Gönyeli-Lefkoşa birleşmeden adı reform olmaz

Yayın Tarihi: 18/03/22 09:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Yılların siyasi söylemi;

Yılların protokollerdeki şaşmaz tespiti;

Hükümet programlarının, seçim vaatlerinin değişmezi;

Yerel Yönetimler Reformu…

**

Kimse teoride karşı değil.

Lafın kendisi, tamlamanın cinsi güzel!

Sendikaların -yalnızca birkaç maddesi nedeniyle ötelendiğini iddia ettiği- ünlü kamu reformumuz gibi!

Zaten belediyelerde reform, kamu reformunun bir parçası değil mi?

Öyle.

**

Belediyelerde “yeniden yapılandırma” zorunluluğu, tartışmaya kapalı bir gerçek…

Ama yine de türlü çeşit “kıvırmanın” haddi hesabı yok.

Artık hizmet veremiyoruz diye yakınıp, ama belediyemi kapatmam, diyen Belediye başkanı mı ararsınız…

Belediyeyi kendisine zimmetli zanneden mi dersiniz!

Kararlıyız…’ deyip, yakınan Belediyecilere arkadan “Türkiye ister be gardaş.. Napalım’ diye fısıldayan mı dersiniz…

Kararlı duralım, belediyeciler isyan etsin de yine öteleyelim, stratejisi güdenler mi…

Neticede yarım ada; 3 Bin 355 kilometre kareye tam 28 adet Belediye

Atina’da ‘görmemişin sonradan toprağı olmuş…’ diyorlardır herhâlde…

Toprağı ‘sonradan’ olanın, çiti çekmeyi bile bilmediği, bilinir de ondan diyorum!

**

Şimdi dikkat ediyorum; bu konuda uzman ağzı ile konuşanlar bile korkuyor hakikati söylemeyE…

Neyi?

Çok şeyi söylemiyorlar…

Ama en başta Lefkoşa-Gönyeli meselesini…

Hani şimdilerde didiştikleri, mahkemelik “bok çukuru bile aynı” olan ama kendisini ayrı devlet gören diyar!

Yani Gönyeli ile Lefkoşa birleşmeyecekmiş ama bunun adı reform olacakmış!

Ünlü restoranın bile adı belli: Niyazi Lefkoşa!

Ben Gönyeli’deyim’ diye reklam yapan var mı?

Lefkoşa orası LEFKOŞA!

Türkiye mi kandırılmak isteniyor bu konuda acaba; yoksa yine kendi kendimizi mi “dolandırmak” derdindeyiz.

Yoksa milletimi?

Neden?

**

Yerel Yönetim reformunda üç ana esas var…

Gerisi ta’li…

**

BİR;

Zırva muamelesi gören reform, “sınır düzenlemesi” konusundan ibaret değil…

Belediyelerin, kaymakamların yetkilerinin de düzenlenmesi lazım.

Hatta muhtarlarla ilgili de gerekirse.

Yoksa e-devlet diye diye ikamete pul yalamaya devam mı?

Evvela kapsamını anlayalım.

İKİ;

Belediyelerin birleşmesinde dikkate alınması gereken temel kriter ‘yaşam alanı’.

Kitapta birinci kural: Bütünleşmiş olan yerleri, bir belediye yapmak gerekir.

Yani Lefkoşa ile Gönyeli’nin birleşmeyeceği bir reform düşünülemez.

Bu net; Gönyeli ile Lefkoşa ayrılamaz.

Alsancak ile Çatalköy’ü de Girne’den ayırmak mümkün değil.

Yaşam bütünlüğü sağlanmış noktalar bunlar.

Tatlısu ile Akıncılar, birleşme-meli...

Bunlar kendi yaşam alanı oturmuş yerler.

Alsancak ile Lapta birleşirse sıkıntı yaşanır mı?

Yaşanmaz…

ÜÇ;

Mesele şu ki birleşen belediyelerde yetki ne olacak?

Paşaköy, Beyarmudu, Vadili birleşti; Bu birleşen belediyenin yetkisi ile Mağusa Belediyesi’nin yetkisi aynı mı olacak?

Ya da Lefkoşa’nın yetkisi ile?

Olmaz.

Büyüklerin mesela imar yetkisi olması gerekir…

Kırsalda yetkiler sınırlandırılmalı.

**

Yani mesele sayıyı azaltmak değil, derken böyle konular var…

Gerçekten birleşmesi gerekenler birleşmeli

Mızmızlanan belediye başkanları “koltuk” için bağırıyorlar.

Halk için değil!

Hükümete söyleyin; bir yönetim kurulu üyeliği versin, ne var!

Bu konularda mahiriz zaten.

Neticede reformu dört yıl sonra yapalım, şimdi bunlar yine seçilsinler, demenin de anlamı yok.

Tam olarak anlamı ne bunun?

**

Bir tarihsel sistemin çöktüğü sırada yeni bir tarihsel sistemin doğduğu anda “egemenlerin uygulaması” olan stratejiyi anlatan ünlü di lampedusa ilkesini yine hatırlıyoruz bu noktada…

Sistemi, hiçbir şey değişmesin diye değiştirmek" şeklinde özetlenen ünlü ilke, belli bir noktaya kadar stratejik olarak etkili olabilir.

Ama bizim için artık çok geç

Gönyeli, Lefkoşa ile birleşmeyecekmiş!

Reform, diye dalga geçmeyin…

Kimseye nedenini anlatamazsınız!

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.