YDP’de Başkanlık İnal Batu’dan beri ‘kronik’ mesele…

Yayın Tarihi: 30/03/21 09:30
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

KKTC’de Türkiyeli seçmen maalesef statükonun stepnesidir.

İş hayatında da çoğu zaman öyledir: Kullanılır, atılır…

20 yıllık iktidarında Ak Parti’nin –referandum ve genel seçim sandık sonuçlarından da anlaşılacağı üzere- KKTC’de sırtını döndüğü ama hamaset vakti anmaktan çekinmediği bu kitle, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de hep stepne olarak kullanılmıştır. 

Türkiye zannedilenin aksine KKTC’de “vatandaş olamadığı” için sürünen Türkiyelileri de ciddiye falan almamıştır.

Bu konuda rivayetlerin tamamı abartılı, çokça uydurmadır.

Kimi zaman “satılıktır” tırnak içinde; kimi zaman da icabına göre Kıbrıs’ta çözümün de adresi olarak “oylarını veren”, referans kitledir.

Talat ile Akıncı’yı da onlar seçmiştir soran olursa

Ersin Tatar’ı da…

Aslında statüko ile bir derdi yoktur siyasal olarak bu kitlenin…

Hatta memnundurlar: Dertleri sadece pastadan daha fazla pay almaktır.

Karakteristik önemli cihet de şu ki, TÜRKİYE’DEKİ YETKİLİLERE ‘DAHA FAZLA SIZLANMA İMKÂNI’ BULMAK İSTEMEKTEDİRLER…

**

Son dönem YDP, puslu sevk ve idaresi sonrası seçilen Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması sonrası ana muhalefet Partisi CTP ile birlikte yükselişte olan iki partiden biri idi.

Seçimden korkan diğerleri baş aşağı gitmeye devam ediyor…

Hükümete gelmesi (yani getirilmesi) ile birlikte “statüko baş kaldırma kabul etmez” prensibinin çiğnenmesi ile Arıklı’nın üslup ile KIB-TEK konusunda izlediği tutumun içeriği şimdilerde YDP’yi yükselişten ziyade genel başkanlıkta didişen bir parti olarak öne çıkardı…

Şu sıralar halen Erhan Arıklı ile Bertan Zaroğlu sosyal medya hesaplarından topladıkları imzaları yarıştırmakta ve Genel Başkanlık yarışında daha da çirkinleşileceğinin sinyallerini vermektedirler…

**

Bu durum, partideki bu manzara öteden, “evvele” dayanan kronik bir mesele…

Türk diplomat ve siyasetçi İnal Batu’nun 80’lerin başında el atıp “ektiği” YDP’nin köklerinden bu yana –hatta Çağatay döneminde aldığı Bakanlık dönemi dâhil- Genel Başkanlıkta didişerek, parçalana parçalana bir türlü bütünlüğü tesis edemedi…

YDP’nin kendi içinde yanıp tutuşması gereken esas genel konu bu olmakla birlikte; KKTC kurulduktan sonra yapılan ilk secimde, yüzde 8.8 oy alıp 4 vekil çıkarabilmişlerdi.

Merhum Denktaş’ın kurucu meclise aldığı ve KKTC’nin ilk Bakanlar Kurulunda yer alan bakan AYTAÇ BEŞEŞLER idi Genel Başkan…

12 Eylül atmosferinde Beşeşler, dönemin ruhu ile konseptine uygun olarak asker kökenli idi.

Şimdi ise bilindiği üzere ‘ülkücü kökenli’ olmak para ediyor.

Analoji anlayacağınız…

Neyse…

UBP-TKP hükümeti, Turgut Özal’ın KKTC’de -ortalığı ayağa kaldıran- ünlü “ekonomik paketi” çıkınca bozulur…

Ve UBP’nin imdadına ŞİMDİ OLDUĞU GİBİ YDP yetişir…  

**

Hükümete girdikten sonra yapılan ilk kongrede Aytaç Beşeşler’in genel başkanlığı elinden gider…

Yerine ORHAN ÜÇOK seçilir.

UBP ile pazarlığa oturan Üçok, 1’den fazla bakanlık isteyince Dr. Derviş Eroğlu YDP ile koalisyona devam etmez.

Bu arada Beşeşler’in başını çektiği 3 vekil istifa eder: TIPKI BUGÜNLERDE HP’DEKİ İSTİFALAR GİBİ…

Ve bağımsızlar olarak UBP ile koalisyon kurarlar: Meşhur 1990 seçimlerinde ise Üçok, CTP ve TKP ile birlikte ittifak yaparak seçime girer…

Ve sadece iki vekil çıkarır YDP.

Tarihten öğrendiğimize göre mukadderdir: Sonra Üçok da genel başkanlığı kaybeder…  

Bu kez yerine -2002’de içeriği açıklanmayan bir mektup bırakarak intihar edecek olan- ALİ ÖZKAN ALTINIŞIK Genel Başkan olur.

Sonra?

1992’de Altınışık partiyi DP ile birleştirir…

**

Yani Yeni(den) Doğuş Partisi’nin ilk ömrü 8 yıl sürer…

Üç genel başkan…

İstifalar ve değişen ittifaklarla, önce statükoya sonra da DP’ye “stepne” olur.

1990’da bir meydan okuma işine girer ama TKP ve CTP meclise giremezken YDP girer…

Özetle tarihin bize gösterdiği gibi;

“YENİ” ya da “YENİDEN” olması fark etmez; TÜRKİYE KÖKENLİLERE YASLANAN PARTİLER İÇİN İKTİDAR, KKTC’de “BÖLÜNME” DEMEKTİR…

Bunda Türkiye’nin payını da unutmamak lazım: UBP’yi zayıflatmışken YDP’yi güçlendirecek değillerdi!

**

Gelinen güncel ve benzer (tarihi döküme göre adeta tıpa tıp) durumda Arıklı da Zaroglu da kazansa YDP zarar görecektir bu yarıştan…

Mazide olduğu gibi!

Eğer ‘marifetin’ bir önemi kaldıysa, MARİFET YARIŞTIRILMA-MALARI İDİ… Çünkü mazi her şeyi gösteriyor.  

Her zaman, her konuda göstermiştir! 

Ama artık çok geç...

Şaşmaz bir saattir: Tarih, nâmütenahi bir nakış gibi tekerrürde ısrarcı…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.