Yeni BM temsilcisi ile Kıbrıs meselesinde yeni makyaj GYÖ

Yayın Tarihi: 23/11/21 09:30
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Bir süredir -farklı alanlarda- tasvir ettiğimiz gibi Türkiye-KKTC ilişkileri, uçaklar ve övünç dolusu aşıya rağmen tarihinin en kötü dönemini yaşamaya devam ediyor. 

Çünkü ilişkiler merkezi belli olmayan bir vilayet görünümünde.

Ekonomik ilişkilerin merkezi yok.

Siyasi ilişkiler neredeyse yok.

Berbat.

Siyasi işleri bilen biri yok…

Muhatabı yok.

Arkadaşlık, dostluk, temsilci üzerinden yürüyen bir model…

Öyle ki kendilerini etkili ve yetkili görenler memlekette sadece rakamları değil, “kim kimdiri” de bilmiyor, devamlı karıştırıyorlar.

**

Bir süredir “İlişkiler cep harçlığı usulüne döndü” diyerek 90’lara geriledik, derken aslında merhum Denktaş’ın -dönemin Türkiye’deki cuntacı askerlerle işleri yürüttüğü- 80’ler modeline dönmüş durumdayız…

90’lar şahane imiş meğer!

Post-modern yeni model 1980. 

KKTC’yi Türkiye’deki bir büyük şehir belediyesi zannedenler bu mıntıkada daha çok çuvallar ama sandığımızdan daha merkezsiz, berbat bir durum içindeyiz.

Bunu Türkiye’deki “başkanlık” siteminin doğrudan buraya yansıması olduğunu haklı olarak düşünenler bulunsa da öyle olmak zorunda değildi.

İşte tüm bunların bir iz düşümü de Kıbrıs meselesinde yaşanıyor.

Evvela zaten Kıbrıs konusunu gerçek anlamda -çok çeşit argümanlarla desteklenen iddilara yansıdığı gibi- bilmeyen bir toplum liderimiz var.

Sloganlarla götürüyor ama sloganla işler hallolsaydı komünist Rusya yıkılmazdı. 

Bilenin de yazması ya da konuşması karşısında öfkelendiği için konular karakterinde yok olup gidiyor. 

Adeta siyasi bir hezeyan tadında.

Ben "duygusuz" biriyim ama oysa Cumhurbaşkanımızı bu göreve gelene kadar "sevmeyen" yoktu. 

Herkesin tavla arkadaşıydı. 

Şimdi Kıbrıslı Türkler, ilk kez Türkiye'nin işaret ettiği bir işte pişman bir söylenti ve homurdanma içindeler.

**

Öyle öyle.

“İki devlet” dedik şimdi ama Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) makyajı ile karşı karşıya kalacak gibiyiz.

Bir işler pişirmişler bakalım nasıl satacaklar!

Dikkatle izliyoruz.

İşaret fişeği “aynı anda askeri ve siyasi işlerden gelen” Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin, Kıbrıs’taki özel temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi olarak atadığı Kanadalı Diplomat Colin Stewart'ın zuhuru ile belli oldu…

Onlar bizim gibi değil tabi…

İşi bilenle çalışıyorlar.

Arkadaşlıkla devlet işlerini karıştıracak değiller.

Özel temsilcinin atanışından ve onayından Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın haberi olmadı.

Olup ‘tamamdır’ dediğinde de bundan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun haberi olmadı.

Oldu olacağına da sanırız bu işi beğenmedi.

Zaten Tahsin Bey, bakanlıktaki odasını -bir rest olarak- toplama aşamasında, dedikoduya göre topladıktan sonra yeniden bakan oldu.

Haliyle, atayan alır, diyor anlaşılan. 

**

En başında bu temsilciye zaten Türkiye karar verdi.

Yani “olurunu” etti.

Ama hangi Türkiye acaba diye kendimizi sormaktan yine alamıyoruz maalesef…

Kurumsal yapılar yerle bir olduğu için.

Malum bu mesele Dışişleri olmalı, diyoruz.

Ama ne bilelim…

Külliye ayrı...

Fuat Oktay ekibi ayrı…

Dışişleri ayrı…

Temsilciler ayrı…

Türkiye'deki siyasi ortakların atadıkları “gölgeler” ayrı…

Dışişlerinin ekonomik ilişkilere ‘Kıbrıs’ diye mazeret üreterek karıştığı yakın geçmiş dönemleri de mumla ararsınız.

Sorsan Kıbrıs İşlerinden sorumlu belli tabi…

Ama “hâkimi” yok: Darmadağın.

**

Biz de dağılmadan özetleyelim;

Ersin Tatar büyük sıkıda!

Bu üst perdeden söylemleri sonrası BM’den “temsilciyi” siyaseten kafasına yedi.

Tabi O, Türkiye ne derse o, diyor da açık kaynaklardan takip ettiğimiz üzere nasıl manevra yapacağını henüz bilmiyor.

Üstelik bu konuda müdahil taraflar bu hususun altı çizili kısmında hem fikir değil…

MHP’li temsilciler ve onların da (yani temsilcilerin temsilcileri) başka düşünüyorlar.

Pek çok konuda! 

Herhâlde “BM yok olsun, aradan çıksın” diyorlar…

Yani ortada “büyük delilikler”, “olmayacak işler” kapışıyor.

Cumhurbaşkanımız da bir o cepheyi bir bu cepheyi idare-i maslahattan perişan görünüyor. 

Kıbrıs sorunu re'sen vergi göndermeye benzemez tabi! 

Türkiye-KKTC ilişiklerinin tüm kategorilerinde savrulmanın da ötesine geçiyoruz.

Aktörlerimiz de bu savrulmalara uygun fevkalade... 

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.