Kıbrıs’ta ‘iki devlete’ Demir Kubbe güvencesi

Yayın Tarihi: 14/09/22 09:00
okuma süresi: 10 dak.
A- A A+

ABD Savunma Bakanlığı’nın Rusya’nın Ukrayna operasyonu ile artan silah satışı taleplerine yetişmekte zorlandığı şu ayların atmosferinde, Doğu Akdeniz Kıbrıs’ta devam eden “iki devlet” tekerlemeleri ile mütenasip bir gelişme, Ada’da Rum yönetimi eliyle gerçekleşmişe benziyor.

Türkiye’nin “yeniden” biricik “dostu” olan ya da olması umulan İsrail’in -Rum Savunma Bakanlığı Millî Muhafız Ordusu (RMMO) talebiyle- Güney Kıbrıs Yönetimine aparatı 200 Milyon dolardan Demir Kubbe satmaya karar verdiği ortaya çıktı. 

NATO sınırını Atina’ya çeken Amerika’ya “Yunanistan hamleleri” nedeniyle bağıran sahtekârların tamamı nasıl da sessiz İsrail’in Kıbrıs üzerinden ettiğine…

Farkında mısınız?

**

Geçtiğimiz haftalarda Kathimerini Gazetesi’nin Güney Kıbrıs edisyonundaki “Demir Kubbe sözleşmesi” hakkında çıkmış haber bugüne değin yalanlanmadığı gibi İsrail Savunma Bakanlığı, İsrail’in “uluslararası yerel” gazetesi Jerusalem Post'un konuyla ilgili sorusuna da yanıt vermeyerek “gizemi” sürdürdü.

Esasen gizem yok!

“Army Recognition” ( https://www.armyrecognition.com/ ) kaynaklarına göre anlaşma hem İsrailli hem de Güney Kıbrıs yetkilileri tarafından ıslak imzaya çekildi.

Bu sütunun arşivinde var: Tevrat’a dayalı strateji belge ve kaynaklarını bilmeden İsrail’in Kıbrıs ajandasını bildiğinizi iddia ederseniz konuya “hidrokarbon” tadında, “fiber optik” kıvamında dar bir çerçeveden bakarsınız.

Rumların “iki ayrı devlet” siyasi söylemini yukarıdan, “gökten” Demir Kubbe ile sınır çekerek, füze ile mühürleyerek fiilen destek vermeye karar vermiş oldukları, İsrail’in Rumları ikna ettikleri, bir şekilde bir ‘numaraya’ geldikleri anlaşılıyor…

Kara’sını anlamayanlara ‘denizini’; denizinden gafillere ‘göğü’ nasıl anlatırız pek bilmiyoruz ama yine de şu satıra mıhlayım: Zaten Kıbrıs’ta “iki devlet” fikrinin, “denizler hakimiyeti” teorisine de askeri ve de ekonomik anlamda taban tabana zıt, ters ve “uygulanmasının sürdürülemez” olduğu gayet iyi bilinen teknik bir gerçektir.

**

Kıbrıs ve çevresindeki kara, deniz yetkileri karmaşası yetmiyormuş gibi fezada da yeni bir karmaşa Demir çomak!

Üstelik ta İsrail’deki bataryaları yönlendiren radarların -pilotlardan gelen şikâyetlere göre- Türkiye’nin güney kıyılarından başlayıp Suriye, Lübnan, Kıbrıs ve hatta İsrail hava sahasına yakın hava sahasına kadar uzanan bir mesafede sinyalleri bozması yetmiyormuş gibi…!

Velhasıl, Iron Dome (Demir Kubbe) hava savunma sistemi, İsrail Savunma Bakanlığı’nın da onaylamasının ardından Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne tedarik edilecekmiş!

Kamuoyuna yansımayacağı tahmin edilen müstakbel onayı, Kıbrıs’ta “iki devleti” mutfakta İskoç masonluğu eli ve ‘tescilli’ temsilcileri ile yürütenler adına ve namına merakla bekliyoruz!

**

Rum ordusu RMMO komutanı Yarbay Demokritos Zervakis, Mart ayında İsrail’e yaptığı ziyareti sırasında Lübnan sınırında konuşlu bir Demir Kubbe bataryasını ziyaret etmişti…

Akabinde Rum Savunma Bakanı Charalambos Petrides, “Kıbrıs ile İsrail arasındaki savunma iş birliği büyümeye ve genişlemeye devam ediyor. Bu iş birliğinin mükemmel ikili ilişkilerimizle uyumlu olmasından ve komşu ülkelere barış ve istikrarı teşvik etmek için nasıl çalışması gerektiğini yansıtmasından gurur duyuyoruz.” diyecekti.

İsrail ziyaretinde Demir Kubbe’yi selamlayan Rum Yarbay Demokritos Zervakis (solda)

Tüm hava koşullarında çalıştığı iddia edilen, her biri 150 kilometrekarelik alanı “koruduğu” da iddia  edilen bir takım mobil ve hassas bataryalardan oluşan ve 70 kilometre menzili bulunduğu da bu türlü “iddialar arasında” yer alan sistem halen, Hamas ve diğer direniş gruplarının Batı Şeria ve Gazze'den attığı roketleri havada imha etmek için kullanılıyor…

21. yüzyılın savaş teknolojisine getirdiği mühendislik harikası, denerek 2011'den bu yana atılan her 10 füzeden 8'ini havada etkisiz hale getirdiği “propagandası” yapılıyor ama bu işler kamuoyu için ispatsız meseleler!

Hatta askeri bürokrasi için bile şüpheli meseleler….

Sistem, kısa menzilli roketleri ve topçu mermilerini önlemek için denizde de, hareketli mobil üniteler ya da sabit noktalardan ateşlenebiliyor.

Sistem esas olarak karşı taraftan fırlatılan roketin imhası prensibine dayanıyor. Radar, kontrol-komuta ünitesi ve füze fırlatıcıdan oluşan üç parçalı sistem öncelikle roketi tespit ediyor, gelişmiş bir yazılımla roketin güzergâhını ve düşeceği noktayı hesaplıyor ve bu bilgi doğrultusunda roketi zararsız hale getirmek üzere en yakın üniteden füze fırlatıyor.

2007'de geliştirilen Demir Kubbe, ilk kez 10 yıl önce İsrail'in Berşeva kentinde operasyonel hale geldi, Nisan 2011'de Gazze'den atılan roketleri ilk defa başarılı bir şekilde durdurduğu açıklandı.

**

Kubbe’de her bir imha füzesi, ortalama 100 Bin dolara mâl oluyor!

Dünyanın en pahalı hava savunma sistemi, deniyor…

Yani Gazze’de Kassamlar ya da Hamas, 300 dolara mâl ettiği füzeyi -laf ola çaktıkça- İsrail Hazine’sinden 100 bin dolar eksiliyor…

Kubbe sisteminin, kodlaması olmadan uçan amatör rc helikopterlere bile milyon dolarlık füze gönderebildiği yine iddialar arasında…

Bu açık bir “kötüleme” ve dezenformasyon belki ama Gazze’den atılan füzelerin çoğunun hantal olduğu biliniyor. Buna rağmen her 5 füzeden 1 tanesini kaçırdığı kesin.

Mesnetsiz abartılan, fazlaca övülen “teknoloji harikası” Demir Kubbe’nin en büyük dezavantajının 100-150 kilometre kareden fazla bir alanı koruma kapasitesine sahip olmayışı, deniyor…

Bu durum İsrail gibi küçük bir ülkede etkili.

Ancak İsrail’de bile, bataryaların saldırı riskine göre hareket ettirilmesi gerekiyor ki ülkenin tamamını korumak için bile 13 adet sisteme ihtiyaç olduğu ifade ediliyor.

O halde Rum yönetimi Kıbrıs’ta bu sistemi kime, hangi tehdit karşısında satın almak istiyor?

**

İsrail daha önce de, bu hava savunma sisteminin 2 bataryasını, 373 milyon dolara ABD'ye satmış.

Amerikan ordusu envanterine eklemiş.

2014'te yapılan bir anlaşma ile Demir Kubbe füzesinin bazı önemli parçalarının ABD'de üretileceği de açıklanmıştı ki -Obama’nın bile 223 milyon dolar ödenek istediği- asıl sponsor da zaten Kıbrıs’ı halen “iki devlet” şeklinde haritalamaya devam eden Pentagon

Güney Kore de aynı sistemden almak için temaslara başlamıştı; Hatta Romanya ve Singapur’un da sistemi aldığı söyleniyor.

Hindistan ise satın almak için 2017'de 2 milyar dolarlık bir anlaşma imzalamış.

Hatta 2016’da İsrail’in Azerbaycan’a da bu sistemi -Ermenistan'ın Rusya'dan aldığı savunma sistemine karşı- sevk etmeye hazırlandığı basına yansımıştı.

Azeri bir vekilin bu konuda tuhaf bir demeci dahi mevcut!

Tabi şimdilerde Rusya ve Türkiye Avrasyacılığı’nın ortak mihenk taşı “Ermenistan barışı” varken bu durum anlamsız olsa gerek!

**

Gelelim esasa;

“O halde Rum yönetimi Kıbrıs’ta bu sistemi kime, hangi tehdit karşısında satın almak istiyor?” diye sormuştuk.

İlk anda bu hamlenin Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400’lerine karşı yapıldığı; bataryalardan birinin öyle ya da böyle KKTC’ye konuşlanacağı öngörüsü değerlendirilmişti.

Ancak zaten uzunca bir süredir hava savunmalarını güçlendiren Rumların, Doğu Akdeniz’de devam eden gerilimler karşısında Türkiye’nin KKTC Geçitkale Havalimanını İHA-SİHA üssüne dönüştürmesi ve bunu daha da “büyütmek” istemesi karşısında Demir Kubbe’yi “ilave bir destek” olarak gördüğü daha mantıklı bir analiz olacaktır…

Ne var ki biz bu sütunda “derin kulakları” kabartmak, daha başka bir soru sormak istiyoruz;

1997’de Rus S-300’leri konuşlandıran ve tarihe “Güney Kıbrıs füze krizi” olarak geçen hadise de nazar-ı dikkate alınıp hatırlandığında Rumlar acaba; belki de İsrail üzerinden coğrafyamıza lişkin hangi “derin dünya” istihbaratına sahipler ki bu girişimi “1 taşla 4 kuş” sıklet merkezi çerçevesinde hayata geçirmek istiyorlar?

İngiliz Üsleri ile Trodos dağlarındaki “gizemli tesisleri” de bu noktada tefekkür etmek lazım.

Unutulmamalıdır ki Ukrayna, bugünkü haline son birkaç yılda değil…

Oyula oyula, işlene işlene 15-20 yılda geldi ki şimdi bu karmaşanın ne vakit netleşeceğini kimse bilemiyor.

Bunu, belki de Türkiye’de her 10 kişiden 8’inin “hiç duymadığı” Münhasır bir Ekonomik Bölge’den (MEB)  yoksun Mavi Vatan’a “mavi su..” diyenlere, diyebilenlere sormak lazım.

Üstad”ları bilebilir…  

https://www.youtube.com/watch?v=8kAyqbKwd1o

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Vatan MEHMET yazıları