise bir sanat çalışması idi.

Fakat acı çeken ya da dertli insan anlamına gelen “OPERARUS” Latinceden türetilmişti…

**

Çalışma sözcüğünün acı ve özgür olmayışla bağlantısının tesadüf olması oldukça zor…

O yüzden cennet, “çalışılmayan bir yer” olarak da müjdelenir.

Pek öykünülen o büyük çağın Yunanlıları, çalışmayı hor görüyorlardı

Yalnız köleler çalışabilirdi

Özgür insan sadece bedensel devinimlerinden, “zekâ oyunlarından başka bir şey bilmezdi”.

Tarihin Babası Heredotos, şöyle diyor;

“Yunanlıların çalışmaya karşı duydukları tiksintinin Mısırlılardan geçtiğini söyleyemem, çünkü aynı tiksintiye, Trakyalılar, İskitler, Persler ve Lidyalılarda da rastlıyorum. Kısacası barbar toplumların çoğunda, mekanik sanatları öğrenenlerle, onların çocuklarına 2. derecede yurttaş gözüyle bakılmaktadır”.

Yani Antik çağda hayati ihtiyaçların tatmini için zorunlu çalışma, bu işi yapan kadın ve erkekleri, yurttaşlığın, yani kamusal işlere katılımın dışında tutan kölece bir uğraştı…

“Çalışmak, zorunluluğa kölelik etmek” demekti.

Özgür insan ihtiyaçlarının kölesi olmamak için arzularına hâkim olur ve eğer çalışırsa, bu sadece hâkim olamadıklarına ‘asla bağımlı olmamak’ içindir

Yani bağımsızlığını sağlamak ve güçlendirmek için…

**

Peki, bizde durum nedir?

Memur ‘OEVRE’.

Yani mesaisi icabı boş vakti çok olan…

Attığı her adım ‘ek mesaiye’ konu olan…

Her yıl 13’üncü maaşı kriz olan.

Toplumsal diyerek aslında içerikte “Adeta sanatsal varoluş” mücadelesi veren…

Kendi zümresi dışındakileri de içten içe ‘OPERARUS’ yani köle çalışan olarak görmekten de çekinmeyen…

‘Haline’ bu bakımdan şükreden.

**

Biz özel sektör çalışanları ise ‘OPERARUS’ anlamında çalışıyoruz.

Yani “acı çeken”, “dertli” anlamında…

Devamlı ihtiyaçları ve durumu ötelenen…

İdare etmesi beklenen…

Yurttaşlığın kamusal alanında “yok” sayılan.

Yani tartışılmayan asgari ücretli.

Tiksinti duyulan bir zevat cinsi…

Gündeme bakarsak Lidya ya da Pers imparatorluklarında yaşar gibiyiz…

Bizde ‘yeni normal siyasal hiyerarşi’ Trakyalılar, İskitler tadında…

Antik…

Hatta antika…

Haklarını savunanlar hakkında Heredotos’un açıkça “barbar” dediklerinden…

Yani pandemide bile bir o kadar elit.

“İmalat kapitalizmi” bile değiliz ama tek gündemimiz ‘memurun’ maaşı, memurun durumu…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.