DP’de fabrika ayarı mümkün mü?

Yayın Tarihi: 24/12/21 09:30
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

DP’yi tek adam yönetiminden kurtarıp kurumsal bir yapıya kavuşturmak imkânı olmamıştır. Parti her seçim döneminde sadece belli kişilere menfaat sağlamak için bir pazarlık aracı, bir aile şirketi olarak kullanılmıştır” 

Bengü Şonya, 2014

 

Kangren yapısından şikâyet etmekten usandığımız memlekette “her yeniliğe” destek olmak icap eder.

Diler “yeni”, diler “yenilik”, dilerse de “yenilenme” olsun; buna şans vermenin prensip olarak yanında olmadıkça ilerleyemeyiz…

**

Demokrat Parti’de (DP) Genel Başkan Fikri Ataoğlu, inisiyatifi Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldı.

Serdar Denktaş ile bir tür yol ayrımını temsil eden “Cumhurbaşkanlığı seçimi” konusunda yaşanan ihtilaf sonrası ardı ardına hükümetlerde bulunan DP’de Ataoğlu, o gün bugündür de niyetli olduğu partiyi kurumsal bir yapıya kavuşturma, “kilit değil, kitle partisi yapma” vizyonunu kalıcılaştırmaya çalışıyor…

Bu yolda bu seçim çok önemli bir dönüm noktası DP için…

Hatırlanacağı gibi 2018 genel seçimlerinde oy oranını yüzde 7,8'e düşüren parti, üç milletvekili çıkarabildi.

Denktaş’ın vekilliğe mecliste yaptığı epik konuşma ile veda edip medyaya da Cumhurbaşkanlığı seçimini hedeflediğini söylemesi; aslında hem DP, hem de gözlerden kaçsa da Serdar Bey’in müstakbel niyetleri için de bir şans…

‘Âkil siyasetçi’ Serdar Denktaş’ın bunu elbette hesap ettiğini değerlendirenlerdenim çünkü “iki devleti” savunan partilerin durumu ortada…

**

Fikri Ataoğlu, pandemi döneminde kurulan tüm hükümetlerin ortağı olarak en az yıpranan cephe idi.

Bu bir gerçek.

“Sancılı Saner” döneminde Çalışma Bakanlığı’ndaki “atama” krizine rağmen hükümette yumrukları doğal ve anlaşılabilir bir şekilde Arıklı ile UBP liderliği yedi…

UBP, kaderin cilvesi ve abartılı özgüven içinde “öngörüsüzlerin malum vizyonu” sayesinde liderliğini bir şekilde tazeledi.

Halkın Partisi (HP) ise hükümetlerde tecrübesini artırdı ama bunun bedeli olarak kan kaybetti.

YDP parçalandı.

Koalisyonda Dörtlü’den itibaren Fikri Ataoğlu tüm bu “hükümetler” döneminde ülkenin “hükümetsiz kalmaması” için inisiyatifler aldı, kriz çıkarmadı.

Meseleyi siyasi pazarlığa da dökmedi.

Turizmciler evet, pandemi nedeniyle turizm konusunda çok şikâyetlerini dile getirdiler ama Ataoğlu, Turizm Bakanlığı’nda ne sağlıkçıları ne de turizmcileri elinden geldiği kadar “üzmemeye” çalıştı.

Turizmin ahvali dünyanın her yerinde olduğu gibi “aşılara güvenmenin” mağduru oldu.

Üstelik DP, mevcut seçim hükümetinde de Çalışma Bakanlığı kaleminde asgari ücretin tarihinde ilk kez KKTC’de kamuda en düşük ücretin üzerine çıkmasını sağladı ve son anda asgari ücretin önümüzdeki yılın ilk yarısında Türkiye’dekinin altında kalmasına engel oldu.

Ataoğlu’nun DP’de yeni bir dönemi temsil ettiği, Serdar Denktaş ile özdeşleşen “aile partisi” zincirini kırmaya çalışırken epey yol aldığı, erken genel seçimlerde vitrine koyduğu bir kısmı sürpriz olan “adaylarından” da belli…

**

Genel algı ve şimdilik anketlere göre Ocak 2022 erken genel seçimde DP, YDP, HP arasında bir üçüncülük mücadelesi var…

HP ile YDP “buraya oynadıklarını da” zaten açıkça dile getirmekten çekinmiyorlar.

Ersin Tatar’ın “seçilmesi” sonrası Anayasayı da ihlal ederek öteleye öteleye geldiğimiz bu noktada seçimlerden yine bir koalisyonun çıkacağı, bu koalisyona da -daha önce de deneyip bin pişman olduğumuz- UBP/CTP geniş tabanlı hükümetinin kurulmasına “acaba!” tadında bakıldığı biliniyor…

Anlaşılan bizi yine çoklu bir koalisyon hükümeti bekliyor.

Ya da başka türlü bir ikili koalisyon!

**

2016’da HP, alternatif olarak çıktı ama başarısız oldu.

1993’te de DP, bu misyonla ortaya çıkmıştı…

Denktaş, “ben başarısız oldum…” diyerek bunu tescil etti meclisteki veda konuşmasında…

Demokrat Parti’de kan değişikliğinden sonra Ataoğlu, partiyi “fabrika ayarlarına” döndürebilir.

DP, geleneğe yaslanma kabiliyeti olan bir parti: Yani rica ile yaşama düzenine “balans” isteyen;

Sağ’da UBP’nin “patronaj ilişkilerine” çomak sokan;

“Ne Sol olamayacak kadar Sağ, ne de Sağ olmayacak kadar Sol” olan DP’nin ayarlarına…

Artık kilit değil, “kitle partisi” olmayı arzu eden DP, fabrika ayarlarına dönmeli;  Çünkü geleneği yenilemenin hem en doğru, hem de şaşırtıcı bir biçimde en kolay yolu budur

Partinin yıllardır unutulan DP’nin sloganlarını yeniden hatırlatması oldukça başarılı.

**

Malum ada siyasetinde Türkiye ile ilişkiler buzlukta: Türkiye’de “faiz lobisi” denerek Sucuoğlu ile ilgili süren çekinceler varken; DP’nin Ataoğlu ile varlığı da bir avantaj olacaktır

Hakkı Atun’un tespitleri ile de sabit olduğu gibi merhum kurucu Cumhurbaşkanının talimatı ile kurulan DP, “iki devleti” savunan diğer partilerin kuyruğuna teneke bağlandığı için de avantajlı…

Bu noktada DP’nin 93 ve 2013 seçimlerinde CTP ile hükümetlerini, buna ek olarak 98’de de UBP ile kurduğu ortaklıkları hatırlamakta fayda var…

Bazı anketörlerin yüzde 12 bandını zorlayabileceğini ifade ettiği DP’de 98 seçimlerine damga vuran Vivaldi'nin Dört Mevsim şarkısı çalacak mı, hep beraber göreceğiz…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.